1. Haberler
  2. Gündem
  3. Avukat Atal, Akbelen davası sonrası açıkladı… MAPEG Genel Müdürü’nden skandal ‘zeytin’ itirafı

Avukat Atal, Akbelen davası sonrası açıkladı… MAPEG Genel Müdürü’nden skandal ‘zeytin’ itirafı

Akbelen'deki zeytinlik ve tarım alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla acele kamulaştırılmasına ilişkin davalar Danıştay 6. Dairesi'nde görüldü. İkizköylülerin gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, duruşmada MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin'in zeytin yasasına ilişkin itirafını gündeme taşıdı. Atal, Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka aykırı olduğunu ifade ederken, Danıştay Savcılığı köylülerin aleyhine tutumla davaların reddini talep etti.

featured

BURAKHAN BAŞARAN/VERYANSIN TV

Danıştay 6. Dairesi, Akbelen’deki 7 köyün sınırları içerisinde bulunan zeytinlik ve tarım alanlarının acele kamulaştırılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın iptali istemiyle 679 parselden 104’üne ilişkin açılan davaları görüştü.

Danıştay Savcılığı, köylüler tarafından açılan davaların reddedilmesi yönünde mütalaa verdi.

Savcılık, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.

İkizköylülerin gönüllü avukatları CVP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Atal, Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca’nın takip ettiği davaya, Akbelen’in yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen köylüler de destek verdi.

Danıştay 6. Dairesi’nin kararını en geç bir ay içerisinde açıklaması bekleniyor.

İlişkili Haber
thumbnail
Akbelen köylüleri Danıştay önünde: ‘Toprağımızı korumak için buradayız’
Haberi görüntüle

AVUKAT ATAL’DAN AÇIKLAMA

İsmail Hakkı Atal, duruşmaya ilişkin bir açıklama yaptı.

Duruşmada Cumhurbaşkanlığı kararının sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırı olduğunu savunduklarını belirten Atal, “2024’te Zeytin Kanununca koruma altında olan zeytinlik parseller hakkındaki kamu yararı kararının da geçersiz olduğunu ve dolayısıyla buna dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararının da hukuka aykırı olduğunu beyan ettik.” dedi.

MAPEG GENEL MÜDÜRÜ’NDEN ‘ZEYTİN’ İTİRAFI

MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin, duruşmada dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Atal’ın açıklamasına göre Narin duruşmada, “zeytin kanununu bir türlü aşamadık” diyerek, tüm Türkiye için zeytin kanununda değişiklik içeren ve 24 Temmuz 2025’te Meclis’ten geçen kanun üzerinde çalışma yaptıklarını, ancak düzenlemenin Meclis’ten yalnızca Yeniköy-Kemerköy-Yatağan termik santralleri için çıktığını söyledi.

Atal, Narin’in sözlerine ilişkin şunları söyledi:

“Davamızda dava konusu Cumhurbaşkanı kararının sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğunu beyan etmemizin yanı sıra; usul-şekil ve yetki unsurları açısından da dava konusu Cumhurbaşkanı kararının sakat olduğunu; Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan kamu yararı kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından alınması gerekirken, yanlış kurum olan MAPEG tarafından kamu yararı kararı alındığını; diğer yandan kamu yararı kararının alındığı 16.07.2024 tarihinde henüz Zeytin Kanunundaki 4.08.2025 tarihli yasa değişikliği gerçekleşmediği için 16.07.2024’te Zeytin Kanununca koruma altında olan zeytinlik parseller hakkındaki kamu yararı kararının da geçersiz olduğunu ve dolayısıyla buna dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararının da hukuka aykırı olduğunu beyan ettik.

‘İFŞA ETTİK’

Duruşmaların en ilginç noktası, (takkenin düştüğü, kelin gözüktüğü) MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin’in duruşmalara katılarak adeta LİMAK-İÇTAŞ’ın vekiliymişçesine şirketi ve zeytin yasası değişikliğini savunması oldu. MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin’in üzerinde avukat cübbesi olsaydı, YK şirketinin avukatı olduğunu düşünebilirdik. Aslan Narin söz alınca hayretlere düştük. Zira duruşmada “zeytin kanununu bir türlü aşamadık ve tüm Türkiye için Zeytin Kanununda değişiklik içeren 24.07.2025’te meclisten geçen kanunu hazırlamıştık ancak meclisten sadece Yeniköy-Kemerköy-Yatağan termik santralleri için çıktı” diyerek görevi kötüye kullandığını ve suç işlediğini itiraf etmiş oldu, Allah MAPEG genel müdürünü şaşırttı. Zira; LİMAK-İÇTAŞ’ın önünü açacak kanun taslağını hazırlamak “kamu kurumu” olarak kamuya hizmet etme yükümlülüğü olan MAPEG’in yetkisi ve görevi olmadığı gibi, Türkiye’de kanunların meclis tarafından hazırlanmadığının da itirafı oldu. Aslan Narin bizlere, Meclisin hiçbir işlevinin kalmadığını ve sadece şeklen mecliste ellerin kalktığını ve kanun çıkaran AKP-MHP milletvekillerinin hiçbir fonksiyonunun olmadığını, MECLİSİN YASAMA FAALİYETİ YAPAN DEĞİL-ŞEKLİ TASDİKLEME organı olduğunu da İFŞA etmiş oldu. Diğer yandan MAPEG’in Cumhurbaşkanlığını da aldattığını ve kamu zararını ortaya koymayarak şirketin vekili gibi hareket etmek suretiyle “acele kamulaştırma kararı” alınmasına sebep olduğunu beyan ettik.”

