“12 EYLÜL”ÜN JEO-POLİTİĞİ
Kapitalist Bloğun 70’li yılların başında hegemonik bir krize sürüklendiğini biliyoruz.
Aynı dönemin sonlarına doğru Türkiye’nin de bulunduğu coğrafyayı sarsan iki önemli olay işin tuzu biberi olmuş ve krizi derinleştirmiştir.
Bunlar, sırasıyla, SSCB’nin Afganistan’ı işgali ve İran’da gerçekleşip kısa sürede anti-amerikan bir rotaya yönelen İslam devrimidir.
Bu iki gelişmeyle birlikte, Sovyetler Birliğinden sıcak denizlere (Akdeniz ve Hint Okyanusu) uzanan hat üzerinde emperyalizmin denetiminde Pakistan ve Türkiye’den başka devlet kalmamıştır. Düşünün, sözünü ettiğimiz coğrafya enerji havzalarının ve çıkış yollarının merkezidir ve Afganistan, İran, Irak, Suriye’nin emperyalizmin kontrolü dışına çıktığı bu koşullarda Türkiye’nin elde tutulması, aksi yöndeki risklerin tümüyle bertaraf edilebilmesi yaşamsal önem kazanmıştır.

Yazı Sona Erdi!
Yüklenemedi, lütfen tekrar deneyiniz.
12 EYLÜL’ün ekonomi politiği: îmâlât sanayi işkolunun çalışanlarına borcu başta Kıdem Tazmînâtı olmak üzere emek-yanlısı yasalar sâyesinde o denli artmıştı ki, fabrikalara haciz-memurları mârifeti ile el koymak imkân dâhiline girmişti. Peki işçiler bu fabrikaları idâme ettirebilecekler miydi? Hayır! Sermâye mallarını, birkaç ay önce UZEL traktör fabrikasında vâkî olduğu gibi, haraç-mezat satacaklardı (orada çapulcular yağmalıyor). Fabrikalar kapanacaktı. O şeref (UZEL gibi lüzumsuz fabrikaları kapatma şerefi) bugün Sn.ERDOĞAN’a nasîp olmaktadır.