Diyanet İşleri Başkanı kime lanet okuduğunun farkında mı! O kararda Atatürk'ün imzası var!

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan Ayasofya'nın açılışında Atatürk'ün de imzası bulunan 1934 tarihli karara gönderme: "Fatih Sultan Mehmet Ayasofya'yı cami olması için vakfetti. Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar! Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar." 

Diyanet İşleri Başkanı kime lanet okuduğunun farkında mı! O kararda Atatürk'ün imzası var!

86 yıl sonra ibadete açılan Ayasofya Camii'nde ilk hutbe kılıç geleneğiyle Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından verildi. Erbaş, "Ayasofya: Fethin nişanesi, Fatih'in emaneti" başlıklı hutbesini okumak için minbere kılıçla çıktı.

Erbaş, "Milletimizin derin bir yürek yarasına dönüşen hasreti sona eriyor. Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun" dedi.

Fatih Sultan Mehmet Han'ın, gözbebeği olan bu muhteşem mabedi kıyamete kadar cami olmak kaydıyla vakfedip müminlere emanet bıraktığını söyleyen Erbaş, "Bizim inancımızda vakıf malı, dokunulmazdır, dokunanı yakar; vakfedenin şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar. Dolayısıyla o günden bugüne Ayasofya, sadece ülkemizin değil, aynı zamanda ümmet-i Muhammed’in harim-i ismetidir. Ayasofya, İslam’ın engin merhametinin bir kez daha dünyaya ilan edildiği yerdir. Fetihten sonra Ayasofya’ya sığınıp, haklarında verilecek hükmü endişe içinde bekleyen ahaliye Fatih, 'Bu andan itibaren özgürlüğünüz ve hayatınız hakkında korkmayınız! Kimsenin malı yağma edilmeyecek, kimse zulme uğramayacak, hiç kimse dininden dolayı cezalandırılmayacaktır.' demiştir ve öyle de yapmıştır. İşte bu vesileyle Ayasofya, inanca saygının ve birlikte yaşama ahlakının sembolü olmuştur" ifadesini kullandı.

ERBAŞ KİMİ SUÇLUYOR?

Danıştay'ın kararı sonrası Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla camiye çevrilen Ayasofya, 1934 yılında altında Atatürk'ün de imzası bulunan bir kararla müzeye çevrilmişti. Erdoğan, Ayasofya'yı yeniden cami yapan kararın ardından yaptığı konuşmada, 1934 tarihli kararı alanları "Tarihe ihanet"le suçlamıştı. Erdoğan'ın sözleri büyük tepki çekti.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da hutbede benzer bir vurgu yaparak, 1934 tarihli karara isim vermeden göndermede bulundu. Erbaş, "Fatih Sultan Mehmet Ayasofya'yı cami olması için vakfetti. Bizim inancımızda vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar! Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar" dedi. 

KILIÇ NE ANLAMA GELİYOR?

Osmanlıdan kalan bu geleneğe göre eski cami imam hatipleri, cuma ve bayram hutbeleri için minbere kılıçla çıkıyor. Osmanlı padişahlarının kılıç kuşandığı Eski Camii'de cuma hutbeleri kılıçla veriliyordu.

Geleneğin ardındaki mesaj şu şekilde:
"Türk tarihinde kılıç kuşanmanın ayrı bir önemi vardır. Merasimler düzenlenir, o an bir bakıma ölümsüzleştirilir. Tarihteki Türk devletlerinde ve Osmanlı İmparatorluğunda bu anın anlamı daha da bir özeldir. Padişahların kılıç kuşanma merasimleri, onların yönetimi devraldıkları, hükümdarlıklarını ilan ettikleri anlamına geliyor. Osmanlı imparatorluğunda devlette hükümranlığın alameti olarak görülen kılıç kuşanma merasimlerinin yapıldığı mekanlar zaman zaman camiler olmuştur. O camilerden biri de, Osmanlı'ya başkentlik yapmış olan Edirne'deki Eski Cami'dir. Kılıç geleneği, kuşanma anlamında olmasa da asırlardır sembolik olarak yaşatılıyor bu camide. Cuma günleri ve bayram namazlarında hutbeye kılıçla çıkılıyor. Eski Camide hutbede kılıç taşımanın tabi ki taşıdığı bir mesaj var. Hatta o mesajda kılıcı hangi elle tutacağının dahi özel anlamı sözkonusu. Sağ ele alınan Kılıç, "kullanma" niyetini ortaya koyuyor ve düşmanı korkutmayı amaçlıyor. Hutbelerde kılıç sol ele alınıyor. Bu da, dosta güven verme amacını taşıyor."