'6551'e sarılan HDP'nin avukatları: Erdoğan'a tuzak kuruluyor

HDP'liler, HDP-PKK ilişkisini bir kez daha ortaya koyan Kobani iddianamesine yönelik ilginç bir taktiğe geçti. Sözde "çözüm süreci"nde 6551 sayılı yasa çıkarıldığı ve çözüm süreci öznelerinin yasayla güvence altına alındığını öne süren HDP'lilerin avukatları, iddianameyle "çözüm süreci"nin de suç sayıldığını, bunun Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP'ye de tuzak olduğunu iddia ettiler.

'6551'e sarılan HDP'nin avukatları: Erdoğan'a tuzak kuruluyor

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında HDP'nin eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve İmralı'ya gidip gelen heyette yer alan isimlerin de aralarında bulunduğu 108 kişi hakkında hazırlanan 'Kobani iddianamesi' geçen hafta mahkemece kabul edilmişti.

İddianame HDP-PKK ilişkisini açıkca ortaya koymuş, Kobani eylemlerinin de Kandil-PKK-HDP silsilesi içinde gerçekleştiğini belgelemişti.

"Kapatılma" çağrılarının gündemde olduğu bir dönemde kabul edilen iddianameye karşı HDP-PKK'lılar ilginç bir savunma yöntemi belirledi.

HDP'lilerin avukatlarından Ramazan Demir, Duvar'a yaptığı açıklamada “Kobane iddianamesini her kim hazırladıysa amacının sadece HDP’lileri yargılamak olmadığı anlaşılıyor” dedi. Demir, "Amaç nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bir bütünen çözüm süreci ve onun aktörleri de yargılanacak şekilde hukuki olmayan tespit ve değerlendirmeler var. 6551 sayılı çözüm süreci yasası olarak da bilinen kanun, bu süreçte aktör olanları korumak için çıkarıldı ancak iddianamede yasa yokmuş gibi değerlendirme yapılmış. Sanki HDP’liler Kandil’e ve İmralı’ya kendi rızalarıyla ve piknik yapmaya gitmişler gibi. Hepsi de özelde Cumhurbaşkanı, genelde hükümetin talebi ve oluru ile yapılmış işler. HDP'liler için suç olan herkes için olur. Yapanlar suçluysa yaptıranlar eşit derecede hukuki sorumluluk taşır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ilerde bir gün vatana ihanetle suçlamak isterlerse bu iddianameye göre hukuki bir engel yok.”

'İMRALI'YA GETİR-GÖTÜR'

Demir, İmralı heyetinin o dönem Abdullah Öcalan'la birlikte çekilmiş fotoğraflarını da örnek vererek şöyle devam etti: “Misal İmralı’da çekilen fotoğrafı HDP’lilere kim getirdi? Adalet Bakanlığı. Bu ve bunun gibi birçok çözüm süreci faaliyeti iddianamede suçlama konusu. HDP’lilere bütün bunları hükümet yaptırdı. Elçiye zeval getiren, zeval görür.”

'O DÖNEMKİ SİYASİ İKLİM...'

Avukat Cahit Kırkazak de iddianamede yer alan suçların o dönemin siyasal ve sosyolojik ikliminden farklı değerlendirilemeyeceğini öne sürerek şunları söyledi:

“İsnat edilen 'suçlamaların' gerçekleştiği dönemde Türkiye'de çözüm süreci vardı ve çözüm sürecinin bir tarafında devlet, diğer tarafında devleti temsil eden siyasal iktidar yani AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan vardı. Başka bir tarafında da Abdullah Öcalan vardı. O dönemde HDP'den istenilen çözüm sürecinin toplumsal ayağının oluşturulmasıydı. Çözüm sürecinin başarısız olması durumunda çözüm süreci öznelerinin olası yargılamanın önüne geçilebilmesi için 6551 sayılı yasa çıkarıldı ve çözüm süreci öznelerinin çalışmaları yasayla güvence altına alındı. Ancak görülüyor ki bu iddianamede Sayın Demirtaş ve İmralı heyetinin çözüm süreci kapsamında devletin bilgisi dahilinde Kandil'e gidip gelmesi, İmralı'ya gidip gelmesi, İmralı mesajlarını toplumla paylaşmaları devletin bilgisi dahilindeydi. Aynı zamanda iddianamede 'suç unsuru' olarak kabul edilen IŞİD kuşatması altındaki Kobanê ziyareti de yargılama konusu yapılmakta. Kısacası çözüm süreci yargılama konusu yapılıyor. Çözüm sürecinin toplumsal ayağını bir tarafta HDP oluşturuken bir tarafta da devleti temsilen AKP ve siyasal iradesi olan Erdoğan oluşturuyordu. Ancak bu iddianameyle HDP'ye dava açılması AKP ve Erdoğan'a tuzak kurmaktır.”