Yıllardır kanayan yara : Gönen Çayı'ndaki kirlilik son bulacak mı?

Balıkesir'in Bandırma İlçesi'nde 10 köye hayat veren, sulamanın yanı sıra içme suyu olarak da kullanılan Gönen Çayı'nda, çevredeki fabrika ve tesislerin neden olduğu kirliliğe yıllardır çözüm bulunamadı. 2013 yılında TÜBİTAK’ın hazırladığı raporda sudaki ağır metallerin insan sağlığına olan riskleri belirtilse de zehirli su tarım arazilerinde kullanılıyor. Bölgede son yıllarda kanser vakalarında büyük artış görülse de kirliliğe karşı yıllardır çözüm bulunmuş değil.

Yıllardır kanayan yara : Gönen Çayı'ndaki kirlilik son bulacak mı?
Yıllardır kanayan yara : Gönen Çayı'ndaki kirlilik son bulacak mı?

Gece KALAYCI / Veryansın TV

Gönen Çayı Deltası'nın Sulak Alan Alt Havza sınırları içinde 60 familyaya ait, 150 cins ve 200 bitkiye ev sahipliği yapan bölgenin en önemli çaylarından birisi. Gönen Çayı, Marmara Denizinin güneyinde yer alan konumu ile Güney Marmara´nın Susurluk Çayı´ndan sonra ikinci büyük akarsuyu. Binlerce dönümlük tarım arazisini besleyen Gönen Çayı için 2013 yılında yapılan incelemede Gönen Deri Organize Sanayi Bölgesi'nin atıklarıyla kirlenen çayın ağır kimyasallar içerdiği ve zehir saçtığı TÜBİTAK raporlarına geçmişti.

İMZA KAMPANYALARI YAPILDI

Gönen Çayı'nın kirliliği çayın aktığı Erdek Körfezi’nde de büyük kirliliğe neden oluyor. Gönen Çayı çevresinde bulunan sanayi tesislerinin, çiftliklerin girdi maliyetlerini düşürmek adına arıtma tesislerini çalıştırmaması ile birlikte çaydaki doğal yaşam büyük zarar görüyor. 

Gönenli çevreciler geçen aylarda yaşanan çevre felaketine dikkat çekmek için imza kampanyası yapmış ve toplanan yaklaşık 17 bin imzayı bölge milletvekilleri ve DSİ Genel Müdürlüğü yetkililerine teslim etmişti.

HALK SAĞLIĞI BÜYÜK RİSK ALTINDA

Ancak her türlü kampanyaya rağmen Gönen ve bölgedeki diğer akarsulardaki kirliliğe çözüm bulunabilmiş değil. Bölge milletvekilleri Meclis’e bu konu üzerine defalarca önerge verdi, görüşmeler yapıldı. Yıllar boyu söz veren yerel siyasetçiler çaydaki kirliliğe bir çözüm üretemedi.

Defalarca yapılmış incelemelere rağmen göz ardı edilen çay için bu zamana kadar kalıcı bir önlem alınmamış olmasından dolayı halk hâlâ endişesini koruyor.

Tarımsal sulamada kullanılmasının yanı sıra çok sayıda yerleşim yerinde içme suyu olarak da kullanılan Gönen Çayı'nda kimyasal atık ve ağır metal kirliliği insan ve canlı sağlığı açısından halkın yaşamını tehdit eden bir unsur olarak konumlanıyor.

TÜBİTAK raporuna göre, Gönen Çayı’na tabakhanelerden deşarj edilen atık suda yaşanan ağır metal kirliliği tavan yaparken, özellikle krom değerlerinin normalinden 92 kat fazla çıkmış olması, başta kanser olmak üzere birçok rahatsızlık için alarm zillerini çalıyor. 

GÖNEN BELEDİYESİ: BU SEFER SONUÇ ALACAĞIMIZI UMUYORUZ

Her dönem olduğu gibi yine incelemelere tabi tutulan çay hakkında bir çözüm getirilip getirilmeyeceği bilinmemesine rağmen çözüm arayışları devam etmekte.

