1. Haberler
  2. Gündem
  3. ‘Zincirleme tehlike’ köylülerin direnişiyle ortaya çıktı: Tüm canlıları etkileyecek…

‘Zincirleme tehlike’ köylülerin direnişiyle ortaya çıktı: Tüm canlıları etkileyecek…

Muğla Deştin’de yapılmak istenen çimento fabrikasına verilen 'ÇED olumlu' kararına karşı açılan dava sonrasında bilirkişi raporu açıklandı. Raporda, Deştin halkının 17 senedir direndiği projenin; tarım, orman alanları ve yer altı sularını doğrudan etkileyeceği belirtilip "Faaliyet sahasının yer altı ve yer üstü su kaynaklarına yakınlığı sebebiyle ekolojik bütünlük çerçevesinde tüm canlıları zincirleme olumsuz etkileyecektir." denildi.

featured

MERVE DUMAN/ VERYANSIN TV

Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Deştin ve Menteşe ilçesine bağlı Bayır mahalleleri arasında “Muğla Çimento” tarafından 7 bin 751 dönümlük arazide kurulmak istenen çimento fabrikasına karşı başlatılan direniş 17 yıldır sürüyor. 

Şirket TIR’larının fabrikaya geçişini engellemek için gece gündüz demeden direnerek sesini duyuran bölge halkını sevindirecek bir gelişme yaşandı. Olumlu ÇED raporu verilen projeye karşı açılan davada beklenen bilirkişi raporu çıktı.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

“ÇED raporunda söz konusu etkinlik ve çevresel etkileri jeolojik, hidrojeolojik açıdan yeterli düzeyde tanıtılmamıştır. Sunulan jeoloji haritası ve kesitleri doğru ve saha gerçekleriyle uyumlu olmakla birlikte etkinliğin tanıtılması ve çevresel etkilerinin anlatılması açısından yeterli değildir. Oysa bu tür etkinliklerde söz konusu alanın yeri ve bu alanın jeolojik ve hidrojeolojik açıdan çevreye olası etkilerinin belirtilmesi çok önemli konulardandır.

Özellikle hidrojeoloji ile anlatılan bilgiler çok yetersiz ve bilgiler hatalıdır. Oysa dava konusu entegre çimento fabrikası ve hammadde ocaklarının mansabındaki ovalık bölgede verimli tarım araziler ve bölge halkı tarafından kullanılan birçok kuyu bulunmaktadır.

YER ALTI SULARI TEHLİKEDE

Muğla ilinin içme suyu ihtiyacının sağlandığı MUSKİ kuyuları da bu formasyonda açılmıştır. Hazırlanan ÇED raporunda etkinlik alanının mansabında yer alan halk kuyularına, MUSKİ kuyularına ve Jura Kretase mermerlerinin su verme özelliklerine değinilmemiştir. Söz konusu etkinlik ile bu yer altı sularının zarar görme potansiyeli bulunmaktadır.

Dava konusu etkinlik alanı Kazan Göleti’nin uzun mesafeli koruma alanında kalmakta ve etkinliğin söz konusu baraja zarar verme potansiyeli bulunmaktadır.”

‘KAMU YARARINA DEĞİL’

Raporda, fabrikanın kamu yararına olmadığı belirtilip Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu kararının da uygun olmadığı vurgulandı. Açık ocak planlamalarının risklerinin ÇED dosyasında olmadığı, kil ve kalker ocakları için şev duyarlılık analizleri yapılmadığı belirtildi.

ÇED raporunda eksik gösterilen bir başka unsur ise nakliye sırasında meydana gelecek emisyon değeri oldu. Bilirkişi raporunda emisyon değerlerinin denetime açık olmadığı ve bu durumun açık ocak madenciliğinin oluşturacağı toz emisyonlarının miktar ve dağılımı konusunda doğru değerlendirme yapılmasını engellediği belirtildi. Raporda, gürültüyle ilgili hesaplamaların da gerçeği yansıtmadığına dikkat çekildi.

