Türk havacılık tarihinin en önemli kişilerinden olan ilk sivil ve askeri uçağı yapıp ilk özel hava yolu şirketini kuran Vecihi Hürkuş, aynı zamanda hava savaşlarında düşman uçağını ilk düşüren kişidir.
Hayatı mücadele, anlaşılamama ve hayal kırıklıklarıyla geçen Vecihi Hürkuş’un hayatı son yıllarda iki ayrı oyunla tiyatro sahnesinde de sahneleniyor.
Mansur Erk’in Meddah geleneğine uygun biçimde yazdığı “Ben Tayyareci Vecihi Hürkuş”, uyaklı dili ile akıcı ve zengin bir anlatım olanağı sunuyor. Orhan Karataş’ın sahneye koyduğu oyunda T. Murat Demirbaş başarılı bir oyun sergiliyor.
Yazar ve yönetmenliğini Yasin Çetin’in yaptığı, Ensar Kaplan, Ziya Öztürk, Sevim Erdoğan, Özgür Uysal, Oğuz Cabir Arslan, Mustafa Çeğindir ve Orkun Başarır’ın rol aldığı Ben Vecihi oyunu Tekamül Tiyatrosunca oynanıyor.
Vecihi Hürkuş hayranları ise her geçen gün çoğalıyor. Vecihi Hürkuş’la ilgili bazı ilginç bilgileri sizler için derledik:
-İlk Türk uçağı VECİHİ K-VI ile uçuşu nedeniyle cezalandırılınca “İlk Türk Tayyaresini Nasıl Yaptım ve Nasıl Taltif Edildim?” yazısını bizzat kendi yazıyor, röportaj vermiyor. Yaşadıklarını çok edebi bir dille yazıyor: “Ölüme mahkûm hasta yavrusunun başında bekleyen bir baba gibi, her gün uçağımın yanına gidip onu okşuyordum” diyor. 15 dakikalık bir uçuş yapıyor. Yere indiği zaman arkadaşları uçağın önünde kurban kesiyor. Omuzlarına alıyorlar. Gizlice uçuş yaptığı için 10 gün ev hapsine çarptırılıyor ve maaşının yarısının kesildiğinden bahsediyor notlarında. “Ama biz burada asker olduğumuzu unutmuştuk, emirlere karşı gelmiştik” diyor.

-Hava cephesinde mücadele etmek için Maltepe Tayyare İstasyonunu’ndaki bozuk uçakları arkadaşlarıyla beraber tamir ederek Atatürk’ün yanına geçmek için çaba sarf ediyor. O dönemde İngilizler İstanbul’un tamamına yayılmış ve Vecihi beyin ailesini de yakın takibe almışlar. Mahalle esnafları da Hürkuş ve arkadaşlarının kaçacağını ve borçlarını ödemeyeceğini düşündükleri için İngilizlere destek olmuşlar. Fakat uçaklardan biri Mudanya’da tellere takılıyor, biri de arızalanıyor ve uçakları götüremiyorlar. Hürkuş, notlarından tayyarelerinden “beyaz kuşum” diye bahsederek üzülüyor.
-Vecihi Hürkuş 1942 yılında, 1915 ve 1925 yılları arasındaki yani 1. Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı anılarını bir kitapta toplamış ve bunu yayınlamış. Küçük defterlere, Osmanlıca notlar tutmuş. Bu notlarda uçuşlarını, uçağının arızalarını ve günlük hava durumlarını yazmış.

