Amiral Cem Gürdeniz tarihi kararı değerlendirdi: Atatürk’ün hayali gerçekleşiyor

İstanbul’da yapılacak tarihi zirve ile Türk Konseyi’nin adı ‘Türk Devletleri Teşkilatı’ olarak değiştirilecek. Kararı ‘Çok önemli bir aşama’ sözleriyle Veryansın Tv’ye değerlendiren Amiral Cem Gürdeniz, ‘21. yüzyıl sadece Asya ve deniz yüzyılı değil aynı zamanda Türk yüzyılı olacak. Atatürk’ün en büyük hayali gerçekleşiyor. Yaşasın Türk birlikteliği’ ifadelerini kullandı.

Amiral Cem Gürdeniz tarihi kararı değerlendirdi: Atatürk’ün hayali gerçekleşiyor
Amiral Cem Gürdeniz tarihi kararı değerlendirdi: Atatürk’ün hayali gerçekleşiyor

ERAY ÇELEBİ/VERYANSIN TV 

İstanbul bugün tarihi bir toplantıya ev sahipliği yapacak. 

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'nin (Türk Konseyi) sekizinci zirvesi, Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek.

Zirveye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dışında, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile gözlemci ülke Macaristan'ın Başbakanı Viktor Orban katılacak.

Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbangulu Berdimuhamedov da gözlemci üye statüsüyle Konsey'e ilk defa katılan Türkmenistan'ı temsilen zirvede yer alacak.

Zirvede, Türk Konseyi’nin ismi ‘Türk Devletleri Teşkilatı’ olarak değiştirilecek. Ayrıca toplantıda gelecek 20 yıla ilişkin 'Vizyon Belgesi' kabul edilecek, teşkilatın işleyişi ve geleceği masaya yatırılacak.

Dönem başkanlığının Azerbaycan'dan Türkiye'ye devredileceği zirveye ilişkin Amiral Cem Gürdeniz Veryansın Tv’ye özel açıklamalar yaptı. 

‘21. YÜZYIL AYNI ZAMANDA TÜRK YÜZYILI OLACAK’

İsim değişikliğine dikkat çeken Gürdeniz, “Bu çok önemli bir aşama. 21.yüzyıl sadece Asya ve deniz yüzyılı değil aynı zamanda Türk yüzyılı olacak. Atatürk’ün en büyük hayali gerçekleşiyor. Yaşasın Türk birlikteliği.” ifadelerini kullandı.

‘MANİPÜLASYON VE ATLANTİK OYUNLARINA FIRSAT VERİLMEMELİ’

Türkiye’nin Rusya ve Çin ilişkilerindeki hassas dengeye değinen Gürdeniz, “Bu konu Rusya ve Çin’i kışkırtmamak için Pan Türkizm olarak değil, Türk Keneşi veya yeni adıyla Türk Devletler Topluluğu adı altında Asya’daki barış, istikrar, iş birliği, ekonomik kalkınma ve barışa hizmet edecek şekilde yönetilmelidir. Zira gerek Çin gerekse Rusya için Pan Türkizm söz konusu ülkelerde bazı çevreler tarafından manipülasyon ve Türk düşmanlığını körükleyecek şekilde kullanılabilir. Yeni dünya düzeninin kurulduğu günümüzde gerileyen Atlantik hegemonyasının böl ve yönet ya da kaos çıkararak vakit kazanma oyunlarına bu durum ile fırsat verilmemelidir. Gerek Rusya gerek Çin için Orta Asya’daki güvenlik endişeleri arasında radikalleşme, sınır sorunları, ABD’nin bölgedeki faaliyetleri arasında Pan-Türkizm de gösterilmektedir. “ dedi.

Atatürk’ün dış siyasetinin örnek alınması gerektiğini vurgulayan Gürdeniz şöyle devam etti: 

“Türk dünyasının Batı ve Orta Asya Türklerinin ortak coğrafyalarında ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda Mustafa Kemal Atatürk’ün vazettiği temel prensip ve değerler paralelinde laik, demokratik, sosyal hukuk devletleri olarak eşgüdüm ve iş birliği içinde hareket etmeleri tarihte hiçbir dönemde olmadığı kadar önemli olacaktır.  

