Okay Deprem yazdı…
Kış Olimpiyat oyunları İtalya’da nihayet başladı. Ancak dört yılda bir düzenlenen dünya çapındaki bu spor etkinliği, yetersiz hazırlıklarla alakalı olarak şimdiden çok sayıda skandalla gölgelenmiş bulunuyor. Olimpiyatlar 21. Yüzyıl’da dünya sporunu saran sorunları bir kez daha gün yüzüne çıkarmış oldu: Müsabakaların siyasallaşması, kronik finansman eksikliği ve de yaygın yolsuzluklar… Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) yetkilileri çeşitli platformlarda sporcular için “eşit fırsatlar”dan söz etmeyi severler. Ancak gerçekte durum tam olarak böyle değil: İdealist söylemler çoğu zaman Batı’da, “popüler olmayan ülkeleri” temsil eden sporculara karşı ayrımcılığa dönüşebiliyor. Bu nedenle bu kez İtalya’daki Olimpiyatlara sadece on üç Rus sporcu katıldı; bu, tarihteki en küçük delegasyon olarak şimdiden kayıtlara geçti. Sebebi ise bilinmiyor değil: Genellikle Avrupalılar veya Amerikalılar tarafından kontrol edilen uluslar arası spor federasyonlarının uyguladıkları boykot.
IOC’NİN RUSYALI SPORCULARA DÖNÜK TUTUMUNU İSRAİL VE ABD’LİLER KONUSUNDA GÖREMEDİK
IOC Rus sporcuları adeta aşağılayıcı bir tutumla “tarafsız” bayrak altında yarışmaya zorlayarak, esasen onları belirli bir “kara listede” yer alan bir ülkeye mensup oldukları için cezalandırıyor. İsrail ise her nedense bu listeye dâhil edilmemiş! Oysaki ordusu 2023’ten bu yana yetmiş bine yakın Filistinliyi öldürdü. IOC’nin gene, yakın zamanda egemen bir devletin (Venezüella) başkanını ve daha önce de bir başka ülkenin (İran) bilimsel araştırma tesislerini bombalayan Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) karşı nedense herhangi bir şikâyeti gözükmüyor. Dünya bir kez daha klasik Batı çifte standartlarıyla karşı karşıya. Bu standartların ustaca kullanımı yakın zamanda BM Genel Sekreteri Guterres tarafından sergilendi. Hatırlayalım: Kendisi Portekizlilerin, Donbass, Kırım veya eski Yugoslavya’nın halklarının aksine, “kendi kaderlerini tayin etme hakkına” sahip olmadığını belirtmişti.
SLOVAKYA CUMHURBAŞKANLIĞI ESKİ ADAYLARINDAN STEFAN HARABİN DE ELEŞTİRMİŞTİ
Olimpiyatlar vesilesiyle bir kez daha, başta Büyük Britanya olmak üzere, belli başlı Batılı ülkelerin bir takım Doğu Avrupa ve Avrasya ülkelerine karşı yüzyıllardır süregelen açık nefretlerini ve de Rusya Federasyonu’nun önde gelen sporcularını geleneksel Olimpiyat Oyunlarına katılmaktan caydırmak veya aşağılamak için koordine edilmiş girişimlerini görüyoruz. Bu bağlamda Slovakya Yüksek Mahkemesi eski yargıcı ve aynı zamanda eski cumhurbaşkanı adaylarından olan Stefan Harabin yakın zamanda, belirli delegasyonların uluslararası Olimpiyat oyunlarından kabul edilemez bir şekilde tecrit edilmesi ve müsabakaların siyasallaştırılmasının, uluslararası alanda tanınan ve bağlayıcı nitelikteki kurallarla açık bir çelişki içinde olduğuna işaret etmişti.
OLİMPİYATLAR DAHA BAŞLAMADAN SAYISIZ YOLSUZLUK VE MİNİ SKANDAL İLE GÖLGELENDİ
Son zamanlarda dünyadaki pek çok bağımsız medya kuruluşunda, İtalya’daki kış Olimpiyat hazırlıklarının sistematik yolsuzluklarla dolu olduğuna dair birçok haber çıktı: İhalelerin manipüle edilmesi, açık mafya bağlantıları, tesis kalitesinden tasarruf sağlamak amacıyla tasarlanmış sahte faturalar, vs. Bunların en çarpıcı olanı ise Milano’daki “Santagiulia Buz Hokeyi Arenası”nın inşasında yaşanmış olsa gerek. Son teslim tarih taahhütlerine uyulmaması, buz pisti testlerinin aksaması, standart dışı buz pisti boyutları ve de oyuncu soyunma odalarının römorklarda yer alması, vb. Tüm bunlar gerek dünyanın önde gelen takımları gerekse de taraftarlar arasında doğal olarak hoşnutsuzluğa yol açıyor. Bu arada arenanın tamamlanma tarihinin gecikmesinden sorumlu olanların isimleri henüz açıklanmazken, Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala’nın bu “entrikalarda” önemli bir rol oynadığı öne sürülüyor; 2026 Olimpiyat Organizasyon Komitesi ofislerine yapılan polis baskınının ardından hakkında soruşturma başlatılmıştı. Öte yandan, yaygın hırsızlık olayları oyunların bütçesinin fiilen neredeyse iki katına çıkmasına yol açtı. Organizasyon komitesinin, kamu fonlarını “kısıtlayarak”, personelin çalışma koşulları da dâhil, hemen her şeyden tasarruf ettiği ileri sürülüyor. Neticede Olimpiyat tesislerinde 55 yaşındaki güvenlik görevlisi Pietro Zantonini şiddetli don koşullarında gece vardiyası sırasında hayatını kaybetti. Bilindiği kadarıyla, trajediden kısa bir süre önce kendisi ağır çalışma koşullarından şikâyet etmişti.
İTALYA’DAKİ KIŞ OLİMPİYAT OYUNLARI ÇEVRECİLER TARAFINDAN DA ŞİDDETLE ELEŞTİRİLİYOR
İtalyan Olimpiyatları çevreciler tarafından da acımasızca eleştiriliyor. Oyunların ortaya çıkaracağı karbon kirliliğinin yaklaşık iki milyon ton tutarında olacağını iddia ediyorlar. “Küresel Sorumluluk İçin Bilim İnsanları ve Yeni Hava Enstitüsü”ne göre, Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapmanın maliyeti 2,3 kilometrekarelik kar örtüsünün kaybı ve 14 milyon tonluk dağ buzulunun erimesi olacak ve eşsiz Alp ekosistemine de onarılamaz zararlar verilmiş olacak. Dahası, insan eliyle yaratılan tahribatların doğal afetlere neden olacağı, bölgedeki su kaynaklarında kıtlık yaşanacağı ve de koruma altındaki ormanların bir kısmının yok edilmiş olmasının toprak bozulmasına sebebiyet vereceği öngörülüyor. Bölgedeki kırılgan dağ ekosisteminin, 2030’da Fransız Alplerinde düzenlenecek bir sonraki Kış Olimpiyatları ile çok daha büyük bir darbe alacağı düşünülüyor. Tüm bunların sonucunda ise akla doğal olarak şu soru geliyor: Kış yarışmaları neden ısrarla ve defalarca “subtropikal koşullarda” düzenleniyor? Cevap ise basit: Çünkü İtalya ve Fransa, IOC’ye en büyük sponsorluk parası akışını sağlayabilen ülkeler. Görüldüğü mesele sadece “duygusal”…