1. Haberler
  2. Analiz
  3. Yerli Fanon: Nihat Genç’in ardından

Yerli Fanon: Nihat Genç’in ardından

featured

Burak Gündüç yazdı…

Nihat Genç ile  Yerli Frantz Fanon, Nihat Genç, halkı merkeze alan öfkeli direniş dillerinde yatar. Her ikisi de entelektüel ihanete karşı durarak, aydınların halktan kopuşunu sert biçimde eleştirmiştir. Fanon, sömürge halklarının özsaygısını yeniden inşa etmeye çalışırken; Nihat Genç, Anadolu insanının aşağılanmasına, emperyalizmin kültürel ve siyasi tahakkümüne karşı millî bir uyanış çağrısı yapar. Fanon’un “siyah tenli, beyaz maskeli” aydını neyse, Genç’in “Batı hayranı, halktan kopuk” aydını da odur. Her ikisi de sisteme entegre olmuş entelijansiyaya karşı halkı özneleştiren, bağımsızlıkçı bir söylem kurar. Teorik çerçeveleri farklı olsa da, halkı onuruyla ayağa kaldırma iradeleri ortaktır: Fanon’un Cezayir’de başlattığı sömürge karşıtı çığlık, Türkiye’de Nihat Genç’in sesiyle yankı bulmuştur.

Aklını kendi omuz başında taşımaktır, aklını teslim etmemektir devrimci aydın kişiliği – tıpkı Nihat Genç gibi.

Bir kalem sustu ama yankısı duvarları çatlatacak kadar güçlüydü. Nihat Genç, bu toprakların hem vicdanı hem öfkesiydi. Halkına yabancılaşan aydınların, emperyalizme kapı kulu olan liberallerin karşısında yılmadan durdu. O, kalemini kiraya vermeyenlerin sonuncularından biriydi.

Ne zaman milletin başı sıkışsa, en önde onun sesi yükselirdi. Ne zaman halkı kandırmaya kalksalar, en gür haykırış yine ondan gelirdi. Gözünü budaktan sakınmaz, dostuna kardeş, düşmanına kükreyen bir aslan olurdu.

Nihat Genç bir yazardan, bir gazeteciden fazlasıydı. O, bu ülkenin vicdan azabıdır; unutmak isteyenlere karşı bir hafıza, yalan söyleyenlere karşı hakikatti. Onu sadece fikirleriyle değil, öfkesiyle, sevgisiyle, çırpınışıyla anacağız.

Toprağın sert ama onurlu adamı… Sesin hâlâ kulağımızda çınlıyor: “Bu ülke sahipsiz değil!”
Şimdi bu söz bize kaldı. Biz de tekrar edeceğiz: Bu ülke sahipsiz değil, Nihat Abi!
Işıklar içinde uyu.

Nihat Genç’i bir gün Tekel direnişinde gördüm. İşçinin yanında, köylünün, emekçinin safında. Sadece yazılarında değil, meydanlarda da halkın sesiydi o.

Gezi Direnişi’nde sokaklarda halkının yanındaydı. Köylünün toprak mücadelesinde yine köylünün yanındaydı. Tekel işçisinin yanında, barikatın arkasında, megafonun önünde, hep oradaydı.
Ve hep emperyalizmin karşısında dimdik durdu. Batı’nın “özgürlük” maskeli planlarına, küresel sermayenin içimize uzattığı eldivenli ellere hiçbir zaman kanmadı.
Halkı bağrına bastı. Onların öfkesini, özlemlerini, acılarını kendi yüreğinde taşıdı.

Ergenekon kumpaslarıyla orduya, millete, cumhuriyete diz çöktürülmek istenirken en öndeydi. Korkmadı. Kalemiyle, sesiyle, yüreğiyle direndi.
Açılım dediler; Nihat Genç gerçeği söyledi: “Bu, emperyalizmin oyunudur” diye haykırdı.
Milleti bölmek isteyenlere, bayrağı indirmek isteyenlere, devleti tasfiye etmek isteyenlere karşı bir kale gibi durdu.

Nihat Genç, hiçbir zaman sahte barışlara, Batı’nın “demokrasi” aldatmacalarına kanmadı. Her zaman Türk köylüsünden, Türk işçisinden, bu toprağın alın terinden yana oldu.
Köylünün tarlasını, işçinin grevini, askerin onurunu savundu.
Ne zaman Türkiye’nin başı dara düşse, en önde onun sesi yankılandı.

Ama bize kalan şey, o sesin bıraktığı izdir.
Bağımsızlık mücadelesinde bir nefer eksildi, ama onun cesareti binlerce yüreğe ekti.

Unutmayacağız Nihat Abi…
Bu ülke sahipsiz değil, bu halk sahipsiz değil.
Senin izinden gidecek çok yürek var.

Toprağın vatan kadar sert, halk kadar sıcak olsun.

Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neşemiz sıcak!
                 kan kadar sıcak
delikanlıların rüyalarında yanan
                                               o “an”
                                                 kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
ölülerimizin başlarına basarak
                                             yükseliyoruz
                                                        güneşe doğru!
Ölenler
        dövüşerek öldüler;
                               güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya.

Nazım Hikmet

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!