‘TÜRK DÜNYASI ATATÜRK’ÜN BİRLEŞTİRİCİ DIŞ SİYASETİNİ ÖRNEK ALMALI’

Türk dünyası her iki küresel güç odağı ile ilişkilerde dengeli siyaset uygulayarak dünya barış ve istikrarına hizmet etmeli, Atatürk’ün birleştirici dış siyaseti örnek alınmalıdır. Türkiye dış ve güvenlik siyasetinde son yıllarda üzücü sonuçları yaşanan din temelli yaklaşımlardan ve 1946 sonrasında kendi jeopolitik öncelikleri öteleyerek Atlantik sistemin önceliklerine odaklanmayı terk etmelidir. Kısacası, Batı Asya Türkleri ve Orta Asya Türkleri birlik halinde gelecek on yıllarda gerek Avrasya gerekse dünya jeopolitik arenasında artık hak ettikleri ağırlıklı yeri almalıdır."

‘TÜRKİYE TERMİNAL ÜLKESİ OLMALI’

Veryansın Tv yazarı Gürdeniz, Türkiye’nin Türk Devletleri Örgütü’nün okyanuslara erişiminde terminal ülkesi olması gerektiğini belirtti:  

“Diğer yandan Mavi Vatan üzerinden denizcileşme aşamasına giren Türkiye Cumhuriyeti 2009 yılında kurulan ve 2010 yılında hayata geçirilen Türk Keneşi (Türk Konseyi) üzerinden Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin okyanuslara erişiminin terminal ülkesi olmalıdır. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri-Hazar Denizi-Anadolu- Mavi Vatan ekseninde Mac Kinder’ın ünlü Kalpgahının Açık denizlere ve okyanuslara erişimi 21. Yüzyılda hedeflenmelidir. 12 Kasım 2021’de yeni adının Türk Devletleri Topluluğu olması beklenen Türk Keneşinin (Konseyi) hazırlanmakta olan 2040 stratejik vizyon belgesinde açık denizlere çıkışı olmayan kardeşlerimizin Türkiye üzerinden uluslararası denizcilik endüstrisinde yer almaları sağlanmalıdır.  Deniz Ticaret Filoları, Tersaneler, Balıkçılık Filoları kurmaları, Deniz Turizmi yatırımlarını Anadolu ve Mavi Vatanımız üzerinden gerçekleştirmeleri için imkân sağlanmalıdır."

‘AKDENİZ KALKANI HAREKATINA KATILMALILAR’

Gürdeniz’e göre Türk Konseyi ülkelerinin 2006 yılından bu yana devam eden Akdeniz Kalkanı Harekatı’na dahil olması da oldukça önemli: 

“Doğu Akdeniz’de 2006 yılından bu yana devam eden Akdeniz Kalkanı Harekatımıza katılmaları için Hazar’da kıyısı olan Azerbaycan, Kazak ve Türkmen Deniz Kuvvetlerine Türkiye tarafından savaş gemisi hibe edilerek kardeşlerimizin sembolik de olsa Doğu Akdeniz’de yanımızda varlık göstermeleri mutlaka düşünülmelidir. Gladstone’a inat Orta Asya’ya sürülmesi istenen Batı Asya Türkleri, 100 yıl sonra Orta Asya Türklerini denize çıkarmalıdır.”

‘DONANMANIN TÜRK DEVLETLERİNE KARŞI SORUMLULUĞU…’

Gürdeniz ulusal sanayiyle büyütülecek bir Türk donanmasının jeopolitik bir zorunluluk olduğunu da vurguladı:

“Bölgesel güvenlik dalgalanmalarının, küresel etkilere neden olduğu uluslararası konjonktür çerçevesinde, Türkiye'nin jeostratejik konumu, güçlü bir donanmaya sahip olma gerekliliğini bugün olduğu kadar gelecek nesillere de yaşatacaktır. Geleceğin küresel güvenlik denklemlerinin Avrasya’da Türkiye'nin çevre coğrafyasında şekillenmeye başlaması, donanmanın Anadolu’ya ve Orta Asya Türk devletlerine karşı sorumluluğunu daha da artıracaktır.

21'inci yüzyılın gerektirdiği yetenek ve teknolojiye sahip, dünyanın bütün okyanus ve denizlerinde harekât yapma yeteneğinde gücünün temelini ulusal sanayiden alan, bir donanmaya sahip olmak bir seçenek değil jeopolitik bir zorunluluk olacaktır.”

TÜRK DİLİ KONUŞAN ÜLKELER'DEN TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI'NA

Türkiye’nin Orta Asya’daki Türk devletleri ile buluşmasının 21. yüzyılın kaçınılmaz olgusu olduğunu anlatan Gürdeniz, 2009 yılında kurulan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nden bugüne yaşanan gelişmeleri de Veryansın Tv’ye anlattı.

