Amiraller neden hedefte?

Cumhurbaşkanı Erdoğan '100’e yakın emekli amiralin şu anda hesapları soruluyor' sözlerini değerlendiren Mehmet Ali Güller, 'İktidar bu tür amiraller değil, askeri üniformasının üzerine cüppe giyerek tekkeye giden amiraller olsun istiyor!' dedi.

Amiraller neden hedefte?

Partisinin Antalya il teşkilatı toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 Nisan 2021’de kamuoyunu Montrö Sözleşmesi konusunda bilgilendiren 104 emekli amirali yeniden hedef aldı:

Gece yarısı bildirilerinden terör saldırılarına, suç örgütleri mensuplarından provokatif eylemlere kadar bulabildikleri her aracı kullandılar. İşte 100’e yakın emekli amiralin şu anda hesapları soruluyor, devam ediyoruz, sorulacak. Sen emekli olmuşsun, senin bu milletle, bu devletle ne işin var? İşine bak.”

Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller, emekli amirallerin hedef alınmasının nedenlerini 8 maddede sıraladı.

Güller'in yazısının satır başları şöyle:

"1. Bir cumhurbaşkanının, kamuoyunu bilgilendiren amirallerin bildirisi ile mafya ve terör eylemlerini aynı senaryonun parçası olarak nitelemesi, ülke adına vahimdir. Fakat şaşırtmamaktadır. AKP-FETÖ ortaklığında yapılan kumpaslarda PKK tanık, TSK sanıktı!

2. “Emekli olmuşsun, senin bu milletle, bu devletle ne işin var” cümlesi, Erdoğan için iki kere anlamsızdır. Birincisi, kendisi de emeklidir. İkincisi emekli askerlerden SADAT’çı Adnan Tanrıverdi, daha düne kadar başdanışmanıydı. Tanrıverdi “mehdi gelecek” sözlerinin kamuoyunda doğurduğu tepki nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı.

3. Öte yandan emekliler de bu milletin bir parçasıdır; üstelik birikmiş emekleri nedeniyle bu milletin en değerli parçalarındandır. Milletin parçasına, “milletle ne işin var” demek mantığa aykırıdır. Dahası emeklilere “işi bitmiş” muamelesi anlamına gelir ki gayri insanidir.

4. Ayrıca unutulmasın: 15 Temmuz gecesi Erdoğan’ın bakanları el ayak çekmişken, emekli askerler sokaklara çıkıp beylik tabancalarıyla darbecilere karşı çatıştılar, vuruldular ve darbe bastırılana kadar mücadele ettiler. Darbe bastırıldıktan sonra ekranlara doluşan AKP yöneticileri gibi şov yapmadılar.

5. AKP iktidarı 104 amiralden aslında neden rahatsız? Çünkü o 104 amiral ve onlarla aynı düşüncedeki binlerce amiral ve general, Türkiye’nin çıkarlarını savunuyor, Atatürk’ü savunuyor, laikliği savunuyor, cumhuriyeti ve demokrasiyi savunuyor...

İktidar bu tür amiraller değil, askeri üniformasının üzerine cüppe giyerek tekkeye giden amiraller olsun istiyor! Üstelik, “Alnı secdeye gelenden zarar gelmez” diyerek devleti teslim ettikleri FETÖ örneği ortadayken.

AMİRALLERİN MONTRÖ HAKLILIĞI

6. Amirallerin 4 Nisan 2021 tarihli açıklamasının odağında Montrö Sözleşmesi vardı. Bu konuda Türkiye’de konuşmaya en yetkin meslek grupları, büyükelçiler ve amirallerdir. Nitekim 126 büyükelçi de 30 Ocak 2020’de aynı konuda bir uyarı ve bilgilendirme metni yayımlamıştı. Kısacası, amirallerin uzmanı oldukları Montrö konusunda halkı bilgilendirmelerinden daha doğal bir şey yoktur.

7. Ne demişti amiraller? “Montrö Sözleşmesi’nin tartışma konusu yapılmasına, masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz.”

Haksız mı amiraller? Daha 5 Nisan akşamı, Erdoğan amirallere yanıt verirken aslında amiralleri doğrulamadı mı? “Daha iyisi için imkân bulana kadar Montrö’ye bağlılığımızı sürdürüyoruz” diyen Erdoğan ve Atatürk’ün “makul ama parlak değil” sözlerini bağlamından kopararak “daha iyisi”ne destek için kullanan Erdoğancılar, Montrö’yü tartışmaya açmış olmuyor mu?

Dahası, Erdoğan 19 Aralık 2019’da “Montrö’de bize tanınan bir hak yok” diyerek, 5 Ocak 2020’de “Savaş gemileri gerekirse Kanal İstanbul’dan geçer” diyerek Montrö’yü tartışmaya açmadı mı?

AKP’NİN NATO’CULUĞU

8. 104 amiralin çoğunluğu, sadece Montrö konusunda değil, ABD’den Türkiye’ye yönelen tehditler konusunda da uzun süredir Türkiye’yi bilgilendiriyordu:

ABD’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı cephe inşa ettiği, Karadeniz’de Türkiye’yi Rusya’yla karşı karşıya getirmeye çalıştığı, Suriye’de terör örgütüne silah desteği verdiği, terör örgütünü eğiterek ordulaştırdığı uyarıları yapıyorlardı...

Mezhep temelli dış politikadan dönülmesi gerektiğini, Ankara’nın Şam’la anlaşmasını ve Kahire’yle normalleşmesini savunuyorlardı...

Haksızlar mı? Ve sonuçta ne oldu?

“Vatan savaşı” propagandası yapan AKP iktidarı, ABD desteği alabilmek için Mehmetçiği Afganistan’a gönderme pazarlığına başladı; onayladığı NATO bildirisiyle ABD’nin Karadeniz’i “NATO gölü” yapma hedefine soyundu; ABD’yle Ukrayna’da, Karadeniz’de, Libya’da ve hatta Suriye’de işbirliği yapmaya yöneldi!"