Abdullah Gül'ün iki yüzü

“Savcı bulun, delillendirin” talimatıyla Ergenekon kumpaslarını başlatan Abdullah Gül, son açıklamalarıyla şaşkınlık yarattı. AYM’ye bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girmesi konusunda çok destek verdiğini söyleyen Gül, kumpas davalarda yargılananların tahliyelerinde rolü olduğunu ima eden sözler sarf etti. Veryansın Tv, Gül’ün gerçek rolünü hatırlatıyor…

Abdullah Gül'ün iki yüzü

VERYANSIN TV

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Anayasa Mahkemesi (AYM) etrafında dönen tartışmalarla ilgili T24’ten Murat Sabuncu’ya yaptığı açıklamalarda kumpas davalarında yargılananların tahliyeleriyle ilgili de dikkat çeken ifadeler kullandı.

Gül, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, çok sayıda asker ve gazetecinin de aralarında bulunduğu sanıkların kumpas davalarından tahliyelerinde rolü olduğunu şu sözlerle ima etti:

"Bu Anayasa Mahkemesi Türkiye'nin en büyük problemlerinden birisini çözdü. Vaktiyle genelkurmay başkanından birçok subaylara, birçok profesör, birçok gazeteci, Silivri'den, Ankara'daki Sincan'dan eğer çıktılarsa, bundan çıkış yolunu AYM sağladı. AYM o zaman bireysel başvuru hakkını yürürlüğe koydu. O zaman Cumhurbaşkanı olarak çok destek verdim kendilerine, görüşmeler yaptım, cesaretle bunu yapın dedim, Türkiye'nin çıkışı ancak bu, bu şekilde bireysel başvuruyla Türkiye'yi siz düzlüğe çıkartırsınız ve o şekilde hepsi çıktı." 

Abdullah Gül’ün son açıklamaları, Ergenekon kumpaslarındaki "gerçek rolünü" bir kez daha akıllara getirdi. 

KUMPASIN MERKEZİNDEYDİ

Gül, hem operasyonu yürütecek savcının bulunmasını, hem de Danıştay cinayetinin Ergenekon’la birleştirilmesini sağlayan adımları attı. 17 Mayıs 2006'daki Danıştay saldırısı sırasında dönemin Başbakan Yardımcısı ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı olan Abdullah Gül’ün saldırıdan sonra ilk icraatı okları Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yöneltmek oldu. Gül, "çetenin başı ordudan atılma bir yüzbaşı" açıklamasıyla emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin'i işaret etti.

'SAVCI BULUN, DELİLLENDİRİN'

Emniyet ve MİT yöneticileri de Gül'le olaydan sonra bir bilgilendirme toplantısı yaptı. Bu toplantıda Abdullah Gül'e bir şema sunuldu. Gül o toplantıda, MİT ve Emniyet yetkililerine şemadaki isimlerin suçlamalarla ilişkilendirilmesi talimatını verdi. "Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın" dedi.
O toplantıya katılan polisler, gazeteci Murat Yetkin'e "Bir türlü savcı bulamadık" diye yakındı. Bir süre sonra Radikal yazarı İsmet Berkan , "Bir türlü savcı bulunamıyordu. Nasıl olduysa Zekeriya Öz bulundu" diye yazdı. Ve Ergenekon operasyonlarının düğmesine bastı.

Söz konusu toplantıyı dönemin Radikal Gazetesi yazarı İsmet Berkan yazılarında şöyle aktardı:

“Danıştay saldırısından hemen sonra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e polis bir şema getirir. Bu şemada, Danıştay saldırganı dâhil bugün tutuklu olarak cezaevinde bulunan bütün Ergenekon şüphelileri yer almaktadır. Sadece onlar mı, daha fazlası da var şemada. Ama ilk ağızda Danıştay saldırısı ile çok sonra İstanbul’da başlayacak olan Ergenekon soruşturması arasında somut bir bağlantı kurulamıyor. Emniyet ilk gün getirip Abdullah Gül’e sunduğu istihbari bağlantıları savcılara sunamıyor, delillendiremiyor”. (İsmet Berkan, Ergenekon’un Yakın Tarihi 5, Radikal, 9 Nisan 2008)

