YILMA BAŞAR KORKMAZ / VERYANSIN TV
Jürisinde Hilmi Yavuz, Vural Bahadır Bayrıl, Haydar Ergülen, Noyan Erözçelik, Osman Hakan Arslan ve Ali H. Günvar’ın bulunduğu ŞiirAtı Seyhan Erözçelik İlk Kitap-Şiir Ödülü’nün 2024 yılı kazananları açıklandı.
‘TÜRKÇE ŞİİR İFADESİNİ KABUL ETMİYORUZ’
Yarışmada kazananlarının açıklandığı duyuru metninde yapılan “ŞiirAtı Seyhan Erözçelik İlk Kitap Ödülü jürisi; Türkçe şiirin geleceği açısından, bu yıl da hem rekor katılım hem de yollanan yapıtların giderek yükselen niteliğinden duyduğu kıvancı kamuoyu ile paylaşmakta ve tüm katılımcılara en içten teşekkürlerini sunmaktadır” açıklaması üzerine jüride bulunan Ali Günvar ve Osman Hakan Arslan jüriden ayrıldıklarını duyurdu.

‘TÜRKÇE ŞİİR’ İFADESİNİ KABUL ETMİYORUZ’
Ali Günvar ve Osman Hakan Arslan, jüriden ayrıldıklarını açıkladıkları metinde şu ifadeleri kullandı:
“Edebiyat camiasına duyuru: ŞiirAtı Seyhan Erözçelik İlk Kitap Şiir Ödülü seçici kurul üyeliğinden V. B. Bayrıl’la yaşadığımız derin görüş ayrılığı nedeniyle 17.11.2024 tarihinde, saat 19.54 itibariyle ayrılmış bulunuyoruz. V. B. Bayrıl’ın patronu olduğunu düşündüğü jüriyle ilişkimiz kalmamıştır. Ancak yanlış anlamaların önüne geçmek için bu yıl yarışmaya katılan değerli şair Emre Barca’nın ‘Kabul’ isimli eserini eserini açık ara birinciliğe, Neslihan Altun’un ‘Anmadan Olmaz Düğün Çiçekleri’ isimli eserini de Sabri Özenoğlu Ödülü’ne önerdiğimizi belirtmeliyiz. Kendilerini yürekten kutluyoruz, yolları açık olsun. Jüri üyeleri arasında vuku bulan tartışmaların kendileriyle herhangi bir ilgisi yoktur. V.B. Bayrıl’ın, bizim jüriden ayrılmamızın akabinde dün gece yayınladığı duyuru metninde geçen ‘Türkçe şiir’ ifadesini kabul etmiyoruz, kendisiyle görüş ayrılığımız bu ifadeden kaynaklanmaktadır.”
‘BU ÖDÜL, BAYRIL’IN ŞAHSİ MALI DEĞİLDİR’
Günvar ve Arslan, paylaştıkları metinde “ŞiirAtı Seyhan Erözçelik İlk Kitap Şiir Ödülü, başlangıçta Türk dili ve kültürü kapsamında, Türk şiirine kendini adamış şairlerin ilk kitaplarına veya kitap dosyalarına verilmek üzere tasarlandı. Bu ödül V. B. Bayrıl’ın şahsi malı olmayıp Türk dili ve edebiyatını temsilen ŞiirAtı kitaplarına hayat veren tüm ŞiirAtı şairlerine aittir. Hayatını büyük Türk şiiri, dili ve kültürüne adamış, bunu kendine dert edinmiş ve bu uğurda çileler çekmiş iki Türk şairi olarak V. B. Bayrıl’ın ŞiirAtı Seyhan Erözçelik İl Kitap Şiir Ödülü’nü Kadük hale getirmiş olmasını ve şahsımıza yönelik nezaketsiz davranışlarını kınıyoruz. Bu vesileyle, birlikte çalışmaktan onur duyduğumuz değerli jüri üyeleri Hilmi Yavuz, Haydar Ergülen ve Noyan Erözçelik’e teşekkürlerimizi sunarız. İlerleyen zamanlarda ayrıca daha geniş, yazılı bir açıklama yapacağız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadeleriyle devam etti.
‘EDEBİYAT TARİHİMİZE KÖTÜ BİR HATIRA’
Edebiyatçılar, yarışmada yaşanan ‘Türkçe şiir’ skandalını Veryansın Tv’ye değerlendirdi.
Edebiyatçı Kaan Eminoğlu, “Seyhan Erözçelik İlk Kitap Ödülü genç yaşta vefat eden Şair Seyhan Erözçelik’in dostları tarafından şairin anısını yaşatmak için verilen bir ödül. Ödülün verilme gerekçesinin altındaki vefa duygusunu önemli bulsam da dost bir şair adına verilen ödülün jürisinde yer bulmuş bir kişinin kişisel hırsları nedeniyle gölgelenmesini yadırgadım. Jüride yer alan Vural Bahadır Bayrıl’ın ödül seçici kurulunun iki üyesinin talebini kendi ideolojik prangaları nedeniyle yok saymaya kalkması ve seçici kurul üyelerine karşı antidemokratik bir yaklaşımla kendi değer yargılarını dayatmaya çalışması ödülün itibarını geri dönüşü olmayacak bir şekilde sarsmıştır. Bundan sonraki yıllarda, verilmeye devam edilirse eğer, böylesi tartışmalı bir ödüle hiçbir şairin başvurmayacağını düşünüyorum. Jüri başkanı olarak yer alan Hilmi Yavuz’un olaya müdahil olmamasını da doğru bulmuyorum. Hilmi Yavuz isteseydi eğer Vural Bahadır Bayrıl seçici kurul üyelerine bu şekilde antidemokratik bir dayatma yapamazdı. Ancak biz şu an için seçici kurul içindeki tartışmayı kamuoyu ile paylaşılan kadarıyla biliyoruz. ilerleyen süreçte seçici kurul üyelerinden Hilmi Yavuz ve Haydar Ergülen’in konu hakkındaki görüşlerini ve tartışmadaki taraflarını açıklayacaklarına inanıyorum. Edebiyat tarihimize kötü bir hatıra olarak geçen bu ödülün bundan sonra verilmemesinin Seyhan Erözçelik’in hatırasının daha fazla incitilmemesi için bir elzem olacağı inancındayım” sözleriyle düşüncelerini aktardı.