-Hürkuş, 1948-49 yıllarında havacılıkla ilgili dergiler çıkarmış. Yazıların çoğunu kendisi yazmış. Örneğin; Kafkas cephesinde bir savaş uçuşunda Rus karargâhlarını bombalamış. Dönüşte korkunç bir fırtınaya yakalanmış. Uçağın motorları tüm gücüyle çalışmasına rağmen havada asılı kalmış, fırtınada ilerleyememiş. 3 bin metre yükseklikte havada fırtınanın gücü nedeniyle uzun süre sabit kalan uçağa 2 bin 200 metrede bulunan Rus birlikleri ateş etmişler. Korkunç bir mücadele ve tehlikenin sonrasında üslerine salimen indiklerinde uçakta 85 mermi ve şarapnel deliği saymış arkadaşları. Yüzünde ceviz büyüklüğünde donmuş kanı havadayken hissetmemiş bile. Bu ayrıntıları Hürkuş, kendisi anlatıyor.

-Vecihi Hürkuş, hangardaki tezgâhında Vecihi 15’in üzerinde çalışmaya başladığı zaman Nuri Demirağ tanışmak için ziyarete geliyor. Vecihi Bey’in hangarını gezen, Demirağ, çok etkileniyor. “Ben sana nasıl yardım edebilirim?” diyor. Vecihi Bey de, yeni bir uçak projesi olduğunu ama kendisine 5 bin liranın lazım olduğunu söylüyor. Demirağ bu parayı sağladığında, Vecihi Bey, Vecihi 15’i tezgâhtan indirip, Vecihi 16’yı yapıyor. Nuri Demirağ’a jest olarak da üstüne ”Nuri Bey” yazdırıyor. Cumhuriyet Halk Fırkası İstanbul il örgütü de kendi aralarında bin lira para topluyor. Bu nedenle uçağın kuyruğuna da altı oku yaptırıyorlar. Bu sponsorluk adına teşekkür anlama geliyor. Vecihi 16; 1933’te bitiyor. Vecihi Bey, uçağını Beşiktaş’ta Demirağ’ın konağının üzerinde turlayarak, uçağın bittiğini haber veriyor. Demirağ ise, bu uçağın Vecihi Bey’in pilot okulunda (Vecihi Sivil Tayyare Mektebi – VSTM) eğitim için kullanılmasını istiyor.
-Vecihi Hürkuş, özellikle 1930’lu yıllarda çok tanınıyor. Gittiği her yerde çok büyük ilgi görüyor. Geniş bir halk kitlesi onu karşılıyor. Duran uçağı seyrediyor insanlar. “Vecihi Bey, Bugün Şehrimize Geldi” diye gazeteler manşet atıyor. Halkın ve basının ilgisi çok fazla. Çünkü Vecihi Bey, yurt turlarında, halkın yerde bile görmediği uçakla, şehirlere, kasabalara iniyor, isteyenleri uçağıyla gezdiriyordu. O dönem tur bölgesinde doğan çocukların büyük kısmına “Vecihi” adı verilmesi de bundandır.

-Hürkuş’a 23 Nisan 1931’de Uluslararası Uçuş Sertifikası verilince, uçağını sökerek yüklediği trenle gittiği Prag’dan uçarak Türkiye’ye geliyor. Bu uçuş, bir Türk uçağının Avrupa semalarındaki ilk ve tek uçuşudur aynı zamanda. Gelirken öyle keyifli geliyor ki yolda Tuna Nehri kıyısına iniyor ve orada çay kahve içiyor.
-Hem yöneticilerin hem halkın çok ilerisindeydi. Onların dünya görüşü Vecihi Beyinkiyle uyuşmuyor. Vecihi Bey’in en büyük ideali sivil havacılığın kurulmasıydı. O kendi inancı, disiplini, dirayeti ile hareket etmiş. O dönemdeki bürokrasi de çok ağır işliyormuş. İsmet İnönü, Adnan Menderes, Süleyman Demirel dönemlerinde de çok sıkıntılar çekmiş. Onun hayatı her zaman mücadelelerle geçmiş. En büyük ideali sivil havacılığın kurulmasıydı.
-Vecihi Hürkuş yaptığı onca şeye rağmen, 1969 yılında vefat ettiğinde, cenazesinde sadece 16 kişi vardı.
