Denize 'zehir' yayılıyor

Antalya'nın dünyaca ünlü Düden Şelalelerini de içine alan Düden Çayı'nda yaşanan zehirli su kaynaklı köpüklenme, Aşağı Düden olarak bilinen Düden Şelalesi aracılığıyla denize de karıştı. Denizdeki köpüklenme ise 2 kilometreyi aşkın mesafeye yayıldı.

Denize 'zehir' yayılıyor

Antalya'nın dünyaca ünlü şelaleleri Yukarı Düden ve Akdeniz'e döküldüğü Aşağı Düden'i de içeren Düden Çayı'nda geçen hafta ortaya çıkan zehirli köpüklenme sonrası binlerce balık öldü. Düden Çayı’nın denize döküldüğü alandaki köpüklenme de giderek çoğalıyor. Denizde 2 kilometreyi aşkın mesafede zehirli köpüklerin yayıldığı görüldü.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Antalya Büyükşehir Belediyesi ilgili birimleri tarafından hem su hem de ölü balıklardan alınan numunelerden yapılan incelemelerde, ilk belirlemelere göre bölgedeki 4 atık geri kazanım tesisindeki yıkama sularının 70-80 metre derinlikteki yer altı suyuna verildiği, buradan da Düden Çayı'na karıştığı belirlendi. Su ve ölü balıklardan alınan numunelerin laboratuvar sonuçlarının ise henüz belli olmadığı açıkladı.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Tevfik Altınay, firmalarla ilgili incelemelerin devam ettiğini, alınan numunelere ilişkin sonuçların henüz belli olmadığını söyledi. Sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını açıklayan Altınay, firmalara uygulanan idari para cezalarıyla ilgili işlemlerin sürdüğünü, Çevre Kanunu'na göre gerekirse faaliyetine son verme, gerekirse kapatma, lisanslı iseler de lisanslarının iptaline ilişkin çalışmaların yapılacağını dile getirdi.

KÖPÜKLENME ARTIYOR

Diğer yandan bugün itibari ile Düden Şelalesi'nin denize döküldüğü alanda köpüklenme olayının arttığı görüldü. Denizde 2 kilometreyi aşan mesafeye yayılan köpüklerle ilgili şelalenin olduğu bölgede ikamet eden Antalya Kent Konseyi'nden Recep Yavuz, ilk defa böyle bir şey gördüklerini söyledi. Şelalenin denize döküldüğü alanda binlerce ölü balık nedeniyle martıların da çoğaldığını anlatan Recep Yavuz, “Düden Şelalesi Antalya'nın en büyük değerlerinden biri, özellikle Rus turistlerin olmazsa olmaz uğrak yerlerinden biri. Şehrin incisi diyebilirim. O yüzden aşırı duyarlılık gösterilerek o tesislere sadece ceza değil, başka yaptırımlar da uygulanması çok önemli. Köpürme denizin içlerine kadar gidiyor. Ben burada oturuyorum ve çok sık burada yürüyorum ve bu kadar köpürme şimdiye kadar hiç görmedim. Nedenin kirlenme olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

'YILLARDIR KİRLETİLİYOR'

Düden çayı etrafındaki sanayi, evsel ve tarımsal atıkların yoğunluğunun yıllardır dere dip çamuru ve suyunu kirlettiğine işaret eden Türkiye Tabiatını Koruma Derneği bilim danışmanı (TTKD) Dr. Erol Kesici, geçen yıllarda bu bölgede yaptıkları araştırmaya göre, dere içindeki su bitkileri ve dip çamurundan alınan örneklerde ağır metallere, istenmeyen kimyasal bileşiklere rastladıklarını söyledi. Dr. Kesici, sudaki aşırı renk değişiminin de derenin zaten iç ve dış kirletici kuvvetlerle aşırı bir şekilde kirlendiğini fiziksel olarak gösterdiğini kaydetti.

'ANALİZE GEREK YOK'

Dr. Kesici, “Yani analiz yapmaya ya da balıklar niye öldü demeye gerek yok. Yıllardır bilinen bu gerçek, bu derenin ne yazık ki kontrolsüz bir şekilde her türlü atığın atıldığı bir yer olması. Gerekli önlemler alınmazsa ileride de buna benzer canlı ölümlerine rastlanması sürpriz olmayacaktır. Denize dökülen kirli sular, en çok o bölgedeki mikroskobik canlıları etkileyecektir. Daha önceki çalışmalarda da bu tür sularla temas eden deniz suyunun kıyı kesimlerinde gerek mikroorganizmaların gerekse ortam koşulları nedeniyle kokuşmalar ve renk değişimleri görülmesi de olası" dedi.

ÇÖKELTME HAVUZU VE BARİYER SİSTEMİ

Denize döküldüğü alanın yüksek olması nedeniyle oksijen bol olması gerekirken, yoğun kimyasal kirliliğin bilhassa kıyıya gelen yavru balıkların da ölümüne neden olacağını dile getiren Dr. Kesici, “Mutlaka Düden deresinin denize ulaştığı alanda öncelikle alınması gereken önlem çökeltme havuzu, bariyer sistemi, mutlak uygulanmalıdır. Temel çözüm de bu bölgenin su kaynağının hiçbir koşulla kirletilmemesidir. Köpüklenme birçok suda olduğu gibi aşırı kirliliğin göstergesidir" dedi.

'BU BALIKLAR TÜKETİLMESİN'

Şelalenin denize döküldüğü bölgede ölü balıkları yemek için gelen martılar ve diğer su kuşları açısından da bu durumun tehlike oluşturduğunu vurgulayan Dr. Kesici, “Bu balıkları yiyen martılar ve balıklar portör görevi görecektir. Martı ve diğer kuşların bu balıkları yemesi, sorunların başka ortamlara taşımalarına neden olabilecektir. Çünkü kimyasal kirlilik sularda çok hızla geometrik oranda artar, deniz suyu bile bunu tolore edememektedir. O kadar çok şiddetli kimyasal var ki hem koku- köpüklenme kendini gösteriyor. Bu balıklar kesinlikle tüketilmemeli, hayvanlara da verilmemelidir. Pazarlarda denetim yapılması da gereklidir" diye konuştu.