'ABD-PKK petrol anlaşmasını bozmanın yolu Esad ile diyalogdan geçer'

Prof. Dr. Hasan Ünal, ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü ile petrol anlaşması imzalamasını değerlendirdi. Tutarlı bir dış politika izlenmesini isteyen Ünal, ABD'nin Suriye'deki hesaplarının ancak Esad yönetimi ile ilişkilerin normalleştiği koşullarda bozulacağını söyledi.

'ABD-PKK petrol anlaşmasını bozmanın yolu Esad ile diyalogdan geçer'
'ABD-PKK petrol anlaşmasını bozmanın yolu Esad ile diyalogdan geçer'

ABD'nin Suriye'nin kuzeyinde işgalci teröristlere verdiği desteği artırıp petrol şirketleri aracılığıyla anlaşma yapmasına tepkiler sürüyor. 

Suriye ve Türkiye Dışişleri Bakanlıklarından yapılan açıklamada anlaşma kınanarak bunun terörizmin finansmanı olduğu belirtildi.

ABD’nin Kuzey Suriye planına karşı Türkiye’nin atması gerektiği adımları açıklayan Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, Türkiye’ni biran önce Suriye yönetimiyle ilişkilerinin normalleşmesini ve dış politikada frene basılması gerektiği söyledi. İşte Ünal’ın açıklamaları:

‘TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKA REVİZYONUNA İHTİYACI VAR’

Türkiye’nin açıklaması yerinde. Çünkü bu Amerikalı petrol şirketinin PKK/YPG ile yaptığı anlaşma açıkça teröre finansman sağlıyor. Teröre finansman sağladığı için ABD’nin iç hukukunda da sorunlu. Bu iç hukukta bir yargılamayı mecbur edebilecek derecede önemli bir konu. Türkiye bunun üzerine gitmeli. Bununla ilgili olarak uluslar arası hukuk uzmanları ve ABD yargısı uzmanlarıyla bir politika belirlenmeli. Bu tamamen zıvanadan çıkmış, kabul edilemez bir şey. 

Mesela Türkiye’nin ABD’ye karşı her türlü eylemi yapan bir örgüt düşünelim, ona finansman sağlaması gibi bir şey. Kabul edilebilir bir yanı yok. ABD’nin terör listesinde PKK açıkça yer alıyor. 

ABD’ye asıl cevap alanda verilmeli. O da şöyle olur. Bir üçüncü harekat gibi değil. Önce dış politika ve diplomasi ile işi çözmek lazım. Türkiye çok cepheli bir mücadelede, herkesle kavgalı bir görüntüde sonuç alamadığını gördü. Evelki hafta ilan ettiğimiz navtex’i uygulayamamamız bunun açıkça göstergesi. Navtex’i uygulayamıyoruz ayrıca Sirte-Cufra hattında Türkiye’nin desteklediği güçlerin beklenen ileri harekatı da askıya alınmış görünüyor. 

‘ESAD YÖNETİMİYLE İLİŞKİLER DÜZELMELİ’

Türkiye’nin dış politika revizyonuna ihtiyacı var. Bu revizyon Suriye’den başlamalı. Türkiye sırtındaki ulusal çıkarlarıyla uyumlu olmayan yükleri atarak ulusal çıkarları odaklı dış politikaya yönelmeli. Suriye’deki mevcut çıkarlarımızın ulusal politikalarımıza hizmet ettiğini söylemek mümkün değil. PYD/PKK, Fırat’ın doğusunda ABD ile ‘devletleşme’ yönünde ilerleme kat ediyorsa bu bizim dış politika hatalarımız  yüzünden oluyor. Eğer biz vakitlice veya şimdi Suriye hükümeti ile ilişkilerimizi normalleştirip ‘Adana mutabakatı’ çerçevesinde teröre karşı birlikte hareket etmeye yönelmiş olsaydık bunlar olmazdı. PKK/PYD’nin ve ABD’nin Suriye’deki en önemli varsayımı şu; onlar diyor ki “Ankara’daki Erdoğan hükümeti hiçbir koşulda Suriye’deki Esad yönetimiyle ilişkilerini normalleştirmez. Bizim açımızdan sorun yok. Onlar kavga ettikçe, yani Suriye hükümetinin altını oymaya devam ettikçe bizde buradaki işimizi rahatça yaparız” diyorlar. 

Eğer Suriye hükümeti ile ilişkilerimizi normalleştirerek teröre karşı birlikte mücadeleye yönelirsek bu varsayım yıkılır, psikolojik üstünlük bize geçer. Alanda verilecek karşılık budur. Aynı şekilde Sirte-Cufra hattı operasyonunun askıya alınmasından fırsatla bölgedeki ülkelerle, başta Mısır olmak üzere ilişkileri geliştirmenin yollarına bakmamız lazım. Türkiye bu şekilde devam edemez. Bir ucu Azerbaycan’dan Irak’a, oradan Suriye’ye oradan Doğu Akdeniz’e Kıbrıs’a oradan Libya’ya ve Ege’ye uzanan bir hatta binlerce kilometrede en az dört beş devletle savaş senaryosunu göğüsleyerek hiçbir şey yapamaz. Mücadele edersiniz ama hiçbir bölgeden hiçbir sonuç alamazsınız. Oysa dış politika sonuç alma sanatıdır. Biz Suriye’de bu şekilde donmuş halde bu durumu devam ettirerek sadece PKK/PYD ve ABD’nin bu tarafta da İdlib’e yuvalanmış terör örgütlerinin ayakta kalmasını sağlıyoruz ama özellikle PKK/PYD ile ilgili tehlike şu ki orada bizim yanlış politikalarımızdan faydalanarak devletleşme sürecinde önemli adımlar attılar.