1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Ahmet Özer’den Bahçeli iddiası: ‘Kendi çapında itiraz ediyor’

Ahmet Özer’den Bahçeli iddiası: ‘Kendi çapında itiraz ediyor’

CHP'nin tutuklu eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, yeni açılım sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ahmet Özer, "Bahçeli, CHP’ye karşı yürütülen siyasi operasyonların barış sürecine zarar verdiğinin farkında" dedi. Ayrıca, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin CHP'ye yönelik operasyonlara itiraz ettiğini ileri sürdü. Açılım sürecine ilişkin önerilerini sıralayan Özer, "Bunlar gerçekleştiğinde, işte o zaman toplumun barışa olan inancı köklenir ve sıra sivil, özgürlükçü bir anayasa yapmaya gelir" ifadelerini kullandı. 

featured

30 Ekim 2024’te tutuklanan ve yerine kayyum atanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in “Kent Uzlaşısı” soruşturması kapsamında görülen davada geçen hafta tahliyesine karar verildi. Ancak ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçundan da yargılandığı için cezaevinden çıkamadı. Özer, iktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği açılım sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

‘BAHÇELİ, CHP’YE OPERASYONLARA İTİRAZ EDİYOR’

T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Ahmet Özer, “Bahçeli, CHP’ye ve belediyelerine karşı yürütülen siyasi operasyonların barış sürecine zarar verdiğinin farkında ve buna kendi çapında ittifakı bozmayacak ölçüde itiraz ediyor” dedi.

Özer, şöyle devam etti:

“Kendisi ve hukukçu kurmaylarının zaman zaman yaptığı “tutuksuz yargılama esastır, iddianameler bir an önce yazılmalı, adil yargılanma yapılmalı, davalar CHP’nin istediği gibi TRT’de yayınlanabilir” gibi doğru çıkışlar bunun en bariz göstergesi. Şu gerçek göz ardı edilmemeli; ana muhalefet dışlanarak toplumsal barış sağlanamaz. CHP’ye yönelik yargı yoluyla yapılan bu siyasi kuşatma sürerken barış süreci başarıya ulaşabilir mi? Türkiye’nin en köklü, en büyük partisi düşmanlaştırlarak iç cephe güçlendirilebilir mi? Bu soruların cevaplanma biçimi önümüzdeki süreci belirleme niteliğine sahip.”

‘BAHÇELİ’NİN RİSK ALARAK ATTIĞI BU GİRİŞİMİ ÇOK KIYMETLİ’

Açılım sürecine ilişkin “Her ne olursa olsun sayın Bahçeli’nin risk alarak attığı bu girişimi çok kıymetli buluyorum” diyen Özer, “PKK’nın kendini fesih ederek silah bırakmaya karar vermesi hem Türkiye hem de bölge barışı bakımından tarihi bir fırsat sunuyor. Bu fırsat heba edilmemeli. Sezar’ın hakkı Sezar’a; bu sürecin başlatılmasında ve ilerlemesinde Sayın Devlet Bahçeli’nin payı büyüktür. Ama barışsız demokrasi olmayacağı gibi demokrasisiz de barış olmaz. Her ikisinin zemini ise tarafsız ve bağımsız bir hukuktur” ifadelerini kullandı.

‘DEM’İN AKP VE MHP İLE İŞ BİRLİĞİ SÜREÇ İÇİN ZORUNLU’

AKP, MHP ve DEM arasında bir ittifakı olası görmediğinden de bahseden Özer, “DEM’in sürecin başarıya ulaşması için AKP ve MHP ile iş birliği içinde çalışması gerekir. Ayrıca sürecin kalıcı bir barışla sonuçlanması için bu zorunludur” görüşünü savundu.

‘BİR DÜZENLEMEYLE ON BİNLERCE TUTUKLUNUN ÖNÜ AÇILABİLİR’

“Size göre bundan sonra sürecin nasıl ilerlemesi gerekiyor?” şeklindeki soruya yanıt veren Özer, şunları söyledi:

“Çözümün başarılı olması için önce sosyo-psikolojik altyapı oluşturmalı ve eş zamanlı olarak da somut adımlar atılmalıdır. Psikolojik altyapı için dört kavrama içerik kazandırmalı; niyet, empati, barış dili ve bölünme paranoyası. Niyet, yapmanın yarısıdır. Çözüm için her iki tarafın da niyetinin samimi olması şart! Yapıyormuş gibi yapılarak sonuca ulaşılamaz.

