Basında sürelki okuruz, ABD’nin Türkiye’den Fener Patrikhanesi’ni “ekümenik” olarak tanımasını talep ettiğini. Böyle zamanlarda, tartışmalar patlak verir: Kimisi, Türkiye’nin ekümenikliği tanımasını savunur ve “biz Müslümanlar, kim oluyoruz da, Ortodokslar’ın kendi arasındaki konuya karışıyoruz”, der. (Türkiye’den bunu talep eden ABD yöneticilerinin Protestan olduğunuysa, hatırlamak istemezler) Kimileriyse, bu konunun Türk-Yunan ilişkileriyle bağlantılı olduğunu savunarak, “Yunanistan Batı Trakya Türkleri’ne daha iyi davransın, o zaman bunu düşünürüz”, diye konuşur (halbuki, Batı Trakya’daki İskeçe Müftüsü’nün bütün Müslümanlar’ın lideri olma iddiası olmadığına göre, Fener Patrikhanesi konusu, Batı Trakya Türkleri konusuyla “karşılıklılık” ilkesine göre ele alınamaz).
Ortodoks dünyasının lideri olma iddiasında bulunan Fener Rum Patrikhanesi, 1453 yılından beridir, Osmanlı Devleti/Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunuyor. Buna rağman, Türkiye’de Ortodoks kiliselerinin tarihi hakkında ve Fener’in diğer Ortodoks kiliseleriyle ilişkileri hakkında, çok fazla eser, yok. Böyle olunca da, ekümeniklik konusu gibi, Türkiye açısından en önemli konulardan biri hakkında sağlıklı tartışma yapılamıyor.
Oysa ki, ABD’nin Fener’i bütün Ortodoks dünyasının lideri olarak tanıtma çabası, onun Doğu Avrupa’da kendi güdümünde bir “ılımlı Ortodoksluk” kurmak istemesinden kaynaklanıyor. Başka bir deyişle ABD, Doğu Avruğa ve Doğu Akdeniz havzasında Rusya’yla olan nüfuz mücadelesinde, Fener Patrikhanesi’nden yararlanmaya çalışıyor.
Fener Rum Patrikhanesi, ABD’nin 1940’lardan bu yana Rusya’ya karşı yürüttüğü mücadelenin dini ayağını oluşturuyor. Doğu Avrupa ve Akdeniz havzasındaki Ortodoks nüfusun etki altına alınması konusunda ABD, 1940’ların sonlarından beri Fener Patrikhanesi’ni kullanmaya çalışırken, Kremlin yönetimi de (eski Sovyetler Birliği, şimdiki Rusya Federasyonu yönetimi), Moskova Patrikhanesi’ne destek veriyor.
ABD’nin Fener Patrikhanesi’ne verdiği bu destek, gayet açık nitelikte: 1948’de ABD’nin girişimiyle Fener Patrikhanesi’nin başına getirilen ABD Ortodoksları’nın başı Athenagoras, Amerika’dan İstanbul’a, ABD Başkanı Harry Truman’ın özel uçağıyla gelmişti. Athenagoras, yıllar sonra verdiği bir röportajda, “ben, Truman Doktrini’nin dini ayağını oluşturuyordum”, diyecekti.
Aslında, bu kadar uzağa gitmeye de gerek yok: ABD yönetimi, Fener Patrikhanesi’nin Ukrayna’yı kendi dini alanına almasına açık destek verdi. ABD’nin bir önceki dışişleri bakanı Mike Pompeo, geçen yıl kasım ayında Türkiye’ye geldiğinde, hiçbir Türk devlet yetkilisiyle görüşmezken, sadece ve sadece, Fener Patirği Bartholomeos’la görüştü. Yine Kasım ayında ABD’de cumhurbaşkanlığı seçimlerini Joe Biden’ın kazandığı belli olunca, resmi sonuçların açıklanmasını bile beklemeden Biden’ı “hür dünya” adına tebrik eden kişi, Patrik Bartholomeos idi.
ABD, Türkiye’den, Fener’i “ekümenik” olarak tanımasını, yani, Ortodoks dünyasının lideri olarak kabul etmesini istiyor, fakat aslında Ortodoks dünyası, Fener’i lider olarak tanımıyor. Fener, diğer Ortodoks kiliseleri tarafından, sadece, eşitler arasında birinci olarak tanınmakta.
İşte, gazeteci-yazar Deniz Berktay’ın yeni çıkan “Rusya-Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi” adlı kitabı, bütün bu konuları ayrıntılı şekilde gözler önüne seriyor. Kitap, Ortodoks kiliselerinin genel yapısını, Fener’in (tarihsel adıyla İstanbul Patrikhanesi’nin) nasıl ortaya çıktığını ve hangi şartların sonucunda zamanla güçlendiğini, diğer kiliselerle ilişkilerini, Türkiye’de bu zamana kadar en ayrıntılı şekilde inceleyen bir eser niteliğini taşıyor. Bunların yanında, dinin Rus ve Ukrayna milli kimliklerindeki rolü, Ruslar’la Rumlar arasındaki çatışmaları yine bu kitapta öğrenme imkanı var. Öte yandan bu kitapta, ABD’nin “ılımlı İslam” projesine benzer bir “ılımlı Ortodoksluk” yaratma gayretini görüyoruz.
Öte yandan, Ukrayna’nın neden Fener’le Moskova arasındaki ilişkilerin kopmasına neden olduğunu, Ukrayna’nın hem bu iki kilise hem de ABD ve Rusya için taşıdığı önemi, bu kitapta görüyoruz.
14 yıldan beri Ukrayna’da gazetecilik yapan ve Doğu Avrupa ülkeleri ve Ortodoks kiliseleri hakkında makaleler yazan Deniz Berktay’ın bu kitabı, onun Ukrayna’da bölge siyaseti ve Ortodoksluk konusunda yıllardan beri yürüttüğü araştırmanın ürünü.
Deniz Berktay’ın bu kitabını, Fener Patrikhanesi ve Ortodoksluk hakkında bilgi edinmek isteyenlere, Rusya, Ukrayna ve Doğu Avrupa’nın siyasi gelişmelerini anlamak isteyenlere ve ABD’nin dini nasıl kullandığını görmek isteyenlere tavsiye ederiz.
