12 baro istifaya çağırdı, Feyzioğlu ‘pabuç bırakmam’ dedi!

Metin Feyzioğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki adli yıl törenine katılmasının ardından barolarda başlayan tartışma sertleşti. Başını İstanbul Barosu'nun çektiği 12 baro, Feyzioğlu'na karşı 'Ya kanunu uygulayın ya da istifa edin' çağrısı yaptı. Feyzioğlu ise bugünkü konuşmasında 'Barolarımız, 'Feyzioğlu neden Külliyeye gitti?' demişler. Feyzioğlu AP'ye gitseydi, bunu diyecekler miydi?' ifadelerini kullandı.

12 baro istifaya çağırdı, Feyzioğlu ‘pabuç bırakmam’ dedi!

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu, 12 baro yönetim kurulunun, olağanüstü genel kurul taleplerini önceki gün hukuka aykırı bularak oy çokluğuyla reddetmişti.

Talebin reddinin ardından bugün bir araya gelen 12 baro ortak açıklama yaptı. Üstü kapalı olarak Feyzioğlu’nun Barış Pınarı Harekatı’na destek vermesine gönderme yapılan açıklamada, “Feyzioğlu’nun iktidar ve güvenlik dili kullanmaya yönelten eksen kaymasının, giderek koltuk hırsına dönüştüğü” iddia edildi.

FEYZİOĞLU: PABUÇ BIRAKMAM

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise 12 baroya bugün Anadolu Yayıncılar Derneği’nin etkinliğinde yanıt verdi. Feyzioğlu, “Siz gidin de ‘Sana ne Barış Pınarı Harekatı’ndan’ cümlesini bana değil, Uluslararası Barolar Birliğine, Avrupa Barolar Birliğine söyleyin. Askerim, sivillerim şehit oluyor, milli birliğim, toprak bütünlüğüm tehdit altında. Uluslararası Barolar Birliğine tek cümle etmeyecek ağalar ama Akçakale’ye gitti diye Metin Feyzioğlu’nu yerden yere vuracaklar. Hiçbir şekilde bunlara pabuç bırakma niyetinde değiliz” dedi.

7 MADDELİK AÇIKLAMA

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu tarafından okunan 7 maddelik açıklamada şöyle denildi:

“1- Ülkemizdeki avukatların %72’sinin temsilcisi konumunda bulunan baro yöneticileri olarak, meslektaşlarımızın çok büyük bir çoğunluğunun olağanüstü genel kurula çağrımızı reddeden Türkiye Barolar Birliği kararının hukuksuz, gerekçesiz ve dayanaksız olduğunu düşündüklerini biliyoruz, biz de  meslektaşlarımızla aynı düşüncedeyiz.

2- Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu iktidar ve güvenlik dili kullanmaya yönelten eksen kaymasının, giderek koltuk hırsına dönüştüğü ve Türkiye Barolar Birliği’nin en yetkili karar organı olan genel kurulda bu değişimi tartışmaya cesaret edemediğini tespit ediyoruz.

3- Bir hukuk kurumunun itibar ve ağırlığını taşıması gereken Türkiye Barolar Birliği’nin, hukuktan bu denli uzaklaşarak, yasanın açık hükmüne rağmen verdiği hukuksuz kararın, bir başka hukuk kurumunun saygınlığında biçimlenen barolar tarafından kabul edilmesi asla söz konusu olamaz.

4- Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu,  08.11.2019 tarihli kararını yeniden değerlendirerek “Derhal” olağanüstü genel kurulu toplamalıdır. Bu toplantının yapılması, içinde bulunduğumuz bu koşullarda, sadece “Yeni bir karar” değil, onun da ötesinde kanunu hiçe sayan bir “Hukuki ayıbın” ortadan kaldırılması anlamına gelecektir. Endişemiz odur ki, bu gerekliliğin yerine getirilmemesi, meşruiyet tartışmalarını derinleştirecektir.

5- Türkiye Barolar Birliği’ni baroların birliği olmaktan çıkaran tartışmalı tutum ve davranışların, en yetkili organ olan genel kurulun onayına sunulması zorunludur. Aksi takdirde, bu birliğin sağlanması, ancak Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın istifası ile mümkün olacaktır.

6- Türkiye Barolar Birliği yönetim kurulunun aldığı bu karar, olağanüstü genel kurulun toplanması yönünde düzeltilmez ise, çağrı yapan barolar olarak, bütün barolar ve meslektaşlarımızla birlikte bir dizi etkinlik gerçekleştirme ve eylem yapma konusunda kararlıyız.

7- Türkiye Barolar Birliği’nin olağanüstü genel kurul kararı alarak hukuksuzluğu izale etmemesi halinde, Barolar Birliği’nin yapmadığı Genel Kurulu, tüm delege ve meslektaşlarımıza açık bir biçimde gerçekleştirerek, TBB başkanı ve yönetim kurulunun hukuka aykırı  eylem ve işlemlerini teşhir etmekte kararlıyız.

Unutmamak gerekir ki, TBB kişilerin değil, baroların ve avukatlarındır. Bu nedenle; Türkiye Barolar Birliği’nin başkanı tarafından korunmayan saygınlığı, barolarımız tarafından korunacaktir. Barolarımızın bu duyarlılığı, Türkiye Barolar Birliği’nin yeniden hukuk devleti, demokrasi, insan hakları ile avukatların menfaatleri ortak paydasında birlik olmasını sağlamakla kalmayacak, ait olduğu etkinlik noktasına yeniden taşınmasını sağlayacaktır.

