Amiralleri cezaevinde iken yakından tanıdım: Tehlikelidirler... 

Mustafa Dönmez yazdı...

Amiralleri cezaevinde iken yakından tanıdım: Tehlikelidirler... 
Amiralleri cezaevinde iken yakından tanıdım: Tehlikelidirler... 

Mahkemelerde tutuklu iken de kendilerini savunacaklarına sizlerin sevmediğiniz şekilde dikine dikine konuşmuşlardır. Üstelik savunmalarına Yüce Türk Milleti! diye başlamışlardır. Bu amiraller yedi göbekten Türk çocuklarıdır. Bakınız Silivri mahkemelerindeki konuşmalarına; 

Bizler esarete ve emperyalizme karşı verilmiş muazzam bir kurtuluş savaşını başaranların torunlarıyız. Biz hür doğanların ve hür yaşayanların çocukları, hür yaşayacakların babaları ve dedeleriyiz...  (Cem Gürdeniz)

ALAATTİN SEVİM 

"Ben, Alaettin SevimTürk Silahlı  Kuvvetleri’nin şerefli bir deniz subayı, Atatürkçü Türk bahriyesinin onurlu bir amirali ve Yüce Türk Milleti’ nin gururlu bir ferdiyim. Ben, 57. Alay şehitliğini ziyaret ettiğimde boğazıma bir yumruk tıkanır sesim karcır. Gemimle seferden dönerken, bu görevde de bayrağımıza halel getirmedim diye sevinir, her gemimizi uğurlarken uzaklaşan bayrağın arkasından gururla selam dururum. Her zaman bu yurtta yaşayan herkesi kendimden saydım ve Türk adını göğsümü gere gere, ağzım dolu dolu söyledim. “Millete komplo kurmak” diye bir suç uydurup, üzerime atılmaya çalışılmasına ise sadece gülerim. Zamanın ruhuna uymak dedikleri şey bana yabancıdır ve eğer suçum bu ise kabul ediyorum. Hep Köroğlu gibi olmaya özen gösterdim. Öksüzün, yetimin hakkını yemedim, mazlumun ahını almadım. Bugün için Bolu Beylerinin yanında saf tutmak daha rahat, daha güvenli bir yaşam sağlayabilir. Bazı insanlar rahatlık ve güveni, şeref ve onura tercih edebilir. Hatta şeref ve onurlarından menfaat için vazgeçebilir. Ancak yıllar sonra sadece Köroğullarının türküsü söylenecektir.Milletin huzurundaki yerimi almak üzere kürsüden ayrılırken son bir sözüm var: “Kahramandır soyumuz, bize kefen biçilmezVatan Sağolsun” 

KADİR SAĞDIÇ 

Meğer Türk Milletine, bizlerin bağrından geldiği bu yüce millete daha ödenecek vatan borcumuz varmış. Bizlere yapılan bu hain komployu ortaya çıkartmak, yüce milletin gözlerine mil çeken bu açgözlü muhteris asalakların gerçek yüzünü dünya âleme göstermek için böylesine bir çileyi de yaşamak varmış…Yüce Türk Ulusunun gözleri önüne sis perdesi çekmeye kalktılarSahte aydınlar sustu! Sahte kahramanlar içtiği andı unuttu! içimizden hainler ve işbirlikçiler çıktı. 21.YY’ın en güçlü propaganda aracı olan basın-yayın kuruluşları iftiraya aracılık etti. Yetmedi, karanlığın sürmesi ve kalıcı olması için bazı organların yapısı değiştirildi. Siyaset sustu, askerinin masumiyetine sahip çıkamadı, yazıklar olsun. Masumduk, bizi kendi güvenliği için yetiştiren ve görevlendiren bağrından geldiğimiz yüce Türk Milletine sadakatimiz vardı.  Atamızın bize ‘Ey Türk gençliği’ diye başlayan vasiyeti vardı. Bu vatanı bize emanet eden şehit ve gazi kurucu atalarımız ile bugünkü terör şehitlerimize ‘kanlarını yerde bırakmama’ sözümüz vardı. En acısı, bu fütursuz iftiraları askerlik onuruna yediremeyip Türk Milletine ve ailesine yazılı açık mektup ve mesajlar bırakarak intihar eden masumlar vardı.  Onların çocuklarına ve ailelerine karşı bu komployu kuranları ortaya çıkartma sorumluluğumuz vardı… Sabırlı ve güçlü olmalıydık, öyle de yaptık. 

