1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) tarafından Kadıköy Söğütlüçeşme’de miting düzenlendi.
Burada konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, “barışı kurmak, örgütlemek ve ortak bir tavır koymak için” bir araya geldiklerini savundu.
1 Eylül’de aynı zamanda 2. Dünya Savaşı’nın da başladığını aktaran Hatimoğulları, ancak yeryüzünde savaşların devam ettiğini, “Rusya-Ukrayna Savaşı ve İsrail’in Filistin’i işgalinin sürdüğünü, Yemen’den Lübnan’a, Irak’a, Suriye’ye kadar bölgenin savaş ve çatışma alanı haline geldiğini” belirtti.
Hatimoğulları, İsrail’in, Gazze sokaklarını bombalamaya devam ettiğini belirterek, “Filistin halkı mazlum bir halktır. Bizler Filistin halkının haklı davasının yanındayız. Bugün Filistin’de yaşananlar insanlığın sıfır noktası demektir. Açlıkla karşı karşıya, ölümle topraksızlıkla karşı karşıya. Buradan hep beraber alkışlarımızla ve zılgıtlarımızla Filistin halkının yanında olduğumuzun mesajını bu 1 Eylül mitinginde hep beraber gönderelim.” diye konuştu.
“Suriye’de de bir an önce barışın tesis edilmesi” gerektiğini savunan Hatimoğulları, TBMM’de bölücü komiyonun “çok önemli ve kıymetli” olduğunu, parlamentonun yüzde 95’ini temsil ettiğini söyledi.
‘İNFAZDA EŞİTLİK’ İSTEDİ
Hatimoğulları, bölücü komisyonda yer alan bütün siyasi partilere “gösterdikleri sorumluluktan” dolayı teşekkür ederek, komisyonun acil bir biçimde süreci hızlandırmak üzere, “infazda eşitlik yasası, kayyum yasası ve demokratik yerel yönetimler yasasına kadar bir dizi yasal düzenlemeler” yapması gerektiğini dile getirdi.
TERÖRİSTBAŞININ MESAJI OKUNDU
Mitingde bölücü terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın mektubu okunurken, alanda posterinin açıldığı görüldü.
Mektupta şu ifadeler yer aldı:
“Barış ve demokrasi için mücadele edenlere… Barış ve demokratik çözüm çağrımız, sıradan bir siyasi hamle değil; stratejik bir adım ve tarihsel bir dönüm noktasıdır. Bu çağrıyla birlikte hem Türkiye’de hem de Ortadoğu genelinde, savaşların ve yıkımların yerini barışa dayalı demokratik bir yaşamın alacağı yeni bir dönemin kapıları ardına kadar açılmıştır.
Bu, yalnızca bir temenni değil; güçlü bir imkan ve ciddi pratik adımlarla inşa edilmesi gereken somut bir gerçekliktir. Çünkü gerçek barış, yalnızca silahların susması ya da çatışmaların sona ermesi değildir. Gerçek barış; özgürlüğün, demokrasinin ve toplumsal adaletin yaşamın bütün alanlarında vücut bulmasıyla mümkündür. Bu toplumsal dönüşüm, halklarımız için sadece bir hak değil; aynı zamanda önümüzdeki yeni dönemin temel görevidir.
Halklarımızın mücadelesiyle barış, demokrasi ve özgürlük değerleri mutlaka kökleşecek, toplumsal yaşamda karşılığını bulacaktır. Artık bu ülke, barışı ve demokratik yaşamı hem hakkı hem de görevi olarak görenlerin yurdu olacaktır.
1 Eylül vesilesiyle halklarımızı bu tarihi göreve sahip çıkmaya, barış ve özgürlük yürüyüşünü daha da büyütmeye çağırıyorum.
Herkesin bu dönemin ciddiyetini kavrayarak kendini gözden geçireceğine ve barışın ruhuna uygun hareket edeceğine olan inancımla hepinizi bitmeyen sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.”