Gönen Belediyesi'nin son zamanlarda yürüttüğü çalışmalar üzerine inceleme başlatılan çay hakkında Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekili Serkan Sungur gidilecek süreç üzerine şu açıklamalarda bulundu;

''Gönen Çayı yıllardır kanayan bir yara. Geçen günlerde Büyükşehir Belediyesi  Devlet Su İşleri ve Balıkesir Sağlık Müdürlüğü'nden bilirkişiler geldi. Büyükşehir Belediyesindeki Meclis Toplantılarında konunun yoğun bir şekilde gündeme getirilmesinden dolayı bir kaç tane numune aldılar.
Aslında buradaki hemşerilerimizin en büyük problemi de böyle bir sıkıntı olduğu zaman gelip numune alıp sonrasında hiçbir şey olmadığı. Büyükşehir toplantılarında çok büyük bir baskı yapıyoruz ve bu sefer bir sonuç alacağımızı umuyoruz.
Bununla birlikte yapım aşaması, bu çayın ıslah edilmesi Devlet Su İşlerini'nin yetkisi ve kontrolünde. Bizim Büyükşehir Belediyesi'ne yapmış olduğumuz müraacatlar ve isteklerimiz sonucu neticesinde tekrardan işlemler başladı.
Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü çıkacak numune sonuçlarına göre bir rapor hazırlayacak. O rapor neticesinde Büyükşehir Belediyesi'nin Çevre ve Sağlık Komisyonu'nda değerlendirilecek ardından Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde görüşülecek bu konu.
Bir sonuç çıkacağını düşünüyoruz. Başkanımız büyük bir baskı yapıyor çünkü vatandaşlarımızdan çok fazla ihbar geliyor.
Yıllardır çözülemeyen bir sorun bu. Ama yapmış olduğumuz çalışmalar sonucu buraya kadar gelebildik bundan sonrasında vatandaşlarımızdan ve basından aldığımız destekle bir çözüme ulaştırmayı umuyoruz. ''

Şubat ayında Gönen Çayı’ndaki kirliliği konuşmak üzere gerçekleşen Gönen Çayı Deltası Sulan Alan Yönetim Planı Yürütme Kurulu Toplantısında konuşan Belediye Başkanı İbrahim Palaz,

"İlçemizde istihdam sağlayan sanayi kuruluşlarının ve evsel atıkların kanalizasyon yoluyla Baski tarafından yönetilen şehir arıtmasına bağlanması çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Önümüzdeki aylarda deri sanayisinde faaliyet gösteren firmalarımızın Organize Sanayi Bölgemize taşınma işlemleri devam ediyor, taşınma işlemleri tamamlandığında o bölgemizde daha detaylı temizlik ve kentsel dönüşüm planlıyoruz” demişti.

AHMET AKIN: ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMASI İÇİN ÖNERGE VERDİK

Geçen ay bölgede incelemelerde bulunan CHP Balıkesir milletvekili Ahmet Akın, Gönen’de su kirliliğine dikkat çekmişti. Gönen Çayı’nın kirliliğinin önlenmesi ile ilgili verilen mücadeleyi sürdürdüklerini anlatan Ahmet Akın, Gönen Çayı’nın temizlenmesi için çalışmaların bir an önce başlatılması gerektiğini ifade etti. 

Ekim ayının başında açılacak TBMM’de Gönen Çayı ve Türkiye’nin su kaynaklarının korunmasını sağlamak ve ulusal bir su politikasına temel dayanak oluşturacak araştırma komisyonu kurulması için verdikleri önergelerin gündeme alınmasını isteyeceklerini belirten Akın şunları dile getirdi:

“Türkiye, su zengini bir ülke değildir ve su kaynakları eşit oranda dağılım göstermemektedir. OECD raporlarına göre kişi başına düşen yenilenebilir tatlı su kaynakları OECD ortalamasının altındadır. Zengin olmadığımız halde su kaynaklarımızı hızlıca kendi ellerimizle kirletiyoruz. Önlemler alıyormuş gibi yapıyoruz. Çok ciddi olarak harekete geçilmeli. Kaybedecek ne zamanımız ne de bir damla suyumuz var.”

