Yüksek Askeri Şura'da gazileri kim emekli etti?

Emekli Jandarma Kurmay Albay, Av. Güven Şağban yazdı...

Yüksek Askeri Şura'da  gazileri kim emekli etti?
Yüksek Askeri Şura'da  gazileri kim emekli etti?

2020 yılı Yüksek Askeri Şura (YAŞ) tamamlandı ve kararlar yayımlandı. Ne yazık ki, 15 Temmuz 2016’dan sonra icra edilen diğer YAŞ kararlarında olduğu gibi, 2020 YAŞ kararlarıyla ilgili olarak da, bazı sıkıntı ve haksızlıklar bulunduğu yönünde tespitler mevcut.

 Milli Savunma Bakanlığı'nda YAŞ yapılırken, J.Gn.K.lığı personeli İçişleri Bakanlığına bağlandığı için YAŞ’a girmiyor. J.Gn.K.lığında terfi ve emeklilikler, Cumhurbaşkanlığı kararı veya Bakan onayı ile yapılıyor. Bu farklılığın en önemli sonucu; J.Gn.K.lığı personeli, haksızlığa uğradığını düşünüyorsa yargı yoluna başvurabilirken, MSB personeli Anayasanın 125’nci maddesi gereği yargı yoluna gidemiyor.

AŞ’dan önce, 13 Temmuz 2020 tarihli Yeni Şafak Gazetesinin manşeti çok dikkat çekmişti.

Haberede; “FETÖ bu sırada kriptolarıyla milliyetçi – muhafazakâr isimleri tasfiye etmek için her yolu deniyor. Subaylara sahte hesaplarla iftira atılıyor ve disiplin soruşturmaları açtırılmak isteniyor. Hedef alınanlar haksız yere savunma vermek zorunda kalıyor. Suçlamalar ise tarikatçı, Perinçekçi, FETÖ’cü, Kemalist-Ulusalcı şeklinde oluyor” ifadelerine yer verilmişti.

FETÖVARİ kumpaslar, milletçe çok alışık olduğumuz bir durum. Ama bu kumpasların hala tam gaz devam ediyor olmasına, artık akıl sır ermiyor. 2020 yılı YAŞ kararları açıklandığında da, Yeni Şafak’ın Manşetinin adeta teyit edildiği görüldü.

45 dakika süren 2020 yılı YAŞ sonucunda, Metin TEMEL ve Zekai AKSAKALLI’nın emekli edilmelerini bir kenara bırakırsak, TSK Personel Kanununun 50 ve 54’ncü maddelerine dayanılarak yaklaşık 660 Albay, TSK (MSB)’dan emekli edildi. Bu rakama İçişleri Bakanlığınca, J.Gn.K.lığından emekli edilen 60 albayı dahil ettiğimizde, emekli eden albay sayısı yaklaşık 720’yi buluyor.

Emekli edilen albaylar, nasıl bir değerlendirmeye tabi tutuldular ve hangi kriterlere göre emekli edildiler bilemiyoruz. Ancak emeklilik gerekçesi olarak gösterilen kadrosuzluğun çok doğru olmadığını ifade etmek isterim. FETÖ’den kaynaklı ihraçlar nedeniyle, sadece Kara Kuvvetlerinde yaklaşık %60 civarında albay kadrosunun boş olduğu biliniyor. Bu nedenle kadrosuzluğun gerekçe gösterilmesinin tek nedeni, emekli edilenlerin yargıya başvurulmasını engellemek olabilir.

Bu kadar kadro boşken, ülkemizin etrafı adeta ateş çemberiyken ve FETÖ ile PKK terörü devam ediyorken, tecrübeli ve güvenilir personelin emeklilikleri ciddi bir çelişki de oluşturmaktadır.

Bu kapsamda eleştirdiğim 2020 yılı YAŞ kararlarından birincisi, terör gazisi subayların emekli edilmeleridir. MSB’den 5 gazi albayın, YAŞ kararı ile J.Gn.K.lığından ise 1 gazi albayın, Cumhurbaşkanlığı kararı ile emekli edildikleri ortaya çıktı.

Bu subaylar 90’lı yıllarda gazi oldular. Bir kısmının ayağı, bir kısmının gözü, bir kısmının ise bacağı yok. Bu gazi albaylara, gazi oldukları tarihte yürürlükte olan kanun gereği gazi maaşı bağlanmamış ve bulundukları rütbenin maaşını alarak göreve devam etmişlerdi. Ancak 2008 yılında çok doğru bir şekilde çıkarılan yasayla gazilerin hepsine gazi maaşı bağlandı ve o tarihte ikinci işe başlamış gibi gösterilerek, bu gazilere ikinci kez emekli sandığı numarası verildi. İşte bu ikinci işten emekli olabilmeleri için de, en az 20 yıl sigortalı olmaları veya 5.000 gün prim ödemeleri gerekmekte.

2020 YAŞ kararları ile emekli edilen bu gazilere, emekli olmalarına yaklaşık 700 - 800 gün gibi kısa bir süre kalması nedeniyle maaş bağlanamayacak. YAŞ kararı ile emekli edilen bu gazilerin, kalan sürelerini tamamlamak için SGK’lı bir iş aramalarını beklemek herhalde vicdansızlık olacaktır.

Özetle, bu gazi subayların YAŞ kararı ile emekli edilmelerinin vicdanen ve hukuken kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Gaziler bu şekilde emekli edilmeyi ve adeta kapının önüne konulmayı kesinlikle hak etmiyorlar. Bu durum, YAŞ kararlarının tamamını da tartışılır hale getirmektedir. 