“Bu şema, aynı zamanda Ergenekon’un ‘çete’ tarafını oluşturan, silahlı-külahlı işlere karışanların şemasıydı. Aslında Abdullah Gül çok kararlıydı, ‘Haydi’ dedi, ‘Bana anlattığınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın’”. (İsmet Berkan, Ergenekon bir rövanş mı?, Radikal, 4 Temmuz 2008)

“O dönemde, Murat Yetkin’le birlikte Ankara’da çok önemli bir güvenlik yetkilisiyle sohbet ediyorduk, o yetkili bize ‘Savcı bulunamıyor’ dedi, ‘Elde pek çok şey var ama savcılar soruşturmaktan çekiniyor.’ Nasıl olduysa İstanbul’da Zekeriya Öz isimli bir savcı bulundu”. (İsmet Berkan, Ergenekon bir rövanş mı?, Radikal, 4 Temmuz 2008)

Ancak Abdullah Gül'ün Ergenekon kumpasındaki rolü bununla da sınırlı kalmadı. Gül, basında yer alan uydurma iddialara desteğini asla esirgemedi.

'YAZDIKLARI YAZILARDAN TUTUKLU DEĞİLLER'

Gül, 6 Nisan 2011 tarihinde Polonya'da Natoli Avrupa Koleji'nde Türkiye'nin AB ilişkilerine ilişkin bir konferans verdi. Burada Ergenekon operasyonlarına değindi. İşte o konferanstaki açıklamaları:

“Bazı tutuklular var ki bunlar dışarıda gazeteci olarak geçiyorlar. Bunlar illegal örgütlerin, şiddet kullanan, silah kullanan örgütlerin üyeleri ve kendileri de şiddet olaylarınn içinde bulunan insanlar. Yazdıkları yazıdan dolayı değil, illegal örgüt içindeki başka faaliyetlerinden dolayı tutuklu olan insanlar. Tekrar ediyorum, yazdıklarından dolayı değil…”

'SAVCILARIN ELİNDE GÜÇLÜ BELGELER VAR'

Türkiye’nin özgürlükler ülkesi olduğunu öne süren Gül, aynı konferansta sözlerini şöyle sürdürdü:

“Savcıların eline çok güçlü dokümanlar, belgeler ele geçti ve savcılar bu konuyla ilgili dava açtılar. Ve bu çerçeve içerisinde sivil hükümeti darbeyle düşürme çerçevesi suçuyla bazı askeri personeli, bazı sivil insanları, bunların arasında bazı gazetecileri de yargılıyorlar. Bunların sayısı çok fazla değil yalnız.”

Abdullah Gül, Hrant Dink cinayeti ile Ergenekon bağlantısının kurulması için de mahkemenin "örgüt yok" kararının ardından Devlet Denetleme Kurulu'nu devreye soktu.

ESKİ DANIŞMANI KUMPASLARDAKİ ‘BAŞARISINI’ ÖVMÜŞTÜ

Gül'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde başdanışmanı olan Ahmet Sever, Vatan gazetesine verdiği röportajda Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin Abdullah Gül sayesinde başarılı olduğunu şu sözlerle itiraf etmişti:

"Eğer bazılarının istediği gibi Abdullah Gül'ün yerine daha düşük profilli bir kişi cumhurbaşkanı olsaydı bu süreç bu kadar başarılı olamazdı. Türkiye, bugünkü Türkiye olmazdı, olamazdı. Eğer Abdullah Gül o sancılı sürecin sonucunda cumhurbaşkanı olmasaydı bütün bu gelişmeler, ilerlemeler o kadar kolay gerçekleşemezdi."