Üst üste geldi: Hükümet yazarları Erdoğan'a 'alarm' veriyor!

"AK Parti yönetiminin bu hava içinde 2023 seçimlerine gitmesi çok yanlış olur... Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yakın çalışma arkadaşları acaba gelişmelerin farkındalar ve gerekli tedbirleri alıyorlar mı?... İnşallah gereken bir an önce yapılır. Çok geç olmadan..."

Üst üste geldi: Hükümet yazarları Erdoğan'a 'alarm' veriyor!

VERYANSIN TV

Hükümet basınının köşe yazarlarında son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "ekonomik" uyarılarda dikkat çeken bir artış gözlerden kaçmıyor.

Ekonomik gidişatın Erdoğan'ın 2023 planlarını sekteye uğratacağının altını çizen son yazıyı bugün Mehmet Barlas kaleme aldı. Türkiye gazetesi yazarları Fuat Uğur ve Süleyman Özışık da üst üste aynı uyarıları köşesine taşıdı.

Sabah gazetesi başyazarı Mehmet Barlas, "Salgınla gelen yasaklar geniş kitleleri çok olumsuz etkilemiştir. AK Parti yönetiminin bu hava içinde 2023 seçimlerine gitmesi çok yanlış olur" görüşünü savundu. 

Barlas yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Özellikle Amerika Birleşik Devletleri artık eskisi gibi değildir. Bir avuç sosyal medya patronunun düşünce dünyasına ve özgürlüklere hükmettiği, totaliter bir ülkedir Amerika... Başkan seçimindeki hileler görmezden gelinmekte ve Amerikan toplum yaşamından Trump'ın çıkartılması için mümkün olan her şey yapılmaktadır....

Bize gelince... Salgınla gelen yasaklar geniş kitleleri çok olumsuz etkilemiştir. AK Parti yönetiminin bu hava içinde 2023 seçimlerine gitmesi çok yanlış olur. Yani normale dönüş hemen başlatılmalı ve kapalı işletmeler, lokantalar falan hemen açılmalıdır.Çok çarpıcı olaylarla dolu zamanları yaşamaktayız. Bunları gözden kaçırmamak gerekiyor."

Türkiye yazarı Fuat Uğur da dünkü yazısında fiyatlardaki artışa dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yakın çalışma arkadaşları acaba gelişmelerin farkındalar ve gerekli tedbirleri alıyorlar mı?" diye sordu.

Uğur'un yazısının ilgili bölümü şöyleydi:

"(...) Gıda sektöründe endüstriyel ürünlerdeki fahiş artışları takip edebilmek neredeyse imkânsız hâle geldi. Bunları kontrol eden kimse var mı?

Misal, Tariş bir kooperatif değil mi? Onlar bile zeytinyağlarına yüzde 100’den fazla zam yapmış. Son kullanma tarihine baktığımda 2019’un ürünü olduğunu anlamama rağmen.

Devlet vatandaşını mağdur etmemek için kısıtlı bütçesiyle milyarlarca lira para harcıyor, ama devletin millete aktardığı o paraları sınırlı bir sermaye grubu ve fırsatçılar vakum gibi emiyor ve âdeta sebepsiz zenginleşiyor. Sonra da bankalardaki döviz mevduatı rekor artışla 235 milyar doları buluyor. Neden acaba?

Üreticinin tarlada ürettiğini üç kuruştan alıp market ve pazar tezgâhlarında 5 kat daha fazla fiyata satanları gören yok mu?

Türkiye korkunç bir salgın ile baş etmeye çalışırken daha OLAĞANÜSTÜ BİR DÖNEM ne zaman olur acaba?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve yakın çalışma arkadaşları acaba gelişmelerin farkındalar ve gerekli tedbirleri alıyorlar mı?

Halkı kafasına göre ürünlere zam yapanlardan devlet korumayacaksa kim koruyacak?

'SANDIK BAŞKA BİR ŞEY SÖYLER HATIRLATAYIM'

Millet Kasabanın Sırrı filmindeki gibi susuyor inanın. Sebebi şu içinden geçtiğimiz olağanüstü salgın dönemi. Devlete, hükûmete canından, sıhhatinden feda ederek avans veriyor ama 2023’te sandık başka bir şey söyler hatırlatayım.

Dün Süleyman Özışık kardeşimin yazdığı gibi temel gıda maddelerine, yani pirinç, makarna, su, et, süt, yumurta, peynir, sebze, meyve, protein ve yağ gibi maddelere üreticiyi de mağdur etmeden sabit fiyat uygulaması getirilmesi gerekiyor.

Kanuni’nin sözünü unutmayalım.

'Olmaya devlet, cihanda bir nefes sıhhat gibi.'

O yukarıda tarif ettiğim GÜÇLÜ DEVLET böyle giderse 2023’te hiçbir işe yaramayabilir, korkum o."

'MARKETE GİRMEK NEREDEYSE MÜMKÜN DEĞİL'

Yine Türkiye yazarı Süleyman Özışık, 13 Ocak günlü yazısında, "Marketlere girmek artık neredeyse mümkün değil. Pandemiden önce 2 liraya aldığımız ürün şu anda neredeyse 7-8 katı fiyatla satılıyor. Temel gıda malzemeleri neredeyse 10 katı zamlanmış durumda" ifadelerini kullandı.

