1. Haberler
  2. Analiz
  3. Yeni Roma’nın Kunaksa’sı: Satraplar, paralı ordular ve onurlu geri çekiliş

Yeni Roma’nın Kunaksa’sı: Satraplar, paralı ordular ve onurlu geri çekiliş

featured

Şükrü Göksoy yazdı…

Tarih bazen savaş meydanlarında değil, imparatorların kibirlerinde tekerrür eder.

Bugün “Yeni Roma” diye tanımlayabileceğimiz küresel güç merkezi, Ortadoğu anakarasında yeniden eski bir imparatorluk tiyatrosu sahnelemektedir. Bu tiyatronun merkezinde ise kendisini çağın mutlak efendisi sanan, ölçüsünü kaybetmiş, tarih bilincinden uzak, disiplinini yitirmiş bir imparatorluk aklı vardır.

Bu akıl, etrafına Ortadoğu’nun ideolojisiz, ölçüsüz, tüketim sarhoşu satraplarını toplamıştır. Bizim “yalama satraplar” diye tanımladığımız bu yerel güçler; kendi halklarının tarihinden, kültüründen, sosyolojisinden ve kaderinden kopmuş yapılardır. Doğrudan koruma talebi içinde, ölçüsüz tüketimleriyle, absürt mimarileriyle, gösterişli saraylarıyla ve tam teslimiyetçi siyasetleriyle Yeni Roma’nın sapkın imparatoruna bağlılıklarını sunmaktadırlar.

Bu bağlılık, Soğuk Savaş sonrası kurulan yeni dünya düzeniyle ve 2000’li yılların ilk çeyreğinde Büyük Ortadoğu Projesi adı altında daha da sıkı bir teslimiyet ilişkisine dönüşmüştür.

Fakat tarih, teslimiyet edenleri de teslim alanları da affetmez.

Yeni Roma’nın bugünkü imparatorluk aklı; paylaşmayı bilmeyen, güveni kendi dar kilisesinin duvarlarına sıkıştırmış, yeni pagan bir tür üretmiştir. Bu tür oldukça vahşidir. Ordusunu toplar, ordunun merkezine kilise vaizini yerleştirir, sonra Ortadoğu anakarasındaki saldırı merkezinden satraplarına güven vermeye çalışır.

Oysa ne o satraplar güvendedir ne de Yeni Roma’nın efendisi.

Çünkü tarih Kunaksa’yı hatırlatır.

MÖ 401’de Genç Kyros, Pers tahtını ele geçirmek için ağabeyi Artakserkses’e karşı yürüdü. Yanında paralı Yunan askerleri vardı. Hırsı vardı. Güç arzusu vardı. Fakat eksik olan şey daha büyüktü: ideoloji, ölçü, disiplin, halk desteği ve tarih bilinci.

Kyros ilk saldırıda öldürüldü.

İşte o anda bütün hesap çöktü. Paralı Yunan ordusu, Ortadoğu’nun kurt kapanında sıkışıp kaldı. Artık mesele saldırı değildi. Artık mesele onurlu bir geri çekilişti.

Komuta kademesi görüşme bahanesiyle bir araya getirildi ve yok edildi. Geriye başsız, şaşkın, kuşatılmış bir ordu kaldı. Fakat tam o anda sahneye Ksenofon çıktı.

Ksenofon, yalnızca bir asker değildi. O, disiplinin, sadakatin, ölçülülüğün, dayanıklılığın ve liderliğin ne olduğunu bilen bir akıldı. Ortadoğu’nun dağları, geçitleri, vadileri ve ölüm yolları içinde bir geri çekiliş destanı yazdı. Bu hikâye bugün bile askeri stratejistler tarafından okunur.

Çünkü Anabasis yalnızca bir savaş kitabı değildir. O, felaketin içinden düzen çıkarma kitabıdır. O, ideolojisiz gücün nasıl çöktüğünü, disiplinli bir iradenin ise ölüm çemberinden nasıl çıkabildiğini gösteren büyük bir tarih dersidir.
Bugün Ortadoğu’da yaşanan tablo da bundan farklı değildir.

Yeni Roma’nın sapkın imparatoru bu hikâyeyi bilir mi? Bilmiyorsa öğrenmelidir. Çünkü Ortadoğu savaşı bir türlü barışa ulaşamamıştır. Satraplar rahat değildir. Yeni Roma’nın efendisi de rahat değildir.
Pers aklı ise rahattır.

Çünkü coğrafya onun emrindedir. Tarihi iyi okumaktadır. Halk kenetlenmiştir. Savunma refleksi güçlüdür. İdeoloji ve hedef birliği vardır. Böyle bir coğrafyada yalnızca teknolojiyle, yalnızca para gücüyle, yalnızca paralı askerlerle sonuç almak mümkün değildir.

Kunaksa’da Genç Kyros’un hatası neyse, bugün Yeni Roma’nın Ortadoğu’daki hatası da odur.

Hırs, güç zehirlenmesi, ideolojisizlik, ölçüsüzlük ve paralı asker mantığı başarı için yeterli değildir.

Bir coğrafyayı anlamadan, halkların hafızasını okumadan, bölgesel kültürü çözmeden, siyasal sosyolojiyi kavramadan yapılan her saldırı, sonunda saldıranı kendi tuzağına düşürür.

Yeni Roma’nın ordusunun başını kesmeye gerek yoktur. Çünkü o baş zaten kendi cehaletiyle boşalmıştır. Kendi kilisesinin yeni pagan rahibiyle sapkınlığına kılıf uydurmaya mahkûmdur.

Yakındır.

Bir gün onlar da kendi ana karalarına doğru kaçarken “Thalatta! Thalatta!” diye bağıracaklardır.

Deniz! Deniz!

Ama o çığlık zaferin değil, geri çekilişin çığlığı olacaktır.

Bugün Persler, yalnızca kendi coğrafyalarını savunmuyorlar. Farkında olanlar için, Türkleri de bilmem kaçıncı açılım ve bölünme tehlikesinden kurtaran tarihî bir denge oluşturuyorlar.

Bunu gören var mı?

Tarih, yalnızca geçmişi anlatmaz. Tarih, geleceği uyarır.

Kunaksa’nın dersi açıktır:

İdeolojisiz güç çöker.

Ölçüsüz hırs yenilir.

Paralı sadakat dağılır.

Coğrafyayı bilmeyen imparatorluk kaybeder.

Disiplinli ve inançlı savunma ise tarihin en büyük ordularını bile durdurur.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Kaleminize sağlık ifadesi denilemeyeceği için “yüreğinize” sağlık.

  2. Güzel makale…Emeğinize sağlık, devamlarını bekliyorum…Saygılar…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!