VECİHİ HÜRKÜŞ KİMDİR? VECİHİ HÜRKUŞ’UN ÖZ GEÇMİŞİ
Vecihi Hürkuş 18.1.1896’da İstanbul’da doğdu. Feyz-i Ati Osmaniye Rüştiyesi ve Üsküdar Paşakapısı İdadisinin ardından sanata olan yetkinliği nedeniyle Tophane Sanat Okuluna yazılmış ve bitirmiştir.
1914 yılında İstanbul-Kahire seferi sırasında Fethi Bey, Nuri Bey, Sadık Beylerin şehit olmalarından çok etkilenmiş ve tayyareci olmaya karar vermiştir. Yeşilyurt Tayyare Makinist Mektebi’nden küçük zabit olarak 1915 yılında mezun olmuştur. Makinist olarak bağdat Cephesi’ne tayini çıktı. Orada 2 Şubat 1916 tarihinde tecrübe uçuşunda uçak kazasında yaralanarak İstanbul’a dönmüştür.Geçirdiği kazaya rağmen pilot olmaktan vazgeçmemiştir.
Kendisini tam elli yıl göklere bağlayacak olan Yeşilköy Tayyareci Mektebi’ne girerek tayyareci (pilot) olur.
Pilot olarak ilk uçuşunu 21 Mayıs 1916 tarihinde yapmış, 15 Kasım 1916 tarihinde tahsilini bitirerek pilot diplomasını almıştır. 1917 Sonbaharında Kafkas Cephesi 7. Tayyare Bölüğü’ne gedikli erbaş olarak atanmıştır. Orada bir Rus uçağı düşürerek Kafkas cephesinde uçak düşüren ilk tayyareci olur. 8 Ekim 1917 günü bir hava savaşında yaralanarak düşünce Ruslara esir olmadan önce uçağını kaptırmamak için uçağı yakar. Esir olarak Hazar Denizindeki Nargin Adası’na gönderilir. 1918 yılında Azerbaycan Türklerinin yardımı ile adadan yüzerek kaçar, yürüyerek Musul’a oradan da İstanbul’a döner. İstanbul’un işgalinde Kuvva-i Havaiyeci arkadaşlarıyla birlikte 7 Haziran 1920’de Aanadolu’ya üç uçak uçurmaya çalışmış ama başaramamıştır.
Altı tayyareci arkadaşıyla birlikte Malta Adasından esaretten dönen askerlerin arasına karışıp gizlice Harem’den kaçan bir gemiyle Mudanya’ya kaçar. Oradan Bursa ve Eskişehir üzerinden Konya’ya ya giderek Kurtuluş Savaşı’na katılır. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in ordusunda Vecihi “Sivil Tayyareci” olarak kayıtlara geçmiştir. 1. İnönü ve 2. İnönü Sakarya Savaşlarında yaptığı keşif uçuşunda Yunan ordusunun geri çekildiğini kumandanı İsmet İnönü’ye rapor ederek Türk Ordusunun hücum etmesini sağlamıştır.
15 Ağustos 1920 günü Konya Alaşehir üzerinde Kurtuluş Savaşı’nın ilk uçuşunu ve Alaşehir’e gitmekte olan Yunan ordusuna bomba atarak ilk hava muharebesini yapmıştır. 14 Eylül 1922 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nda Seyidköy Hava Meydanı’na inerek son uçuşu yapan yine Vecihi Hürkuş’tur. TBMM’de üç defa takdirname alarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazanmıştır. Savaş sonrası İzmir Seydiköy’de açılan Tayyare Okulunda yeni tayyarecileri eğitmeye başlamış kara ve deniz okulunda öğretmenliğinden başka fen işleri ile de uğraşmıştır.
İLK TÜRK UÇAĞINI YAPAN VECİHİ HÜRKUŞ
Vechi Hürkuş hem Birinci Dünya Savaşı’nda hem Kurtuluş Savaşı’nda değişik marka ve modelde Fransiz, Alman, İngiliz uçaklarıyla uçmuş ve bunları tamir etmeyi de başarmış, bakımlarını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında çektiği sıkıntılar onda neden kendi uçağımız yok düşüncesini doğurmuş uçak tasarlayarak ilk Türk uçağını yapmayı başarmıştır.