“Türkiye’nin Batı Asya Türklüğünü temsil eden kimliği ile Orta Asya’daki kardeşleri ile buluşması 21. Yüzyılın kaçınılmaz bir olgusudur. Orta Asya’da, Güney Kafkasya’da ve Balkanlarda Türk Cumhuriyetleri’nin ortaya çıkması ile 90’lı yıllardan itibaren Türk Dış Politikasında “Adriyatik’ten Çin’e Türk Birliği” diye ifade edilen bir dönem başlamıştır. 1992 yılında Türkçe Konuşan Devletlerin Devlet Başkanları isimli zirve toplantıları Türk dünyasını bir araya getirmeye başlamıştır. Amacı siyasi, ekonomik, kültürel ilişkileri geliştirmek olan bu süreç aradan geçen 30 yılda inişli ve çıkışlı bir yol izlemiştir. Bu süreç büyük bir nehrin kollarının ortak değerler ve hedefler odağında tarih sahnesinde buluşmasıdır. 

‘NAZARBAYEV’İN ÖNEMLİ VE ETKİLİ BİR ROLÜ OLDU’

2009 sonbaharında Nahcivan toplantısıyla Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi, kısaca Türk Konseyi (veya Türk Keneşi’ni) kurma kararı aldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan’ın üye olduğu konseyde Türkmenistan geleneksel tarafsızlık politikası nedeniyle üye değildir. Ancak zirvelerin tümüne üst seviyede katılmaktadır. Bu gelişmede Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in çok önemli ve etkili rolü oldu. Nazarbayev Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Rusya ve Çin arasındaki sıkışmasını önleyecek bir iş birliğinin gerekliliğini görmüştü. 

Türk Konseyi şemsiyesi altında oluşturulan Türkçe Konuşan Ülkeler Parlamentar Asamblesi (TÜRKPA) ve Türk İş Konseyi, Türk Akademisi, Türk Keneşi Enerji İşbirliği Çalışma Grubu, Türk Kültür ve Miras Vakfı gibi yan kuruluşlar Türk Birliğini güçlendirilen unsurlar olarak büyük katkı sağladılar. 2018 yılında Türk Konseyine Macaristan’ın gözlemci, 2019 yılında ise Özbekistan’ın üye olarak katılması, Türk Birliğinin güçlenmesinde önemli dönüm noktası oldu.

TÜRK KONSEYİ’NİN ÖNEMLİ KARARLARI

Bu zirvede konseyin Nazarbayev tarafından Türk Keneşinin adının “Türk Devletler Teşkilatı” olması önerisi kabul gördü. 12 Kasım 2021 tarihinde icra edilecek İstanbul Zirvesinde onaylanması bekleniyor. Bu zirveden sonra Türk Keneşi siyasi kararlar alarak özgül ağırlığını artırdı. Aynı yıl Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtına destek deklarasyonu ile 2020 yılında Azerbaycan’ın işgal edilmiş topraklarını Ermenistan kurtarmak için sürdürdüğü savaşa destek açıklamaları dikkat çekici gelişmeler oldu. 31 Mart 2021 tarihinde toplanan Liderler zirvesinde Türk dünyasının yakınlaşmasında  Zengezur koridorunun önemi vurgulandı. 

Türk Keneşinde Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan’ın zengin doğal kaynaklara sahipliği ile Türkiye’nin savunma sanayi ve deniz/denizcilik gücünde Mavi Vatan üzerinden Türk dünyasındaki liderliği geleceğe yönelik vizyon spektrumunda geniş seçenekler sunmaktadır. 

Türk Konseyinde sağlanan birliktelik Orta Asya ve Batı Asya’da Avrasya’nın Kalpgahında devam eden güç mücadelesinde ABD, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında çarpan etkisi yaratacak özelliklere sahiptir. 

‘TÜRK BİRLİKTELİĞİ’NİN ÖZGÜL AĞIRLIĞI ARTACAK’

Türk Keneşine üye ülkelerin NATO, Şanghay İşbirliği Örgütü, Kolektif Güvenlik Örgütü Anlaşması ve Avrasya Ekonomik Kalkınma Örgütüne de üye olması ve Çin’in Kuşak ve Yol Girişiminde aktif rol alması Rusya, ABD ve Çin arasındaki güç mücadelesinde değişik etkileşim vektörlerine neden olmakla beraber, gelecekte Türk Birlikteliğinin artan özgül ağırlığı öne çıkacaktır.“