Özışık şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'de vatandaşlar gündelik polemiklerde elbette millî ve manevi değerlerine sahip çıkıyor ama ekonominin getirdiği sıkıntıları da yok saymıyor.

Yaşanan her sıkıntı hükûmetin karnesine eksi puan olarak yansıyor...

Sabır taşı çatlamak üzere. Herkesin burnundan soluduğu bugünlerde vatandaşa nefes aldıracak bu uygulamaların hemen, acilen devreye sokulması gerekiyor. 

İnşallah gereken bir an önce yapılır.

Çok geç olmadan..."

'VATANDAŞLARIN YÜKÜ 10 KAT ARTTI'

Özışık'ın yazısının satır başları şöyleydi:

"(...)Yani aslında kendi içimizde yaşadığımız sıkıntılar, dünyanın her köşesinde yaşanıyor.

Ha, bizde durumun biraz daha kötü olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet, bunu söyleyebiliriz.

Çünkü biz gerek kırılgan ekonomi gerekse pandemi öncesi Trump yönetiminin ülkemize yönelik yaptığı dolar operasyonu nedeniyle çok kötü bir sürece girmiştik zaten. Pandemi bu süreci tam anlamıyla bir kâbusa çevirdi.

Bunun üstüne bir de her ürüne getirilen fahiş zamlar vatandaşın ekonomik yükünü 10 kat artırdı.

Zaten dikkat ederseniz kimse pandemiden dolayı yaşanan sıkıntıları dert etmiyor. Herkesin ortak isyanı, bu süreçte fırsatçılık yapanların tepeden tırnağa her kaleme yaptığı zam oranları...

Sıralamak gerekirse...

Marketlere girmek artık neredeyse mümkün değil. Pandemiden önce 2 liraya aldığımız ürün şu anda neredeyse 7-8 katı fiyatla satılıyor. Temel gıda malzemeleri neredeyse 10 katı zamlanmış durumda.

Elektrikten suya, doğalgazdan bina aidatlarına varıncaya kadar her şeyin fiyatı uçmuş durumda. Kirası 3 bin lira olan dandik bir sitenin aidatları bile 800-900 lira inanabiliyor musunuz?

Öyle bir cendere ki...

Döviz yükselince her şeye zam geliyor mu? 

Geliyor...

Peki döviz düşünce konulan zamlar geri alınıyor mu?

Hayır!

Hatta bir zam daha yapılıyor. 

Bu büyük ve korkunç bir adaletsizlik. Burada iş mevcut hükûmete düşüyor. Fahiş zam yapanların yakasını bırakmamak gerekiyor. 

Bir kafede sigara veya nargile içilip içilmediği nasıl dakika başı denetleniyorsa, firmaların yaptığı zamlar da aynı şekilde denetlenmeli.

Ama bu maalesef yapılmıyor.

Madem bu denetimler yapılamıyor, o zaman hükûmetin bu konuya kalıcı bir çözüm bulması gerekiyor.

'HÜKÜMETİN YAPTIĞI ZAMLAR...'

Altını çizerek söylüyorum.

Temel gıda maddelerine, yani pirinç, makarna, su, et, süt, yumurta, peynir, sebze, meyve, protein ve yağ gibi maddelere sabit fiyat uygulaması getirilmesi gerekiyor.

Sigaraya ve ekmeğe getirilen sabit fiyat uygulaması gibi bir uygulamadan bahsediyorum. "Arkadaş, pandemi sürecinde bu ürünlere zam yapılmayacak" diye bir kanun uygulanması gerekiyor.

Ayrıca...

Kira ücretlerine, aidat ücretlerine de en az bir yıl boyunca zam yapılmaması yönünde bir kararın hükûmet eliyle uygulanması gerekiyor. Hatta gerekirse aidat ücretlerinin yarı yarıya düşürülmesi gerekiyor.

Ve tabii ki hükûmetin yaptığı zamlar...

Yol ücretleri, köprü ücretleri, akaryakıt ücretleri, her türlü vergi ücretleri gibi kalemlerde esneklik göstermesi ve hatta yarı yarıya fiyat uygulaması getirilmesi gerekiyor.

Bunlar yapılmadığı sürece vatandaşın bu süreci atlatabilmesi mümkün değil.

Pandemi dünya genelinde pek çok hükûmetin ve dahi devletin yok olup gitmesine neden olacak. 

Türkiye'de vatandaşlar gündelik polemiklerde elbette millî ve manevi değerlerine sahip çıkıyor ama ekonominin getirdiği sıkıntıları da yok saymıyor.

Yaşanan her sıkıntı hükûmetin karnesine eksi puan olarak yansıyor...

Sabır taşı çatlamak üzere. Herkesin burnundan soluduğu bugünlerde vatandaşa nefes aldıracak bu uygulamaların hemen, acilen devreye sokulması gerekiyor. 

İnşallah gereken bir an önce yapılır.

Çok geç olmadan..."