Assos’ta felsefe

20 yıldır düzenli olarak yapılan ve artık gelenekselleşen Assos’ta Felsefe adlı sempozyumun 2020 yılı ulusal toplantısı, 7-8 Şubat 2020'de, 'Antik Çağ’da Anadolu’da Felsefe ve Bilim' konusunda yapılacak.

Assos’ta felsefe

Sempozyumda, Antik Çağ’da Anadolu topraklarında yaşamış olan Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Anaksagoras, Herakleitos, Leukippos, Pitagoras, Eudoksos, Aristarkhos, Hippokrates, Herodotos, Strabon, Diyojen, Kleanthes, Krisippos, Straton, Epikuros, Epiktetos ve Aristoteles gibi filozofların ve bilim insanlarının düşünceleri ve kuramları ele alınacağı duyuruldu.

Felsefe tarihinin en önemli filozoflarından birisi olan Aristoteles’in yaşamının bir bölümünü geçirdiği ve felsefe eğitimi verdiği antik Assos kentinde yapılan ve 20 yıldır Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin Kurucu Üyesi ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Örsan K. Öymen’in öncülüğünde gerçekleşen sempozyum etkinliğine öğretim üyeleri, öğrenciler ve alan dışından felsefe meraklıları katılıyor.

Sempozyuma Prof. Dr. Örsan K. Öymen, Prof. Dr. Hatice Nur Erkızan, Prof. Dr. Doğan Göçmen, Doç. Dr. Cemil Güzey, Doç. Dr. Cengiz İskender Özkan ve Dr. Ömer Aygün konuşmacı olarak katılacaklar. Toplantı ücretsiz ve herkese açıktır. Katılımcıların kayıtlarının, www.philosophyinassos.org adresi üzerinden alınacağı belirtildi.

PROF. DR. ÖRSAN K. ÖYMEN

Sempozyumu 20 yıldır düzenleyen Prof. Dr. Örsan K. Öymen etkinlikle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “Türkiye gibi, sorgulayıcı, analitik ve yaratıcı düşünceyi teşvik eden felsefenin değersizleştirildiği ve baskı altına alındığı bir ülkede, felsefe alanında 20 yıl boyunca düzenli bir etkinlik gerçekleştirmek kolay bir şey değildir. Biz Assos’ta Felsefe ile bu tür etkinliklerin sürdürülebilir olduğunu kanıtlamış olduk. Assos’ta Felsefe, felsefe alanında, üniversitelerin dışında bağımsız olarak, nitelikten taviz vermeden, bu kadar uzun süre, 20 yıl boyunca gerçekleşmiş ilk ve tek etkinliktir. Bugüne kadar bu etkinliklerimize yedi bini aşkın kişi katılmıştır. Ayrıca, 20. yılımızda, ‘Antik Çağ’da Anadolu’da Felsefe ve Bilim’ konusunu seçmemizin de özel bir anlamı ve önemi olduğunu düşünüyorum. Bu sempozyumla, Anadolu topraklarının antik çağda felsefe ve bilim açısından ne kadar ileri bir seviyede olduğunu, daha sonraki yüzyıllarda, özellikle Bizans ve Osmanlı ile birlikte, Anadolu’nun bu alanlarda nasıl çöküşe geçtiğini de göstermiş olacağız, bu konuda bir bilinç geliştireceğiz, geleceğe yönelik bir esin kaynağı oluşturmaya çalışacağız. 20 yıl önce yola çıkarken ifade ettiğimiz gibi, felsefe bu topraklarda yeni bir şey değildir, ancak eskide de kalmamalıdır.”