Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Devlet aklı neye çalışıyor?

Devlet aklı neye çalışıyor?

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Eskiden köy kahvelerinde, şehir meydanlarında, otobüs duraklarında insanlar anlam veremedikleri bir olayla karşılaşınca, “Devletin bir bildiği vardır.” derlerdi. Olaylara esrarengiz ve gizemli bir hava katılırdı. Sanki yaşanan gerçeklerin dışında, herkesin; özellikle de devlet aklının bir bildiği olduğu düşünülürdü.

Devlet aklı denilen şey, vatandaşın gözünün göremediğini gören, bugünü değil yarını düşünen, üç adım sonrasını hesaplayan bir mekanizma olarak anlatılırdı. Bugün ise vatandaş aynı cümleyi kurarken artık biraz duraklıyor, düşünüyor. Çünkü ortada bir akıl varsa, neye çalıştığını kimse çözemiyor. Yine de sonunda “Devlet aklı…” deyip bu düşüncelerden bir anda kurtuluveriyor.

Mesela dünyanın birçok yerinde devletler, muhalefeti sistemin emniyet supabı olarak görür. Bizde ise muhalefet, evin yaramaz çocuğu muamelesi görüyor. Ne söylese suç, ne yapsa kabahat… İktidarın başarısız olduğu her konuda bir suçlu aranıyor ve nedense piyangonun büyük ikramiyesi sürekli muhalefete çıkıyor. Muhalefet belediye başkanlarına ve siyasetçilere uygulanan ambargo da buna işaret değil mi? Belediye başkanlarının önemli bir bölümü hakkında açılan soruşturmalar ve tutuklamalar da bu tartışmaları besliyor. Bu akıl şimdi neye hizmet ediyor?

Ekonomi bozulur, muhalefet suçlu. Enflasyon yükselir, muhalefet suçlu. Domates pahalanır, muhalefet suçlu. Yağmur yağmazsa, birkaç araştırma daha yapılırsa onun da arkasından muhalefet çıkabilir. Devlet aklı galiba ülkenin bütün sorunlarını çözmüş de geriye sadece muhalefet kalmış gibi çalışıyor.

Doğa meselesine gelince… Eskiden dedelerimiz ağaç dikerdi. Bugünün aklı ise ağacın altında ne maden var diye bakıyor. Dağlar oyuluyor, ormanlar seyreltiliyor, zeytinlikler yatırım alanı olarak görülüyor. Yakında Toroslar’ın tepesine “Kazılmadık yer kalmayacaktır.” tabelası asılırsa kimse şaşırmasın. Bir ülkenin doğal güzellikleri mirasıdır. Ama bizde bazen mirasçıların evi satıp parasını bölüşmesi gibi bir anlayış hâkim.

Tasarruf konusunda da devlet aklının kendine özgü yöntemleri var. Vatandaşa deniliyor ki: “Kemer sık.” Vatandaş zaten yıllardır o kemerin son deliğinde yaşamaya çalışıyor. Ama iş makam araçlarına, gösterişli binalara ve şatafatlı harcamalara gelince kemer birden lastik oluyor. Tasarruf denince vatandaşın çayı, şekeri ve elektriği akla geliyor. Kamunun israfı ise herhâlde millî kültür mirası kapsamında korunuyor.

Dış politikaya bakınca da insanın başı dönüyor. Bir gün emperyalizme meydan okunuyor, ertesi gün aynı emperyalistlerle dostluk fotoğrafları veriliyor. Bir gün “yerli ve millî” nutukları atılıyor, ertesi gün dışarıdan gelen telkinlere uygun adımlar atılıyor. Abdullah Öcalan’la yürütülen görüşmeler ve kurulan temaslar hangi aklın ürünüdür? Yıllarca emperyalizme karşı söylemler geliştirilirken ya emperyalist Barrack kafasının monarşi söylerimdeki aklına ne demeli? Emperyalist merkezlerle kurulan yakın ilişkileri nasıl açıklamak gerekir? Bu kimin aklıdır? Vatandaş da doğal olarak hangi açıklamayı alkışlayacağını şaşırıyor. Eskiden bukalemun renk değiştirirdi; şimdi dış politika değiştiriyor.

