Ümit Kocasakal’dan ‘helalleşme’ tepkisi: Siz kimsiniz Kemal Bey?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım’ sözlerine eski İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal’dan çok sert tepkiler geldi. ‘Siz kimsiniz Kemal Bey? Genel başkan olmanız, size sonsuz ve sınırsız bir yetki ve güç mü veriyor’ diye soran Kocasakal, ‘Asıl CHP'nin tarihi, ilkeleri, ideolojisi ile hiç bir ilgisi olmayan, programını açık açık çiğneyen, haksız yere Partinin toplumsal algısına, kurumsal kimliğine ve itibarına zarar veren bu çizgi ve anlayışla helalleşilmeli, daha doğrusu haramlaşılmalıdır!’ dedi.

Ümit Kocasakal’dan ‘helalleşme’ tepkisi: Siz kimsiniz Kemal Bey?

VERYANSIN TV

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Geçmişte partimizin de hataları oldu; helalleşme yolculuğuna çıkma kararı aldım..." şeklindeki açıklamasına yönelik tepkiler sürüyor.

Gazeteci Melih Aşık’ın “Kemal Bey geçmişte pek çok topluluğu mağdur ettiklerini söylüyor, onların temsilcilerinden helallik isteyecek yani özür dileyecek, af isteyecekmiş… Kendisi bu hakkı kendinde nasıl buluyor? Yetkiyi kimden alıyor?” diye sormasının ardından bir tepki de eski İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal’dan geldi.

Kocasakal, “Anlaşılıyor ki "af dilenip", "helalleşilecek" ve bu şekilde kapatılacak ilk yara "Dersim katliamı"!” yorumunda bulundu. ‘Siz kimsiniz Kemal Bey? Genel başkan olmanız, size sonsuz ve sınırsız bir yetki ve güç mü veriyor?’ diye soran Kocasakal, “Bu köklü Partinin sizi de bağlayan bir tarihi, kültürü, geleneği, daha önemlisi ideolojisi, ilkeleri ve programı yok mu? Bu ilkeleri ve programı açık açık çiğneme, cumhuriyetin kurucu Partisini töhmet altında bırakma, itibarını zedeleme hakkını size kim veriyor?” ifadelerini kullandı.

Ümit Kocasakal’ın Twitter hesabından yaptığı açıklamalar şöyle:

“Duydunuz mu? Kemal Bey (Kılıçdaroğlu) "helalleşme yolculuğuna" çıkma kararı almış! "Kendisinin liderliğini yaptığı Partinin de (CHP) geçmişte yarattığı derin yaralar varmış"! Bu "yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna" çıkıyormuş!

"Geçmişin arabaları ile hiç bir yere gidilemezmiş! Geçmişte kırdıkları korkuttukları topluluklarla bireylerle, farklı hayat tarzı temsilcileriyle buluşacakmış! Affetmeyi ve affedilmeyi kucaklayarak helallik istemeyi başarmak gerekiyormuş! Bu, iktidardan daha önemli bir vizyonmuş"!

Ya işte böyle ! Deneyimli gazeteci Melih Aşık, maksadı gayet güzel özetlemiş. Eline sağlık. Bir kere helalleşmek ne demek? Yapılanı kabul etmek, özür dilemek demek. Hani meşhur "yüzleşmek" var ya, onun gibi. Peki CHP'nin geçmişte yarattığı ve "kapanmayan" "derin yaralar"neler?

CHP milletvekili Orhan Sarıbal'ın "Dersim katliamı" üzerinden kiminle hesaplaşıyordu? Ona açıkça sahip çıkan grup başkanvekili Özgür Özel; "Biz Dersimli bir ailenin çocuğunu genel başkan yaparak Dersim ile helalleştik" derken hangi "yara" dan söz edip, neyi kabulleniyordu?

‘KAPATILACAK İLK YARA ‘DERSİM KATLİAMI’’!

"Helalleşme" adı altında kimi, kimleri katliamcı ilan ediyordu? Ama lafa gelince Atatürk'ün partisi, ama lafa gelince Atatürkçüsünüz değil mi?Anlaşılıyor ki "af dilenip", "helalleşilecek" ve bu şekilde kapatılacak ilk yara "Dersim katliamı"!

Seyit Rızayı da onursal üye yaparsınız artık! Başka hangi yaralar ola, kimler mağdur edilip üzülmüş, kimlerden af dilenip, kucaklaşılıp helalleşilecek? Bugüne dem yapılan açıklamalara bakılırsa herhalde sırada İskilipli Atıf ve Çerkez Ethem olmalı! Başka?

Tarikat ve cemaatler olabilir mi? Özellikle Said-i Nursi? Arkadan Şeyh Said! Ha tek Parti dönemindeki zulümler unutulmaz herhalde! Ya, neler yaptı o CeHaPe! İmam Hatiplere ve başörtülülere yönelik zulümler de atlanmamalı tabi! Ya milletin bir gecede dilinden mahrum bırakılması!