Bizler yüce Türk milletinin güvenliği için her şeyini feda etmeye ant içmiş tertemiz çalışkan Türk askerleriyiz. Askeri okula girdikleri ilk günden itibaren hiçbir dakikalarını boş geçirmeden kendilerini vatanına ve mesleğine adayan bu insanlar, sizlerin de koruyucu melekleridir... Evet, aleyhimize deliller yok, ama başka şeyler var!  Ne var biliyor musunuz?, Çok net bir şekilde ortaya çıkarttığımız bize, Türk askerine ve yüce Türk milletine karşı büyük bir komplo var. Tutuklu kaldığımız her geçen gün komplo daha net ortaya çıkıyor ve Milletimizin gözü önüne çekilen sis perdesi her geçen gün daha da kalkıyor.  Devlet organlarındaki yetkilerini istismar eden ve en güçlü dönemde olduklarını sanan komplocular patavatsızlık içinde her geçen gün suçlarını daha da açığa vuruyorlar ve battıkça batıyorlar.  Artık maske düştü, altındaki iblisi görüyoruz… Ve şimdi, komplocularla yola çıkanlar, komplocuların ve emperyalist dış güçlerin şantajında çaresizlik içinde geri dönüş manevrası arıyorlar. Suç sanıldığından da büyük, çok büyük. Hiçbir aklıselim, devlet organlarını istismar ederek kendi ordusuna komplo kuramaz, bu dünya tarihinde görülmemiştir.  Buna ancak talihsiz cahiller tevessül edebilir.  Komplocular ve işbirlikçileri vebali çok büyük bir suç işlediler. Maalesef uygulamaya konulan bu komplo ve iftira kampanyasına bir kısım devlet kurumları da sahte delil üreterek ya da gerçeği çarpıtarak karıştılar.  Bu süreçte yapılan aramalarda el koymalar hukuk dışıdır.  Hukuken delil olamayacak çoğunluğu sanal malzeme ile polis tespit tutanakları ve fezlekeler hazırlanmış ve iddia makamları ek bir değerlendirme yapmaksızın, yasalar gereği şüphelinin lehine olabilecek verileri toplamadan bire bir bu fezlekelerden iddianameler üretmişlerdir."  

ATİLLA KEZEK

Bu Amiral Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinde geleceğin Donanma, Deniz Kuvvetler Komutanlığı sırasında birinci sırada iken istifa etmiştir. Neden? 

İçeride silah arkadaşları masum bir şekilde yatarken “ben görevde kalamam” demiştir. Yetmemiş, ‘Dışarıdakiler’ adıyla herkesi suçlayan devrimci bir kitap yazmıştır.  

Kendisini silah arkadaşları cezaevinden çıkıncaya kadar süren anayasa mahkemesi önünde nöbet tutarken tanıdım. Kar kış demeden sabahın erken saatlerinde gelerek geç vakitlere kadar kaldığını, bazen nöbet çadırında yattığını gördüm. İsyan eder gibi konuşmaları vardı. Haksızlığa başkaldırısına eşini de alet etmişti. Geçenlerde; 'Ne hacıdan, ne hocadan emir aldık!' demiş. Tarikat ehli sarıklı Tuğamirali eleştiren bir tv programı bile yapmış. 

ALİ SADİ ÜNSAL 

Halen gözaltında tutulan Ali Sadi Ünsal, 2015 yılında kumpas davalarıyla ilgili yapılan ‘sessiz çığlık’ eyleminde yaptığı konuşmada adeta FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde yaşananları işaret ederek, askere 'kumpas' planlayanların, icra edenlerin, işbirliği yapanların ve sessiz kalan sorumluların tespit edilerek yargı önüne çıkarılmasını istemiştir. Konuşmasının devamında; “Bu ne kadar geç anlaşılır, ne kadar çok görmezden gelinir ve ne kadar çok 'ama ama' denilerek günlük siyasetin malzemesi yapılırsa, yaşanacak acılar da o denli büyük olacaktır. Sesimizi duyurabildiğimiz kadar millete sesleniyoruz. Sorumlu makamların sahiplerini uyarıyoruz. Harp planlarını çalıp yabancı ülke ajanlarına servis edenler, camileri de bombalar, savaş uçaklarımıza, helikopterlerimize, tanklarımıza sabotajlar da düzenlerler. Donanma Komutanlığı'na sahte belgeleri, arazilere mühimmat gömenler, TSK'nin operasyonlarının başarısız olması için her türlü işbirliğini de yaparlar, komutanlarına suikastlar ve mevzideki, nöbet mevkiindeki askerlerimize pusu da kurarlar. Bunları yaparken de karşınızda değil, sizin yakınınızda, sizden biri olarak yaparlar." demiştir. 

Tanıdıklarımdan en tehlikesi Ali Sadi Ünsal’dır. Bu kişiyi cezaevinden çıktığımda tanıdım. Kendisi sanki her söylemi tutan bir kahindi. 

15 temmuz kalkışmasını bir yıl önceden görmüş üstelik dalga geçer gibi, şahsınız hükümetine muhtıra verir gibi medyaya kendi elleriyle servis etmiştir. 

Zannımca şu an şahsınız ve şürekanızın geleceğini de görüyor olabilir.  

