Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yayımlanan bir makalede, ‘Ankara’nın YPG’nin silahlandırılmasına tepki göstermesini, Kürt karşıtlığı olarak yorumlamak bilgisizliktir. Bu tıpkı El Kaide’ye karşı mücadeleyi İslamofobik olarak yorumlamaya benziyor’ değerlendirmesinde bulunuldu.
Hudson Enstitüsü Kıdemli Orta Doğu Uzmanı Michael Doran ve Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Michael Reynolds, WSJ için “Türkiye’nin ABD’ye Karşı Meşru Şikayetleri Var” başlığıyla makale kaleme aldı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin operasyon yapmayı planladığı bölgedeki ABD askerlerini çekme kararının Washington’daki birçok siyasetçi ve düşünce kuruluşundan tepki aldığına işaret edilen açıklamada, “Ancak bu eleştirileri yapan kişiler, gerçekleri göz ardı ediyor.” ifadesine yer verildi.
YPG’NİN PKK İLE TEMEL BAĞLARI VAR
Trump’ın, Suriye’nin kuzeyindeki “PKK ile ilişkili Kürtlerden” desteğinin çekmesinde haklı olduğunun vurgulandığı makalede, “Türkiye’nin güney sınırını YPG’den korumaktaki kararlılığı, genelde kötü amaçlı bir şey gibi görülüyor. Ancak, YPG’nin PKK ile temel bağları var ve bunu dönemin Savunma Bakanı Ash Carter Nisan 2016’da Kongre’de verdiği bir ifadede belirtmişti.” bilgisi paylaşıldı.
Türkiye’yi eleştirenlerin, S-400 alımını da bahane ettiği vurgulanan makalede, ABD-Türkiye ilişkilerinin sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kişiliğinden ziyade Türkiye’de artan “Amerikan düşmanlığına” da bağlı olduğuna ve Erdoğan’ı desteklemeyenlerin bile ABD’ye karşı tavır aldığına işaret edildi.
3 TEMEL SORUN
Makalede, Türkiye’nin ABD’ye karşı 3 temel sorunu bulunduğunun altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:
“Bunlardan birincisi, ABD’nin çekingen Suriye politikası. Ankara, Suriye halkının diktatör Beşşar Esed’i devirmek için çabalarını desteklerken, Washington’ın izinden gitti. Ancak Türkiye, hava sahasını ihlal ettiği için 2015’te bir Rus jetini vurduğunda, Başkan Barack Obama bu durumu Amerika’nın kilit bölgesel ortağı ile ABD çıkarlarının güçlü bir düşmanı arasındaki bir çatışmadan ziyade, üçüncü taraflar arasındaki ikili bir tartışma gibi gördü. Ankara tek başına kalınca Moskova ile uzlaşmaktan başka çaresi olmadığını fark etti. Vladimir Putin’in azmi, Obama’nın mesafeli tavrını yendi. Ve bu durum da S-400 anlaşmasına gebe bir ilişkiyi doğurdu.”
ABD TÜRKİYE YERİNE YPG’Yİ SEÇTİ
Türkiye’nin yakındığı bir diğer konunun da ABD’nin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’e ev sahipliği yapması olduğuna dikkat çekilen makalede, “ABD’nin bir dönem Ankara Büyükelçiliğini yapmış olan James Jeffrey, Suriye Özel Temsilciliği görevine gelmeden önce, ‘Gülen’in ABD’de oturması utanç verici’ demişti. Ne kadar çok Türk, ABD’nin nasıl böylesine bir rezil şahsa liman olabileceğini soruyordur?” değerlendirmesinde bulunuldu.
Makalede, Türkiye’nin üçüncü ama en önemli şikayetinin ise Obama yönetiminin 2016’da aldığı YPG mensuplarını silahlandırma ve eğitme kararı olduğuna işaret edilerek, şu ifadeler kullanıldı:
“ABD, Türkiye ile çalışmak yerine, PKK’nın Suriye kanadı YPG’yi desteklemeyi seçti. Türk halkı bu örgütü yıllardır süren bir savaşın ve on binlerce insanın ölümünün sorumlusu olarak görüyor. PKK, Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük bir tehdit teşkil ediyor ve tüm siyasi yelpazedeki Türkler, bu örgütten nefret ediyor. Ankara’nın YPG’nin silahlandırılmasına tepki göstermesini, Kürt karşıtlığı olarak yorumlamak bilgisizliktir. Bu tıpkı El Kaide’ye karşı mücadeleyi İslamofobik olarak yorumlamaya benziyor.”
ABD yi yönetenlerin aşması mümkün olmadığı durum, coğrafyamızda, ABD nin alacağı her kararda dikkate alacağı tek hedef, İSRAİL’İN GÜVENLİĞİDİR. Bu durum yakın zamanda değişmesi mümkün değildir bundan dolay bu gün Trump dönemi bitsin XXXX in dönemi başlasın , ABD , bu coğrafyada SURİYE-TÜRKİYE ve İRAN KARŞITLIĞI eylemler yapacak, kararlar alacaktır. Tüm hesabımızı kitabımızı buna göre YAPMAK ZORUNDAYIZ NOKTA
ABD nin bizden farklı böyle bir yanı var. Oturup neyi yanlış yaptık diye sorabiliyorlar. Her aklı olan insanevladı da kendisinin bile terörist olarak nitelediği bir organizasyonla doğrudan bağlantılı bir organizasyonu kelime oyunları, yeni isimler gibi çocukca ve de her tür olanak ile zorlayarak legal bir statüye sokamayacağını bilir. Tarih boyunca haklı veya haksız tarafta yer almış ama kendilerine bir legalite kazandıramayanların yenilgileri görülür.
Biraz bizimkilerin sosyal medya çalışmasıda var bu konuda. Her bireye ayrı ayrı teşekkür etmek gerek. Örneğin senatör Graham’ın “cehennemli” twitinin altinda bine yakın beğenili videolu bir cevap vardı. Senatör rütbeli görevliye sorular soruyor 3 yıl önce (sanırım WSJ da da geçen 2016 olayı)
Senatör “pkkTürkiye ye göre bir terör örgütü mu?”
Cevap “sadece Türklere göre değil biz de terör örgütü olarak görüyoruz”
Senatör soruyor “- ypg ile pkk nın ilişkisi var mi?”
Cevap “Doğrudan ilişkililer”
Senatör “Bu konuda Türkler ne diyor?”
Cevap “mırın kırın…. evet itirazlar var”
Senatör “yakın zamanda Türkiyedeydim demediklerini bırakmadılar. Durum buyken hangi akla hizmet bu yol tercih edildi”
Not. Videoyu dün seyrettim ve aklımda kaldiği şekli ile yazdim anlam aşağı yukarı buydu.
Sonuç: akıl, haklılık ve legal güç her zaman kazanır, yeterki doğrular konuşulsun doğru sorular sorulmaya cürret edilsin ve üç kuruşluk çikar için yalana riyayet edilmesin….