MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle tokalaşmasının ardından yaptığı, “Terörist başı buyursun terörün bittiğini örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Devletin terörle masaya oturmasını hiç kimse hiçbir şart altında beklemesin. Kana değil kardeşliğe susadıklarını göstersinler” çağrısı gündemdeki yerini koruyor.
Artı Gerçek’ten İrfan Aktan’a konuşan eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Devlet Bahçeli’nin, terörist başı Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısını değerlendirdi. Arınç, “Öcalan çağrı yapsın diyorsanız, bunun içini doldurmalısınız” diye konuştu.
Arınç, “Adam çıkıyor, ‘dünya Türk olsun’ diyor. Dünyada sayısız halk var. 6 bin tane dil ve belki de 6 bin tane farklı etnik grup var. Niye tüm dünya Türk olsun kardeşim? Hayır, dünya Türk de olsun, Kürt de olsun, Ermeni de olsun, Rum da olsun; ne olursa olsun! Fakat biz bu topraklarda sadece Türkler yaşıyormuş gibi kabul ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Arınç, “Ben de, Tayyip Bey de, Türkçülüğü de, Kürtçülüğü de zararlı gören bir anlayışa sahibiz” dedi.
‘BİR TOKALAŞMADAN BU KADAR SONUÇ ÇIKMAZ’
Arınç, “DEM’lilerle tokalaşan Bahçeli ve neden tokalaştığını da kendisi ifade ediyor. Ben bunu çok önemli de görmüyorum. Yani bir tokalaşmadan bu kadar sonuç çıkmaz” düşüncesini dile getirdi.
Arınç’ın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Eski tabirle bir işin siyakı vardır, sibakı vardır. Başı vardır, devam eden süreç vardır, sonuç vardır. Siyasette bir nezaket göstergesi olarak kabul edilirse, Bahçeli Demirtaş’la da, Ahmet Türk’le de tokalaşmıştır. Ondan sonra söyledikleri de vardır.
‘KİLİDİ AÇMAK İÇİN BİR ANAHTARA İHTİYAÇ VAR’
E, Bahçeli’nin benim hakkımda da söylediği çok ağır sözler vardır ve bundan dolayı da bugüne kadar herhangi bir özrü de olmamıştır. Ben siyaseten, işin AK Parti tarafında olan bir insan olarak bunu unutmam ama, her gün de gündeme getirmem. En uzak durduğunuz bir insan bile yanınıza gelip elini uzattığında, herhalde siz de uzatırsınız.
Gönlünüzden ne geçtiğine, kalbinizi yararak bakamam. Fakat sadece bir el uzatma, tokalaştırma ritüeline bakarak, bunu çok amaçlı bir iş için kullanabilmek bana çok inandırıcı gelmiyor. Ama her şeye rağmen, evet, bu bir süreç olarak başlamalıdır. Buna ihtiyaç vardır diyorlarsa, bir fayda olabilir.
Kilidi açmak için bir anahtara ihtiyaç var. Sıkılı yumrukla el sıkışılamaz. Sohbeti açmak için bir el sallamaya, bir merhabaya ihtiyaç var.
‘ÖCALAN ÇAĞRI YAPSIN DİYORSANIZ BUNUN İÇİNİ DOLDURMAK ZORUNDASIZ’
Evet, ben bundan ümitliyim. Mesele sadece buysa ve DEM Parti bundan memnunsa, mesele kalmamıştır. Ben işin çok derinliğine girmem. Ama ‘Öcalan çağrı yapsın’ diyorsanız, bunun içini doldurmak zorundasınız. Öcalan bu çağrıyı 11 sene önce yaptı; sonra yaşadıklarımızı ise biliyoruz. Yeni şeyler söylemek lazımdır noktasına geldiysek, bugün başka türlü dinamiklere ihtiyaç var.
‘KÜRT SORUNUNU ÇÖZMEK İSTEYEN, HER TÜRLÜ TEHLİKEYİ GÖZE ALMAK ZORUNDA’
Kürt meselesi çözülecek, ben umutluyum. Gecenin en karanlık anı, şafağın sökmeye en yakın zamanıdır. Kürt sorununu çözmek isteyen bir insan, her türlü tehlikeyi göze almak zorunda.”