CEM GÜRDENİZ 

Şimdiye kadar tanıdığım hiç kimse, ölüm ya da zafer cümlesini Cem Gürdeniz kadar yürekten inanarak telaffuz etmemiştir. İyi seviyede org çalar. Eşi Rengin hanıma adadığı birbirinden güzel iki şarkıyı bestelerken cezaevinde yanındaydım. Araştırma ve yazma kapasitesi sıradışıdır. Ricasını kıramamış bir keresinde yazdığı kitabın düzeltmelerini yapmıştım. Yazıları sanki hızlı tren gibi raylar üzerinde kayıyormuşcasına gibi seri yazıyordu. Sayesinde tüm denizci tabirlerini düzeltmeler sırasında ezberlemiştim. En son denizcilik tarihi konulu yazılarını takip etmeyi bıraktığımda, 2000 sayfayı geçmişti ve o yazmaya devam ediyordu. İki yabancı dili anadili gibi bilmektedir. Mesleğinde son derece uzmanlaşmış, mükemmel işleyen bir makine gibi deniz dünyasında verilen görevlerde kusursuzluğa ulaşmış liyakatla seçilmiştir. Tam bağımsız ülke düşleyen ve bunu konuşmalarında sıkça vurgulayan Amiral’in devrimci, yurtsever, içten kişiliği meslektaşları arasında dikkat çekicidir. 

 ***

Kadir Sağdıç Amirale ne demeli? Duygu ve düşüncelerinde bir güzellik, estetik ve adalet anlayışı vardır. Ufku geniş, özgürlük anlayışı Malta sürgünü ve esareti görmüş, Esat paşa misalidir. Tüm yaşantısında inançları uğruna hayatını tehlikeye atan ve daha iyi bir dünya için uğraş veren kadim bir insan öyküsünü konuşmalarında dinlersiniz. Dürüstlük, içtenlik, sadelik, alçakgönüllülük, cömertlik, başkalarına hizmete hazır olmak yaşantısının tezahürüdür… 

Hasdal Askeri Cezaevi içinde beni gördüğünde siyasi bir konu ortaya atar, “bak Mustafa ne düşünüyorum biliyor musun?” diye başladığı konuşmalarına ya koluma girerek avlunun bir köşesine çekiştirip ya da sürekli turlanan avluda sürdürürdü. Gün içinde hemen her karşılaşmamızda mutlaka bir fikir sohbeti açar, kısa bir süre içinde, bilime ve düşünceye önem verenlerin katılımıyla muhabbet halkasını büyütürdü. Bazı günler az bilinen halk türkülerini bağlamada çalarken o gitarıyla sanki o parçayı yıllarca çalışmış gibi şaşırtıcı bir şekilde eşlik ederdi. 

Toplayıcı, birleştirici, mütevazı kişiliğiyle ve keskin zekâsıyla herkesin saygısını kazanmış doğal bir liderdir.  

Şahsi kanaatim bu dört Amiral tam bağımsızlık,  antiemperyalizm, antikapitalizm gibi zararlı düşüncelerin de savunucularıdır. Şahsi hükümetinizin, serbest piyasa ekonomisi,  özel sektör egemenliği, özelleştirme, sıkı para politikası, sendikal hakların tümden kısıtlanması vb. gibi uygulamalarının topluma dayatılarak yeni ekonomik düzenin yaşama geçirilmesine karşıdırlar. 

Bu kişiler aslen Atatürk’ü de aşamamışlar, onu yadsıyamamışlardır. Yatıp kalkıp papağan gibi, Yüce Türk Milleti, Atatürk, Devrim, Lozan tapudur, Montrö egemenliğimizdir, Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilemez demektedirler. Bu nedenledir ki ABD ve AB ve onların yerli işbirlikçilerine muhaliftirler.  

Malumunuz şahsınızın eski arkadaşı çıtır başkan Biden, Wilson hayranıdır. Tüm seçim konuşmalarında bu hususu övünerek meydanlarda söylemiştir. 

Başkan Wilson, “Türkiye’yi parça parça ederim” tehditini savurmuş ve “Türkiye haritadan silinmelidir” demişti. ABD, Kurtuluş Savaşı’nın başından beri Mustafa Kemal ve Türkiye Cumhuriyeti’ne karşıdır. Şahsınızın Biden ile ters düşmesine sırf bu kişilerin varlıkları bile neden olabilir. 

İktidarınızın karşısında mahşerin dört atlısına benzeyen bu Amiralleri çıkarmayın  zindandan... Aydın kafalarını karanlıkta tutun. Mustafa Kemal Atatürk, Tevfik Fikret gibi halkçı, devrimci fikirleri gün yüzüne çıkmasın ki iktidarınız daim olsun. Aydınlık, bilge yüzlerini karanlıklarınızda tutun ki halk sadece sizin cemalinizi görsün.