2020 YAŞ kararları ile emekli edilen ikinci grup ise, TSK’da görev yapan doktorlar ve sağlık personeli. Onlarca doktor ve sağlık personeli albay da YAŞ kararı ile emekli edildi. Demek ki, COVİD-19 pandemisi nedeniyle, tüm dünyada doktor ve sağlık personeli ihtiyacı varken, TSK’de hiç sağlık personeli ihtiyacı bulunmamakta. Emekli edilenler içerisinde, yıllarca tecrübe kazanmış, uzman hekimler de bulunmakta.

Askeri hastaneler kapatıldı ama askeri revirler hâlâ faaliyette. Binlerce kişinin yaşadığı kışla, askeri okul ve eğitim birliklerinde, içinde bulunduğumuz şartlarda dikkate alındığında doktor ihtiyacı yok diyebilir miyiz? Bazıları askerliğin mantıkla çok bağdaşmadığını savunur. Ben o düşünceye katılmamakla birlikte, YAŞ ile yapılan bu emekliliklerin, o düşünceyi savunanların işine yaradığını görüyorum.

Üçüncü emekli edilen grup ise pilotlar. Bir pilotun yetiştirilip albay seviyesinde tecrübeye sahip olmasının devlete maliyeti, yaklaşık bir milyon dolardır. Eskiden pilotlar mecburi hizmetlerini tamamladıklarında emekli olmak isterler, TSK ise onları meslekte tutmak için çaba gösterirdi. Emekli edilen pilotların büyük bir kısmının, J.Gn.K.lığındaki iç güvenlik harekat tecrübesi olan helikopter pilotları olduğunu ve bu pilotların bölgedeki tüm üs bölgelerine gözleri kapalı uçabildiklerini de ifade edelim.

Emekli edilen ve dikkat çeken dördüncü grup ise, YAŞ kararlarından yaklaşık bir ay önce Alay Komutanlığı, Bölge Komutanlığı veya bir Kurum Amirliği gibi kritik görevlere atanan veya halen bu görevi yürüten albaylar. Bu albaylar, atamaları sonrasında birliklerine katılış yaptılar, sancak devir teslim törenini yapıp, görevlerini teslim aldılar.

Düşünsenize, sabah birlik sancağını devralıyorsunuz, akşam emekli edildiğinizi öğreniyorsunuz. Sebebi ise, kadrosuzluk! Kadro yoksa o göreve niye atayıp, sancak devir teslim töreni yaptırdınız? Her halde atamaları yapanlar ile YAŞ kararlarını hazırlayanlar arasında bir husumet veya küslük vardı. Bu nedenle, atama ve emeklilik konularını koordine edemediler diye düşünmeden edemiyorum. Ne kadar da inanılmaz ve komik olaylar oluyor değil mi?

Büyük kamu zararına neden olduğunu düşündüğüm ve çok üzüldüğüm bu emeklilikleri sizlerle paylaşmadan duramadım. Yeni Şafak’ın manşetini teyit eden bu emeklilikler, mutlaka tekrar değerlendirilmeli ve yeni bir YAŞ kararı ile emekli edilenlerin bir kısmı görevlerine iade edilmeli.

Emekli edilen ve haksızlığa uğrayan tüm albaylara, Yeni Şafak’ın manşetinde yer aldığı gibi FETÖ Kumpasından veya başka bir şeyden şüphe duyuyorlarsa, bu konu ile ilgili suç duyurunda bulunmalarını tavsiye ederim. Bu suç duyurusunu, Emekli Subaylar Derneği ve ilgili diğer STK’da yapabilirler. Hatta bu iddia; ortaya çıkan sonuçları ve uğranılan kamu zararı nedeniyle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da re’sen incelenmelidir.

Haklı ve hukuki izahı olmadığını düşündüğüm bu emekliliklerin, uzun vadede TSK’ya ve J.Gn.K.lığına zarar vereceğini görmek gerekir. İnsan kaynaklarını yönetirken dikkat edilmesi gereken en önemli ilke “Güvence İlkesidir”. Çalıştığı kurumda gelecek hakkında, endişe olgusuna neden olacak bu tarz eylemlerden kaçınılması gerekir. Gazi bir subaya sahip çıkmak yerine, kadrosuzluk gerekçesiyle emekli ediyorsanız veya bir personel her an emekli edilme endişesi yaşıyorsa, kuruma bağlılık ve aidiyet duygusuna çok büyük zarar verirsiniz.

TSK’nın ve J.Gn.K.lığının en önemli özelliği, köklü bir sisteme ve kültüre sahip olmasıdır. Zaman içerisinde bazı değişiklikler olması ve yeni düzenlemeler yapılması, yani sistemin yenilenmesi normaldir. Ancak yapılacak olan her yenilik, gücünü hukuktan almalı, bir vefasızlık örneği oluşturmamalı, yıllarını TSK’ya, vatanına ve milletine adamış personelini de küstürmemeli ve güven duygusuna asla zarar vermemelidir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan tüm subay ve astsubaylar, askeri hiyerarşiden emir almak ve yasa dışı hiçbir gruba, görüşe dâhil olmamak şartıyla, Türk Milleti için çok değerlidir.

Dikkat ediyorum da, bugüne kadar yapılan bazı eleştirilere, MSB ve İçişleri Bakanlığı'ndan hiçbir cevap verilmiyor. Bu bakanlıklarda, “bir süre konuşulur ve nasıl olsa unutulur” anlayışı hâkim olsa gerek. Her şey unutulabilir ama bu millet, TSK’ya ve gazilerine yapılanları asla unutulmaz!

Sağlıcakla kalmamız dileğiyle… 

Güven Şağban'ın diğer yazıları için tıklayın