Atal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“İkizköylülerin gönüllü avukatı olarak meslektaşlarım Arif Ali Cangı ve (gece gündüz çalışması sonucu) İpek Sarıca’yla birlikte Cumhurbaşkanlığına karşı açtığımız 104 parsel için “acele kamulaştırmanın iptali” davalarının duruşmaları Danıştay 6. Dairesi’nde 16 Eylül 2026 günü görüldü. Kamulaştırma adı altında LİMAK-İÇTAŞ’ın Türk köylüsünü mülksüzleştirme amacını taşıyan işleme karşı acele kamulaştırma sahası içinde kalan İkizköy, Karacahisar ve Çamköylülerin yanı sıra, Maden ve Petrol İşleri Müdürlüğünün Türkiye’nin her yerindeki vahşi madencilik uygulamalarından dolayı hayatları alt üst olan Giresun Tirebolu, Muş Varto, Fatsa, Denizli-Avdan, Tokat Niksar, Ordu-Perşembe, Aybastı v.s. köylüleri de katılarak hem duruşmayı izledi hem de davaya destek verdiler. Duruşmadan sonra Türkiye’nin her yerinden gelen köylüler MAPEG önüne giderek seslerini (sömürge madenciliği kurumu) MAPEG’e duyurdular.

80 MİLYARLIK SAĞLIK MALİYETİ!

Duruşmada “Avrupa Sağlık ve Çevre Birliği’nin çalışmasına göre LİMAK-İÇTAŞ’ın öldürdüğü, hasta ettiği, kanser ettiği yurttaşlar sebebiyle Türkiye’ye yılda 80 milyar sağlık maliyeti olduğunu” tüm araştırmalarımıza rağmen şirketin yıllık kazancını bulamadığımızı ve bizden sonra söz alacak davalı taraf vekillerinin bu konuda bilgi vermesini istedik.

Ancak her 2 turda da bu konuda ETKB vekili, MAPEG Genel Müdürü ve YK vekili hiçbir beyanda bulunamadılar. Hatta YK vekili Av. Eyüp Kul ise bizim duruşmada anlattığımız bu somut HALK SAĞLIĞI zararının davanın konusu olmadığını ifade ederek; sadece ve hukuka ve ahlaka değil, tüm kanun sistematiğine ve insanlığa aykırı şekilde KAÇAMAK beyanda bulunmayı tercih etti.

ETKB vekili Av. Ethem Çakar’ın beyanıyla da YK Enerjinin vekillerinin ve CEO’larının yıllardır söyledikleri bir argümanın yalan olduğu dolaylı olarak kabul edilmiş oldu. Yıllardır YK, termik santraller durursa Muğla bölgesinin elektriksiz kalacağı iddiasında bulunuyor, mücadelenin kızıştığı zamanlarda bölgede elektrik kesintileri yaşanıyordu. Ancak ETKB vekili sistemin enterkonnekte olduğunu ve burada üretilen elektriğin sadece Muğla’da değil Türkiye’nin tamamında kullanıldığını beyan ederek YK Enerjinin yıllardır süren yalanını dolaylı da olsa ifşa etmiş oldu.

Davalı vekillerinin tamamı 1119 MW kurulu gücü bulunan Yeniköy-Kemerköy termik santrallerinin, Türkiye’nin toplam 130.000 MW kurulu gücü içinde gerçekte %0,5 payı olan şirketin üretimdeki payının %2 olduğunu söyleyerek bu konuda da gerçeğe aykırı beyanda bulunmalarına rağmen, mahkemede resmi rakamlarla bu yalanı da ifşa ettik. Ayrıca duruşmada uzman olarak dinlettiğimiz EMO temsilcisi Muğla bölgesinde YK Enerjinin 1 yılda 1,42 GW enerji ürettiğini, oysa ki bölgede çalıştırılmayan termik santrallerden dolayı boştaki kapasitenin 4,39 GW olduğunu beyan etmesiyle, davalı tarafın “güneş ve rüzgarın olmadığı zamanlarda baz olarak bu santrallerin hazır tutulması gerektiği” yönündeki savunması da boşa düşmüş oldu.

ÇED’i dahi olmayan, 1994 yılında Aydın İdare Mahkemesinin kapatma kararlarının Danıştay tarafından 1996’da onanmasıyla 1996 yılından bu yana hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde çalıştırılan ve kapatma kararları uygulanmadığı için Okyay v.d. Kararlarıyla Türkiye’nin AİHM’de mahkum olmasına ve Türkiye’nin dosyasının şu anda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin önüne gelmesine neden olan bu 3 termik santralin (Türkiye’yi karşılarına almak pahasına) çalıştırılması için neden bu kadar ısrar edildiği sorusuna ise duruşmada kendimiz sorduk, kendimiz cevap verdik.

Zira; bu kadar kamu zararı oluşturan bu termik santrallerin maden ve enerji ihtiyacı bahanesi arkasında, iklim krizi sürecinde bir hazine haline gelecek olan toprakların ve zeytinliklerin Türk halkının elinden alınarak halkın mülksüzleştirilmesi amacının olduğu tek rasyonel cevap olarak ortaya çıktı. Danıştay Savcılığı ise köylülerin aleyhinde mütalaa vererek davaların reddine karar verilmesini, eğer mahkeme aksi kanaatte ise bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi talep etti. Danıştay 6. Dairesi en geç 1 ay içinde kararları açıklayacak.”

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!