İkincisi, empati yapılmalı. Batıda yaşayanlar Kürtlerin yıllardır çektiği acıları içselleştirmeli. Kürtler de bir bütün olarak Türklerin hassasiyetlerini dikkate almalı. Acılar yarıştırılmamalı. Örneğin ilk etapta her iki taraftan da çocuklarını kaybeden anneler bir araya getirilerek barışın kökleri burada aranmalıdır. Üçüncüsü, barış zamanı bile savaş dilini kullanırsanız farkına varmadan barışı zehirlersiniz. Üstenci, ötekileştirici, ‘zafer-yengi’ gibi bir üslup terk edilmeli…

Bir iyi niyet göstergesi olarak; kayyım politikası lağvedilip seçilmiş başkanlar görevlerine iade edilebilir. Hasta tutuklular hemen bırakılabilir. Toplumsal barışı bozan antidemokratik yasalar ayıklanabilir. Bir düzenlemeyle cezaevlerindeki on binlerce tutuklunun önü açılabilir.

‘BUNLAR GERÇEKLEŞTİĞİNDE SIRA SİVİL, ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASA YAPMAYA GELİR’

Bu adımlar kısa vadede atılabilecek bazı somut adımlardır. Bunlar gerçekleştiğinde, işte o zaman toplumun barışa olan inancı köklenir ve sıra sivil, özgürlükçü bir anayasa yapmaya gelir. Bir de yıllardır topluma aşılanan bir bölünme paranoyası var, hala bu süreçte de birileri bunu kendi amaç ve görüşleri doğrultusunda kullanıyor, bundan vazgeçilmeli. Çünkü tarihsel beraberlik, sosyolojik gerçeklik Kürtlerle Türklerin eşit temelde barış ve demokrasi içinde bir arada yaşamalarını gerektiriyor. Bugün de yapılmaya çalışılan budur, bu nedenle bu girişim Türkiye’nin geleceği açısından son derece kıymetlidir.”

Ahmet Özer, “Türkiye’nin elbette sivil, özgürlükçü ve demokratik bir anayasaya ihtiyacı var. Böyle bir anayasa sihirli bir değnek gibi birden her şeyi çözmez elbette ama sorunların çözümünün yolunu açar, olanaklı hale getirir. Ancak bugün yeni bir anayasa yapmak için hükümetin samimiyet testi olarak önce var olan anayasaya uyması gerekir. Henüz mevcut anayasaya bile uymayan bir anlayışla yenisi nasıl yapılabilir orası da endişe verici bir muamma” diye ekledi. 

‘ÖZGÜR ÖZEL’İN TAVRI SON DERECE CESUR’

“Sayın Özgür Özel’in bu konudaki tavrını son derece cesur, doğru ve tutarlı görüyorum” diyen Özer, şöyle devam etti:

“CHP belediyelerine yapılan onca operasyona rağmen “Silahların bırakılmasını ve barış sürecini destekliyoruz” dedi, hatta bir adım daha ileri giderek “Türkiye’de Kürt sorunu var, hala çözülmüş değil, bu sorunu biz çözeceğiz” diye ekledi. Ben de böyle düşünüyorum. Yıllarca bu ülkede “Kürt yok” denildi, şimdi de “Kürt var ama Kürt sorunu yok” deniliyor. Bir yarım asır da bununla mı geçireceğiz?

Silahlar, yıllarca siyasette otoriterleşmenin, ekonomide ise eşitsiz gelişmenin gerekçesi yapıldı. Şimdi madem silahlar artık ortadan kalkıyor o zaman demokratikleşmenin ve bölgeler arası ekonomik dengesizliğin de giderilmesin tam zamanıdır. Sorunları çözenler, geleceğe güçlü, saygın ve demokratik bir Türkiye bırakacakları gibi tarihe de altın harflerle yazılacaklardır. O nedenle CHP, Sayın Özgür Özel ve Sayın Ekrem İmamoğlu sadece barış sürecini savunmakla kalmıyor aynı zamanda Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini de söylüyorlar. İkisinin de Kürt sorununun bizim iktidarımızda gerçekleşeceğini söylemeleri son derece değerlidir.

‘KOMİSYON KONUSUNDA CHP’NİN OLUMSUZ BİR DURUŞA SAHİP OLDUĞUNU SANMIYORUM’

Komisyon konusunda da partinin olumsuz bir duruşa sahip olduğunu sanmıyorum. Zira CHP baştan beri sorunun TBMM çatısı altında ele alınıp çözülmesini ve mecliste kurulacak bir komisyonu savunuyor.”

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 22 Temmuz 2025, 12:31

    Cezaevinde nereden biliyorsun gundi? Yok Bahçeli bunu dedi, yok şunu dedi.

    Yalvararak, methiyeler düzerek değil dik durarak özür olursunuz.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!