BÖLGEDEKİ DİĞER ÇAYLAR DA RİSK ALTINDA

Balıkesir ve çevre illerindeki su kaynaklarının kirliliği Gönen Çayı ile sınırlı değil. Bölgenin en önemli akarsuları Susurluk /Simav Çayı, Biga Çayı, Koca Çay, Havran Çayı, Atnos Çayı, Üzümcü Çayı, Zeytin Çayı, Kirmasti Çayı, Kızıklı Dere, Kara Dere ve Kille Deresi de insanlardan kaynaklanan kirliliğe maruz kalıyor.

Balıkesir'in Kepsut ilçesi sınırları içinden geçen Simav Çayı'nda da kirlilik had safhaya ulaşmış boyutta. Geçtiğimiz ay derede yaşayan balıklar kirlilik ve kimyasal olduğu iddia edilen atıklardan telef oldu. Köylü vatandaşlar çeşitli işletmelerin zehirli ve kimyasal zararlı atıklarının bu dereye akıtıldığını belirterek balık neslinin ve insan sağlığının risk altında olduğunu belirttiler.

BANDIRMA’DA KANSER ARTTI

Şubat atında toplanan Bandırma Kent Konseyi’nin Başkanı Dr. Murat Ergöz, bölgedeki kirlilik sonrası yaşanan sağlık sorunlarını gündeme getirerek şunları söylemişti:

“Bandırma ve yöresi artık kirlilikle anılıyor. Solunum ve kanser hastalıkları arttı. Hızla Dilovası olma yolunda ilerliyoruz. Ancak çevremizi ve doğamızı koruma mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bu amaçla bir de çevre komisyonu oluşturmak istiyoruz” dedi.

Aynı toplantıda konuşan Erdek Körfezi Dayanışma Platformu Başkanı Dr. Kadir Dadan da “Güney Marmara’nın karanlık geleceğinin şiddetlenen ayak sesleri” başlıklı sunumunda, Güney Marmara’da yaşanan çevresel sorunları masaya yatırdı. Bandırma ve Erdek Körfezi yakınlarında ağır metal ve kimya tesislerinin kurulmasına Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı A. Edip Uğur ve Bandırma Belediyesi’nin önceki başkanı Dursun Mirza’nın “yeşil ışık” yakmalarını eleştirdi.

BÖLGE ‘YENİ DİLOVASI’ OLMA YOLUNDA

Kocaeli'ye bağlı Dilovası'nda, 1960'lı yıllarda sanayileşmenin başlamasından bugüne 5 organize sanayi bölgesi, 1 sanayi sitesi, yüzlerce sanayi kuruluşu faliyete geçti. Bu sanayi havzasında kanserden ölümlerin oranı Türkiye ve dünya ortalamasının üzerinde ve kanser vakaları her yıl artmaya devam ediyor. Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğu, Dilovası'yla ilgili hazırladığı raporunda, doğan her çocuğun annelerinden içtikleri sütten dolayı yüzde 3 kanser riski taşıdığını ortaya koymuştu.

Bunu da "Dilovası'nda yaşayanlar cehennemi yaşıyorlar. Anne ve bebekler cehennemin kurbanları" olarak tanımlamıştı. Yine Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümü de 1995-2004 arasında, Sağlık Bakanlığı verileri ve ölüm kayıtlarını tarayarak, Dilovası'nda her 3 ölümden 1'inin kanserden olduğu tespit etmişti. Kocaeli Üniversitesi'nin 2006 yılında yayınladığı ön raporun ardından Dilovası için TBMM'de Araştırma Komisyonu kuruldu ancak kurulan komisyon tespitten ve tavsiyeden öteye gidemedi.