Sayın Birlik Başkanı, hodri meydan diyerek 2021 olağan genel kurulunu adres olarak göstermiştir. Türkiye’nin hukuka saygısız bu tavra, 2021 Mayısına kadar tahammülü yoktur.

Bu nedenle birlik başkanının hodri meydan çağrısını kabul ediyor ve biz de sesleniyoruz: Hodri meydan! Meydan genel kurul toplantısıdır, genel kuruldan kaçmayın. Ya kanunu derhal uygulayın, ya da derhal istifa edin.”

AP’YE GİTSEYDİM BUNU DİYECEKLER MİYDİ?

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, istifa çağrısına karşı bugün yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Siz gidin de ‘Sana ne Barış Pınarı Harekatı’ndan’ cümlesini bana değil, Uluslararası Barolar Birliğine, Avrupa Barolar Birliğine söyleyin. Askerim, sivillerim şehit oluyor, milli birliğim, toprak bütünlüğüm tehdit altında. Uluslararası Barolar Birliğine tek cümle etmeyecek ağalar ama Akçakale’ye gitti diye Metin Feyzioğlu’nu yerden yere vuracaklar. Hiçbir şekilde bunlara pabuç bırakma niyetinde değiliz.
Barolarımız, ‘Feyzioğlu neden Külliyeye gitti?’ demişler. Feyzioğlu AP’ye gitseydi, bunu diyecekler miydi? Alman Şansölyesi’ne gidip, ‘Türkiye’de insan hakları yoktur, hapishanelerde işkence hem de sistematik işkence vardır.’ deseydi kızacaklar mıydı?
İddia ediyorum bu 12 baronun yönetim kurulu halktan da kendi meslektaşlarından da kopmuştur. Meslektaşlarının sorunlarını çözmek amaçları yoktur, sorunların çözülmesine karşı rahatsızlıkları vardır. Arkamızda Türk milleti, avukatların ezici çoğunluğu vardır”
Uluslararası Barolar Birliğinin Türkiye’yi etnik temizlikle suçlaması karşısında, ‘Siz ne hakla bunu söylersiniz Türkiye’ye ve Türk ordusuna.’ dedim diye mi istifa edeceğim? Hayatımda hiçbir kavgadan kaçmadım.”

TBB NEDEN REDDETTİ?

Türkiye Barolar Birliği, baroların olağanüstü genel kurul çağrısına verdiği yanıtta, şekli şartın, en az 10 baronun yönetim kurulunun bu yönde karar alması olduğu belirtildi. Şekil şartı gerçekleşse de Avukatlık Kanunu ve yerleşik içtihatlara göre, olağanüstü genel kurulun seçimli yapılabilmesinin, sadece başkanlık makamının boşalması durumunda olabileceğine dikkat çekilen açıklamada, “Dolayısıyla seçim talepleri hukuka aykırıdır” denilmişti.

Açıklamada, şunlar kaydedilmişti:

“Bu yol hukuka aykırı olarak bir kez açılacak olursa sadece TBB değil, her baromuz bu tür hukuka aykırı taleplerle sürekli seçimli olağanüstü genel kurullara sürüklenme sonucunda görev yapamaz hale getirilir. Kanun koyucunun olağanüstü genel kurula ilişkin düzenlemesinde hiç kuşkusuz böyle bir amaç güdülmemiştir. Baroların ve TBB’nin organları kanunda belirlenmiş sürelerin sonuna kadar görev yaparlar.

Olağanüstü genel kurul talebinde bulunan baro yönetim kurullarının gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin TBB Genel Kurulu’nun yetki alanına giren somut bir hususu görüşmek amacı taşımadığı görülmektedir. Talepler, ağırlıklı olarak TBB Başkanı’nın adli yıl açılış törenine katılmasına, Yargı Reformu sürecinde Cumhurbaşkanlığı ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti devletinin yetkili makam ve mercileri ile iletişim kurmasına ilişkindir.”

‘BARIŞ PINARI GEREKÇE GÖSTERİLİYOR’

Bazı baro yönetim kurullarının, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin açıklamalarını da olağanüstü genel kurul isteyen ilave kararlarında gerekçe olarak gösterdiklerine işaret edilen açıklamada, baroların büyük bir çoğunluğunun ise olağanüstü genel kurul yapılmasının şartlarının oluşmadığı ve böyle bir toplantının barolar arasında telafisi mümkün olmayacak ayrışmalara yol açacağını basın açıklamaları yoluyla kamuoyu ile paylaştıkları ifade edildi.

TBB ve baroların, kamu kurumu niteliğinde meslek örgütleri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Siyasi parti siyaseti yapamazlar. Meslek siyaseti yapabilirler. Hukuk devletinin ve insan haklarının korunması ve geliştirilmesi de bu meslek siyaseti tanımı içerisinde barolara ve TBB’ye verilmiş bir görevdir. TBB yönetimi herhangi siyasi bir ideolojinin veya siyasi bir partinin temsilcisi olmamıştır, olmamalıdır.” değerlendirmesinde bulunuldu.