1923’te arazılandığı için Edirne’de İtalyanlarca terk edilen uçağı tamir için çağrılır. Kısa zamanda uçağı tamir eder ve Kaproni tipi iki motorlu uçağı oradan uçurarak İzmir’e getirir. Bunun üzerine Hava Kuvvetleri Müfettişi Muzaffer Bey onu takdir eder ve o da uçak yapma projesini Albaya açar. Muzaffer bey uçak yapmasına izin verir.
Böylece henüz Cumhuriyetimiz ilan edilmeden 24 Haziran 1923’de Tayyareci Vecihi K-VI uçağı tasarlar ve arkadaşlarıyla birlikte Halkapınar Tayyare Atölyesinde motoru savaştan kalan Yunan uçaklarından alınarak diğer tüm aksamları yerli olarak imal eder.
On dört ayda bitirilen uçak Seyidköy Hava Meydanına getirilir. Testleri başarıyla tamamlanır. Vecihi 28 Ocak 1925’te tek başına tecrübe uçuşu yapar ve 15 dakika havada kalır.
Uçak Avrupa’daki muarızlarıyla aynı teknik kaliteye sahiptir belki de onlardan üstündür. Maalesef bu girişim desteklenmemiştir. Bugün uçak sanayimizin Fransa uçak sanayiyle aynı düzeyde olması mümkün olabilirdi.
Havacılık sanayini ülkemizde kurma ideali yabancı ülkelerde aranırken yanı başımızdaki Vecihi görmezden gelinmiştir.
Bu yüzden Hava Kuvvetlerindeki tüm görevlerinden istifa eder ve kurulmakta olan Türk Tayyare Cemiyeti’ne (Şimdiki Türk Hava Kurumu) katılır. Türk Hava Kurumu’nun kurucu 5 üyesinden biridir. Nizamnamenin hazırlanmasında öncü olur. Vecihi K-VI uçağını alıp THK’da eğitim uçağı olarak kullanmayı düşler ama hiçbir zaman geri alamaz.
Hürkuş THK için 1931 yılında ilk Türkiye turunu düzenledi. Bunu aynı senenin sonlarında yapılan ve Ankara, Konya, İzmit, İstanbul gibi birçok şehri kapsayan ikinci uçak turu izledi.
21 Nisan 1932’de, Sivil Tayyare Mektebi’ni kurdu. 1933 senesinde Nuri Demirağ tarafından finanse edilen Vecihi K-XVI isimliuçağı tasarladı.
Türk Hava Kurumu 1937 yılında Hürkuş’u mühendislik eğitimi alması için, Almanya’daki mühendislik okuluna gönderdi. 1939 senesinde mezun olarak ülkesine dönen Hürkuş’a iki senede mühendis olunmasının imkansızlığı gerekçesiyle uçak mühedisi ruhsatı verilmedi.
Türkiye’nin ilk sivil hava yolu şirketi olan Hürkuş Hava Yolları’nı 29 Kasım 1954 tarihinde kuran Hürkuş, T.H.Y.’nin elden çıkarttığı uçakları alıp onararak filosunu kurdu. Ancak uçaklarına düzenlenen sabotajlar, uçuşlarının gerekçesiz yere iptal edilmesi gibi nedenlerden dolayı bu projesini verimli bir şekilde sürdüremedi.
Hayatının son yıllarını büyük maddi sıkıntılar içerisinde geçiren Hürkuş, 16 Temmuz 1969’da, geçirdiği beyin kanaması sonucu kaldırıldığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastahanesi’nde hayatını kaybetti.
Yukarıda belirttiğimiz gibi cenazesinde yalnızca 16 kişi vardı.
Veryansintv.com