‘CEHALET, ART NİYET, OSMANLI HAYRANI, ÖZAL DEVRİNİN ÜRÜNÜ…’
Yapılan duyuru metninde Türk edebiyatı hakkında yapılan açıklamaları cahillik, art niyet ve Osmanlı hayranlığıyla açıklayan Bâki Ayhan ise “Bir edebiyatçı Fransız veya İtalyan şiirinden söz ederken ‘Fransız, İtalyan’ diyor ama Türk şiirine sıra geldiğinde Türkçe şiir diyorsa burada ya kötü kültürel beslenmeden kaynaklı bilinçli cehalet ya da daha kötüsü art niyet vardır. Edebiyatın malzemesi dil olduğuna göre dil üzerinden tanımlama yapılabilir ama ikili oynamamak şartıyla… Bayrıl’ın yaptığı kültürel sululuktur, ciddi bir birikim ve tavrın ürünü değildir. Osmanlı hayranı bir edebiyatçının Türk modernizmine ve bunun yarattığı kültüre, edebiyata, değerlere kindarca bakması normaldir. Donanım, ciddiyet ve bilgi gerektiren konularda sululuk edebiyatını dışlama hakkına sahibiz. Edebiyat kültürü, reklamcı kapitalist kültür hizmetçisi, Özal devri ürünü şahıslarla daha fazla kirlenmesin. İyi bilmediği konularda fazla konuşmamak hatta tamamen susmak erdemdir. Uğur Mumcu ne demişti: ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” vurgusunda bulundu.
‘TÜRKÇE EDEBİYATI DİLİNDEN DÜŞÜRMEYEN KEPAZELER…’
Türkçenin bozulması yönünde operasyonun yapıldığına ve ödüllerin geçmişte de şaibeli şekilde ve açıklamalarla verildiğine dair açıklamalarda bulunan İbrahim Tığ ise şunları söyledi:
“Son yıllarda ısrarla Türkçemizi bozma çabası var. Türkçeye karşı bir kin besleme çabası var. Bunun en son örneğine Seyhan Erözçelik ödülünde rastladık. Adamlar ‘Türk edebiyatı’ demekten gocunuyorlar. ‘Türkçe edebiyat’, ‘Türkçe roman’ gibi uyduruk, kepaze söylemlerle rol oynuyorlar. Bu ödüle gelince, daha öncesinde de bir yığın sorun ve tartışmayı beraberinde getirmişti.
2019 yılında, ödül şartnamesinde ‘ödül, ilk kitaba verilecek’ duyurusu yapıldığı halde Yiğit Kerim Aslan’ın ‘Kirpik Bilgisi’ adındaki ikinci kitabına ödül verildi. Buradan şunu anlıyoruz ki ahbap-çavuş ilişkisi edebiyatı gün yüzüne çıkmış durumda. Bu yılki ödüle geldiğimizde de ödülü alan arkadaşlara bir diyeceğim yok elbette fakat jüride bir sıkıntı var. Ali Günvar ve Osman Hakan Arslan diyor ki ‘Biz Türk edebiyatı ve Türk şiiri konusunda ikna edemedik Vural Bayrıl’ı.’ Vural Bayrıl’ın da abuk subuk bir açıklaması var. Bir yandan faşizmi kovuyormuş gibi yapıyor, öte yandan kendi konuşmalarında Arnavutçuluğu, Arnavut kökeninden olmasını rahatlıkla söyleyebiliyor. Bu bağlamda asıl ırkçılığı kendi yapmış oluyor. Tabi ki biz buna kayıtsız kalamazdık. Bir ulusun yaşayabilmesi için en büyük etken dildir. Dili olmayan uluslar batmaya yatkındır ve yok olurlar. Onun için Türkçemize sahip çıkmalıyız. Yani bugün Fransızca edebiyat demediğimiz gibi Türkçe edebiyat veya Türkçe şiir de diyemeyiz. Biz bunun mücadelesini vermek zorundayız ki veriyoruz diye düşünüyoruz.
Aslına bakılırsa bu son hadisede tepki gösteren Ali Günvar ve Osman Arslan’ın 2019’daki ödüle de karşı çıkması gerekirdi, çünkü orada da şartnameye uyulmuyordu. Orada uymasalar da burada duyarlılık göstermişler. Bana kalırsa orada Hilmi Yavuz, Haydar Ergülen gibi insanların da bu kavramlara karşı çıkması gerekirdi ama büyük bir suskunluk içerisindeler. Hilmi Yavuz’un suskunluğunu anlıyorum, çok da güvendiğim bir insan değil kendisi. FETÖ’nün gazetesinde yıllarca yazarlık yaptı. Aslında onun da utanması gerekir. Hilmi Yavuz’dan da açıklama bekleyenler var fakat onun yapacağı açıklamaları da sağlıklı bulmuyorum. Bunlar star sistemin yarattığı edebiyatçılar, durum bundan ibaret. Haydar Ergülen’den de ses çıkmaması ise onun da bu düzene ayak uydurduğu anlamına gelir.”