RAPORU HAZIRLAYANLAR ARASINDA METEOROLOJİ MÜHENDİSİ YOK

ÇED raporunda meteorolojik değerlendirmenin 1975-2001 yılları datalarına göre yapıldığı belirtilirken iklim değişikliği nedeniyle bu parametrelerin güncel datalarla yapılması gerektiğini vurgulandı. Raporu hazırlayanlar arasında meteoroloji mühendisi olması gerekirken ÇED raporunu hazırlayanların tanıtım dosyasında meteoroloji mühendisi bulunmadığının da altı çizildi.

ALANLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ORMAN İÇİNDE

Bilirkişi raporunda Muğla’nın ülkemizde biyolojik çeşitlilik açısından en zengin noktalardan birisi olduğu vurgulanıp şu bilgilere yer verildi:

“Tesis sahasının tamamı (kapalı alan olarak) 9,53 hektar olduğu ayrıca projeye konu olan maden sahalarının toplam alanının ise 765,66 hektar olarak belirtilmiş olup bu alanların büyük bölümü orman ekosistemlerini içermektedir. Söz konusu faaliyet neticesinde orman ekosisteminin büyük oranda etkileneceği, toprak altı canlıları ve toprak üstünde ormanı barınma, üreme, beslenme ve avlanma amacıyla kullanan çok sayıda fauna üyesi direkt etkilenecektir.

‘TÜM CANLILARI OLUMSUZ ETKİLEYECEK’

Alanda yürütülecek maden ve çimento üretim faaliyetleri ile ilgili çevre mühendisliği disiplinince konulan toz emisyon hesaplamaları bitkilerin vejetatif gelişmelerini olumsuz etkileyecektir. Faaliyet sahasının yer altı ve yer üstü su kaynaklarına yakınlığı sebebiyle ekolojik bütünlük çerçevesinde tüm canlıları zincirleme olumsuz etkileyecektir.”

Tüm bilimsel veriler ışığında alan değerlendirildiğinde davaya konu yürütülmesi planlanan faaliyetlerin doğal alanları ve ekolojik bütünlüğü olumsuz yönde etkileyeceği bu nedenlerle fabrikanın kamu yararına olmadığı belirtildi.

ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE EYLEM PLANI YOK

Raporda, davaya konu olan projenin orman sınırlarını içerisinde olduğu, hatta orman yangını riski bulunan ve yangına 1. derecede hassas bir alanda yer aldığı ancak Orman Yangınlarıyla Mücadele Eylem Planı olmadığı belirtildi.

TARIM VE ORMAN ALANLARINI DOĞRUDAN ETKİLEYECEK

“Dava konusu olan projenin tamamen doğal yapısı korunmuş orman alanlar ile tarım alanları üzerinde yapılmak istenildiği, projenin hayata geçmesi ile çimento fabrikası ve maden alanlarının tarım alanları ile orman alanlarının ortasında kalacağı görülmektedir.” denilen raporda, Bu durumda çimento fabrikası ve çevredeki tarım alanları ile orman alanlarının doğrudan fiziki ve toz etkisi açısından doğrudan etkileneceği, bu etkinin proje alanının yaklaşık 775 hektar yani 7750 dekar alanı içerdiği ve bu alanların tamamen doğal orman ve tarım alanları şeklinde olması projenin çevresel olumsuz etkisini artıracağı belirtildi.

17 YILDIR DURMAYAN DİRENİŞ NASIL BAŞLADI?

Köylülerin mücadelesi geçen ay, ‘fabrikanın kalbi’ olarak niteledikleri klinker kazanının getirileceğini duymalarının ardından iş makinelerinin fabrikaya çıkmasını engellemek için nöbet tutmaya başlaması ve jandarma tarafından gözaltına alınmalarının ardından ses getirmişti.

Konuya ilişkin Veryansın Tv’ye konuşan Avukat Nuray Şahbudak, olumlu ÇED raporuna karşı açtıkları ilk davayı kazandıklarını ancak ilk ÇED raporunda sadece küçük değişiklikler yapılarak yeniden onaylandığını söylemişti. Bu rapora karşı da dava açtıklarını belirten Şahbudak, bilirkişi heyetinin bölgeyi incelemeye geldiğini ancak raporun hâlâ çıkmadığını söylemişti.

Gözaltına alınan vatandaşlar ise adli kontrol ve yurtdışı yasağı kararı ile serbest bırakılmıştı.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!