1. Haberler
  2. Siyaset
  3. CHP’den Akın Gürlek’in canlı yayındaki açıklamalarına tepki

CHP’den Akın Gürlek’in canlı yayındaki açıklamalarına tepki

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "HTS kayıtları ile her şeyi tek tek doğruladık" sözlerine tepki gösterdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci de Gürlek'in canlı yayında İBB operasyonlarına ilişkin verdiği mesajların "Adalet Bakanlığı makamının taşıması gereken anayasal sorumluluğun sınırlarını aşan bir tablo ortaya koyduğunu" belirtti.

featured

Adalet Bakanı Akın Gürlek, A Haber canlı yayınında soruları yanıtladı. Konuşmasında İBB davasına ilişkin mesajlar veren Gürlek, “HTS kayıtları ile her şeyi tek tek doğruladık” ifadelerini kullandı.

Söz konusu ifadelere CHP’den tepkiler geldi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ‘HTS kayıtları’ açıklamalarına tepki gösterdi.

”DOĞRULAMA’ DEDİĞİNİZ ŞEY; ZAMANI, MEKANI VE MANTIĞI BÜKMEKTEN İBARET’

Emir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

“Akın Gürlek, ‘HTS kayıtları ile her şeyi tek tek doğruladık’ derken, o doğrulamayı tam olarak şöyle mi yaptınız? Mart ayından beri cezaevinde yatan Fatih Keleş’i, hücresinden ışınlayıp ekim ayında Florya’da AVM’de gezdirerek mi? ‘Rüşvet aldı’ dediğiniz Sırrı Küçük ile parayı veren kişi arasında HTS’de 400 metre mesafe varken, parayı telepatiyle transfer ettirerek mi?

Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe pazar yerinde, binlerce insanın olduğu sokakta halkı dinlerken; ‘Aynı baz istasyonuna takıldın’ diyerek suç örgütü buluşması uydurarak mı? ‘Doğrulama’ dediğiniz şey; zamanı, mekanı ve mantığı bükmekten ibaret. Fizik kurallarını bile ihlal eden bu HTS kayıtlarıyla neyi doğruladınız Allah aşkına?”

‘ANAYASAL SORUMLULUĞUN SINIRLARINI AŞAN BİR TABLO ORTAYA KOYDU’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci ise, X paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu akşam yaptığı açıklamalarla, Adalet Bakanlığı makamının taşıması gereken anayasal sorumluluğun sınırlarını bizzat aşan bir tablo ortaya koymuştur.

Adalet Bakanı sıfatını taşıyan bir kişinin, henüz yargılaması devam eden dosyalar hakkında ayrıntılı değerlendirmelerde bulunması ve etkin pişmanlık beyanlarını savunma konusu yapması yargı bağımsızlığı ilkesinin özüyle açıkça çelişmektedir.

Adalet Bakanı, geçmişte savcı sıfatıyla imza attığı iddianameleri bugün kamuoyu önünde savunur konuma yerleşmiştir. Bu tutum, dosyaya bakan hakim ve savcılar üzerinde nesnel bir baskı zemini üretmektedir.

Bir yargı mensubunun, hakkında karar vereceği dosyayı; aynı dosyanın eski savcısı, bugünün Adalet Bakanı ve aynı zamanda HSK’nın başkanı konumundaki bir aktörün ekranlardan anlatması, adil yargılanma hakkının yok edilmesidir.

‘ALARM VERİCİ’

Canlı yayında dile getirilen “tutukluların avukat görüşmelerine ilişkin yeni düzenleme” hazırlığı, savunma hakkı açısından alarm verici niteliktedir.

Avukat–müvekkil görüşmesi, ceza yargılamasının temel güvencelerinden biridir. Bu alanda “boşluk” iddiasıyla yapılacak her müdahale, tutukluluğu peşin cezaya dönüştürmektir.

Canlı yayında “zorlama yok, herkes kendi iradesiyle başvurdu” şeklinde sunulan etkin pişmanlık anlatısı, uygulamayla örtüşmemektedir.

Dosyalara yansıyan tablo; uzun tutukluluk, aile bireyleri üzerinden kurulan baskı, ekonomik ve psikolojik tehditlerle beyan üretildiğini açık ve bir net şekilde ortaya koymaktadır.

“Siyasi partilerin kapatılması olmaz. Bunu zorlaştıran da zaten AK Parti. Bunlar tamamen yanlış bilgi” ifadesi ise gerçeği yansıtmamaktadır. İBB iddianamesinin kabul edilmesinin hemen ardından Yargıtay’a kapatma “ihbar”ı gönderen bizzat Sayın Bakan’ın kendisidir.

Belki de en vahimi ise; hakimler, iddianamenin aksine bir ara karar verdiğinde dahi bu kararın ardından mesleki geleceğiyle ilgili risk hesaplamak zorunda kaldığı bir sistemin işlemekte oluşudur.

‘ANAYASAL SORUN HALİNE GETİRİR’

Adalet Bakanı aynı zamanda HSK’nın başkanıdır. Bu gerçeklik, devam eden davalar hakkında yapılan her açıklamayı çok daha ağır bir anayasal sorun haline getirir.

Dolayısıyla;

Yargı dosyaları, siyasi meşruiyet üretmek için televizyon stüdyolarında anlatılamaz.

Savunma hakkı, “düzenleme yapacağız” denilerek daraltılacak bir alan olarak görülemez.

Etkin pişmanlık, baskı altında beyan üretmenin kılıfı haline getirilemez.

Adalet Bakanı’nın devam eden dosyalar hakkında tek taraflı anlatılar kurması hakimlere, savcılara ve topluma verilen açık bir mesajdır. Bu mesajın adı bağımsız yargı değildir. Bu mesaj, yargının siyasal gölge altında çalıştığını bir kez daha ilan etmektir.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!