Ha tabi etnik kimliklerin tanınıp, ana dilde eğitim meselesi de unutulmamalı! Ülkede "zulüm görmüş" bütün etnik ve dini (mezhepsel) kimliklerden, hatta tüm alt kimliklerden özür dilenmeli ve helalleşilmeli! Öyle ya CHP bu kesimleri çok "mağdur etti", "derin yaralar" açtı!

‘TİŞÖRTLERDE 1919, ZİHİNLERDE 1915 VAR’

Bu arada her ne kadar, maratonlarda tişörtlerde 1919, 1923 varsa da, sayın Çelebi'nin dediği gibi zihinlerde 1915 var. O nedenle 1915 Ermeni soykırımı ile de "yüzleşilmeli", helalleşilip kucaklaşılmalı. Herhalde 1919 Canan Hanımı kıracak halleri yok!

Zaten 24 Nisan, 23 Nisandan önemli değil mi? Valla liste uzundur herhalde, yolculuk bayağı uzun sürecek gibi! Bakın, dünyanın en büyük Anayasacısı kabul edilen Maurice Duverger şunu söylüyor:

“Türkiye’de o dönemki tek parti iktidarı (CHP) dönemin koşullarından doğan bir iktidar olduğu gibi, bir tek parti iktidarından beklenmeyecek ölçüde hoşgörülü ve demokratik idi”. Her dönem, kurum ve olay, o dönemin şartlarına göre değerlendirilir.

‘SİZ KİMSİNİZ KEMAL BEY?’

Tek parti iktidarı, o dönemin şartlarının zorunlu bir ürünü olduğu gibi, genç Cumhuriyetin yaşaması ve kökleşmesi için ne gerekiyorsa onu yapmıştır. Hatta bugün yaşananların bir sebebi de, çok partili hayata erken geçilmesidir.

Böylece yeşerecek zemin bulamayan karşı devrim, bir anda hayatiyet ve ivme kazandı. Mesela Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına bir bakın! Şimdi kritik sorulara geldik: Siz kimsiniz Kemal Bey? Genel başkan olmanız, size sonsuz ve sınırsız bir yetki ve güç mü veriyor?

Bu köklü Partinin sizi de bağlayan bir tarihi, kültürü, geleneği, daha önemlisi ideolojisi, ilkeleri ve programı yok mu? Bu ilkeleri ve programı açık açık çiğneme, cumhuriyetin kurucu Partisini töhmet altında bırakma, itibarını zedeleme hakkını size kim veriyor?

‘ATATÜRKÇÜ YAZAR ÇİZERLER BUNA NE DİYECEK?’

CHP tabanı, örgütü buna sessiz mi kalacak? Peki o anlı şanlı, güvenilir, dürüst, en Atatürkçü yazar çizerler buna ne diyecek? Gerçi şimdiye dek, benzer durumlarda ne dediler ki? Üstelik öyle ya, 29 Ekim, 10 Kasım değil, yani bayram seyran değil, ne diye topa girilsin?!

Partiyi töhmet altında bırakan bir söylemde ve eylemde bulunma cesareti nereden geliyor? İşte bu sessizlik ve onaylayıştan. Çünkü meydanı boş buluyorlar. Bu anlayış ve çizgi, asla CHP'yi temsil etmiyor, edemez.

‘ASIL BU ÇİZGİ İLE HARAMLAŞILMALI’

Bakın açık söylüyorum: Asıl CHP'nin tarihi, ilkeleri,ideolojisi ile hiç bir ilgisi olmayan, Programını açık açık çiğneyen,haksız yere Partinin toplumsal algısına, kurumsal kimliğine ve itibarına zarar veren bu çizgi ve anlayışla helalleşilmeli, daha doğrusu haramlaşılmalıdır"!

Hiç kimsenin, CHP'yi töhmet altında bırakacak bu tür söylem ve eylemlerde bulunma hak ve yetkisi yoktur. Bu kesin ve olabilecek en ağır parti suçudur ve derhal gereği yapılmalıdır.

‘LÜTFEN HAREKETE GEÇİN’

İhraç edilmiş ancak kağıt üstünde değil, gerçek ve kökten bir CHP’li olarak Partililere, örgüte sesleniyor ve yalvarıyorum: Lütfen artık harekete geçerek Partimizi bu işgalden, bu fütursuzluklardan kurtarın. Çok geç olmadan.

Şahsen, Kurucu Partiyi, Partimi, kurucularını, dönemin yöneticilerini haksız ve mesnetsiz yere töhmet altında bırakacak, Cumhuriyet düşmanlarına koz verecek hiç bir kucaklaşma ve helalleşmeyi kabul etmiyorum, etmeyeceğim. Bu tür tüm girişimleri reddediyor ve kınıyorum.

Lütfen sessiz ve tepkisiz kalmayın. Partimizi ilkelerine ve programına yabancı bir avuç kişiye bırakmayın.