Hukuk deseniz ayrı bir hikâye… Kanunlar herkese eşit deniliyor. Ama bazı dosyalar var ki insan onların farklı bir hukuk evreninde yaşadığını düşünüyor. Aynı madde. Aynı suçlama. Aynı yasa. Ama sonuçlar birbirinden kilometrelerce uzak… Öyle ki bazen adalet terazisinin kefelerine değil, teraziyi tutan ele bakıldığı hissi oluşuyor.

Kadın cinayetleri yıllardır devam ediyor. Her olaydan sonra aynı açıklamalar yapılıyor. Aynı kınamalar yayımlanıyor. Aynı vaatler veriliyor. Sonra bir başka haber geliyor. Bir başka kadın hayatını kaybediyor. Demek ki sorun açıklama eksikliği değil, çözüm eksikliği… Devlet aklı buna bir çözüm üretemiyor mu?

Çocuklara yönelik vahşet haberleri ise insanın içini daha da karartıyor. Bir ülke çocuklarını koruyamıyorsa, geleceğini de koruyamıyor demektir. Ama belli ki devlet aklı bu konuda da hâlâ düşünme aşamasında…

Bireysel silahlanmaya bakınca insan kendini “Vahşi Batı” filmlerinde hissediyor. Eskiden insanlar düğüne giderken altın takardı. Şimdi bazıları tabanca taşıyor. Trafikte selektör yapmak bile cesaret işi oldu. Kimin cebinden ne çıkacağı belli değil. Ama nedense bu mesele de bir türlü çözülemiyor. Silah ticareti yapan akıl, devlet aklından üstün müdür?

Ekonomiye gelirsek… Aslında konuşmaya da çok gerek yok. Çünkü markete giden herkes zaten ekonomi profesörü oldu. Enflasyon düşüyor deniliyor. Fiyatlar bunu duymamış olacak ki yükselmeye devam ediyor. Maaşlar küçük adımlarla artarken, market etiketleri koşar adım ilerliyor. Eskiden insanlar maaşlarını alınca ihtiyaçlarını karşılardı. Şimdi maaş günü ile fatura günü arasındaki mücadeleyi izliyorlar. Akıllı bir mücadele mi bu?

Orta sınıf derseniz, hatırlarda sisli bir hayal olarak kaldı. Şimdi nesli tükenmekte olan canlılar listesine alınabilir. Buradaki akıl çoktan ortadan kayboldu.

Eğitim sistemi ise ayrı bir mucize. Her gelen yönetici sistemi değiştiriyor. Her değişiklikte öğrenciler biraz daha yoruluyor. Öğretmenler biraz daha umutsuzlaşıyor. Veliler biraz daha şaşırıyor. Sonra da neden eğitim kalitesi düşüyor diye araştırma yapılıyor. Bir tarlaya her hafta başka tohum ekerseniz ürün alamazsınız. Ama belli ki devlet aklı bu konuda farklı düşünüyor. Devlet aklı çalışmaya önce okuldan başlamaz mı?

Devlet aklı neye çalışıyor? Vatandaşın refahına mı? Adalete mi? Eğitime mi? Ekonomiye mi? Doğaya mı? Sanata mı? Yoksa spora mı? İnsani değerler nerede? Toplumsal ahlaka ne demeli? İnsan yetiştirme modellerinden ise hiç bahsetmiyorum bile… Sahi, devlet aklı neye çalışıyor?

Belki de sorun devlet aklının olmaması değildir. Belki sorun, devlet aklı denilen mekanizmanın vatandaşın dertlerine değil, iktidarın konforuna çalışıyor olmasıdır.

Çünkü bir ülkede halk geçim derdindeyse, gençler gelecek kaygısı taşıyorsa, kadınlar güvende hissetmiyorsa, çocuklar korunamıyorsa, doğa talan ediliyorsa ve hukuk tartışılıyorsa…

Ortada çalışan bir akıl mutlaka vardır.

Ama galiba mesele, o aklın var olup olmaması değil; kime ve neye çalıştığıdır.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!