Yeniden ‘şüpheli’ yapılan Başbuğ ifade verdi: Tarihe not düşüyorum

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Org. İlker Başbuğ'un 'şüpheli' sıfatıyla ifade verdi.

Yeniden ‘şüpheli’ yapılan Başbuğ ifade verdi: Tarihe not düşüyorum

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında “hakaret” ve “iftira” suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında, Anadolu Adalet Sarayı’nda “şüpheli” sıfatıyla ifade verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbuğ’un “şüpheli” sıfatıyla ifadesinin alınması için İstanbul Anadolu Başsavcılığına talimat yazısı gönderdi. Bunun üzerine İlker Başbuğ ifade vermek üzere avukatı İlkay Sezer ile saat 15.50 sıralarında Anadolu Adalet Sarayı’na giriş yaptı.

Başbuğ ve beraberindekilerin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında maske taktığı görüldü.

İlker Başbuğ’un ifadesinin alınması işlemi, bir saat sürdü.

İlker Başbuğ, katıldığı bir televizyon programında, FETÖ’nün siyasi ayağıyla ilgili 26 Haziran 2009’da AKP’li isimlerin imzasıyla Meclis’e getirilen yasaya işaret ederek “Bunu kim hazırladı? Tamamen FETÖ ile ilgili… Bu konu araştırılsın, FETÖ’nün siyasi ayağı ortaya çıkar” demişti.

Başbuğ’un açıklamalarına AKP cephesinden sert tepki gelmiş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bizzat dava açılması talimatı vermişti.

6 AKP milletvekilinin Başbuğ hakkında yaptığı suç duyurusu üzerine Savcılık İlker Başbuğ’u ifadeye çağırmıştı.

26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, başsavcılık çıkışında açıklama yaptı. Başbuğ’un avukatları yazılı açıklamayı basına dağıttı. İşte o açıklama:

“28 Ağustos 2008’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı olarak göreve başladım.

O gün yapılan Genelkurmay Başkanlığı Devir ve Teslim Töreni’nde yaptığım konuşmada şunu söylemiştim:

Giderek güçlenen bazı cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyal ve politik yaşamı biçimlendirmeye ve dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar.
Bu konuşmadan kısa bir süre sonra, Enver Altaylı F. Gülen’e yazdığı mektupta şunu söylüyordu:
“Yeni Gnkur. Bşk.’nın zat-ı alinize ve yapılan hizmetlere bakışı son derece menfidir [olumsuzdur]”

30 Ağustos 2010 tarihinde emekli oldum.
6 Ocak 2012 tarihinde tutuklandım.
5 Ağustos 2013’te FETÖ mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldım. Eğer o gün, Türkiye’de idam cezası kalkmamış olsaydı, bugün aranızda, hayatta olmayabilirdim. Yargıtay’ın kararı ve yeniden yargılanma neticesinde iddia edilen “Ergenekon Davası” tarihin çöplüğüne atıldı.
26 ay Silivri’de cezaevinde tutuldum, hürriyetim elimden gasp edildi.

Genelkurmay Başkanlığı görevim süresince, cezaevinde bulunduğum ve cezaevinden çıktığım günden bugüne kadar, TSK’ya karşı yürütülen komplolar ile mücadele ettim. Bu mücadeleyi bir görev ve sorumluluk olarak kabul ediyorum. Bu mücadele “Ergenekon’dan Çıkış” isimli kitabımda detaylı olarak anlatılmaktadır. Verilen bu mücadeleyi bazıları hayal bile edemez.

Bugün haksız ve anlamsız bir hakaret iddiası ile “şüpheli” sıfatıyla ifade vermeye çağrıldım.

Bu anı tarihe bir not olarak düşmek istiyorum.

Elli yıl bilfiil TSK’da görev yapan ve Türk Ordusu’nun en üst makamına gelen, geçmişten bugüne kadar yaptıkları ve davranışları herkes tarafından net olan birisi olarak, TBMM’nin manevi şahsiyetini hedef alan bir konuşma veya davranışımız söz konusu olamaz.

26 Haziran 2009 günü TBMM’ye getirilen yasa değişikliklerinden birisi Anayasa’ya aykırıdır. Bu yasa değişikliği Anayasa Mahkemesi tarafından 21 Ocak 2010’da iptal edilmiştir. Burada üzerinde durulan noktalar; Anayasa’ya aykırı bu yasa değişikliğinin kimler tarafından hazırlandığının ve bu yasa değişikliklerinden kimlerin faydalandığının, neden-sonuç ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmesi ve sorgulanmasıdır.

Takdir, Yüce Türk Milletinindir.”

BAŞBUĞ: EN ÇOK FETÖ’YÜ SEVİNDİRİR

Başbuğ, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini hedef alan açıklamalarının ardından geçen aylarda yaptığı açıklamada şöyle demişti:

“(…) Hükümet tasarısının dışında gece yarısı getirilen ve 13 dakika içerisinde kabul edilen bu iki önergeden en çok istifade eden FETÖ olmuştur. Bu iki değişiklik yapılmamış olsaydı Kayseri ve Erzincan soruşturmaları ile 2009 yılında bile FETÖ’ye ciddi bir darbe indirilebilirdi.

Göreve başladığı ilk günde FETÖ tarafından hedef alınan ve görev süresi olan iki yıl boyunca FETÖ komploları ile mücadele eden, o günlerde “FETÖ tehdidi bugün bize, yarın size” diye siyasi iktidarı uyaran bir Genelkurmay Başkanının, bugün karşı karşıya bırakıldığı bu durum herkesten önce FETÖ’yü sevindirecektir.

Dün olduğu gibi bugün ve yarın da Türk Milletine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı duymuş olduğumuz saygı ve sorumluluklarımız çerçevesinde doğru bildiklerimizi söylemekten hiçbir şey bizi alıkoyamayacaktır.”

BAŞSAVCILIK DA AYNI TESPİTİ YAPMIŞTI

26 Haziran 2009’daki tasarının FETÖ tarafından kullanıldığı tespiti sadece Başbuğ’a ait değil.

Yargı kararıyla da tescillenmiş bir durum 15 Temmuz Genelkurmay Çatı Davası’nın iddianamesinde de benzer tespitler yer alıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, “FETÖ’nün 2008-2014 yılları arasında TSK’yi ele geçirdiği” belirtilirken, 430. sayfada, “Diğer yandan generallikte rütbe bekleme süresini dört yıldan üç yıla indirerek, kendisine müzahir olmayan generalleri daha kısa sürede TSK dışına çıkarmaya çalışmıştır. Son olarak kendisine müzahir elemanların en az bulunduğu 1988 ve daha önceki yıllarda mezun olmuş subayları TSK’den tasfiye etmek için üç devreyi birden toplu olarak emekli edecek ve hizmet süresini 28 yıla indirecek kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir” değerlendirmesi yapılmıştı.