1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Bahçeli: Ateşkes açıklaması doğru bir açıklama değildir

Bahçeli: Ateşkes açıklaması doğru bir açıklama değildir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "PKK terör örgütü ve iltisaklı gruplar derhal ve ön şartsız silah bırakmalı, hatta kanlı silahlarını Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim etmelidir. Ateşkes açıklaması doğru, dengeli ve isabetli bir açıklama değildir" dedi.

featured

MHP lideri Bahçeli, “27 Şubat İmralı çağrısı PKK terör örgütüyle birlikte diğer bütün uzantı ve grupları açıkça bağlamaktadır. YPG’nin ve buna benzer terörist oluşumların anılan çağrıdan muaf ve istisna olduklarını iddia etmeleri, çatlak ses çıkaranların bu mesnetsiz görüşü bir plan dahilinde paylaşmaları örgütsel ve kurucu önderliğin doğasıyla tamamıyla çelişkilidir” dedi.

Bahçeli, “DEM Parti’nin sağduyulu, soğukkanlı, sıcak mesajlarının yanı sıra tutarlı ve istikrarlı adımlarını muhafaza gayreti sonucunda Türkiye partisi olmasının önü de açılacaktır” değerlendirmesi yaptı.

“Vatandaşlık tanımı yeni anayasada gözden geçirilebilir” diyen AKP’li  eski Başbakan Binali Yıldırım’ın sözlerine atıfta bulunan Bahçeli, “Bilhassa melezleşmiş bir millet yapısını dikte etmenin peşine düşenler, yürürlükteki Anayasa’da ifadesini bulan Türk vatandaşlığı tanımını pervasızca ve peşin hükümlerle tartışmaya açanlar terörsüz Türkiye seferberliğini kesintiye uğratmanın düşünü kuran tatlı su kurnazlarıdır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin yaptığı yazılı açıklaması şöyle:

“Terörsüz Türkiye hedefi, tarihin ve coğrafyanın huzurla mühürlenmesi, umutla müjdelenmesi, barış ve kardeşlik ruhuyla mücehhez hale gelmesidir.On yıllardır milletimizin başına musallat olan kanlı musibetin nihayet sonu görünmüştür.

Sosyal, siyasal, ekonomik, güvenlik, toplumsal maliyeti ile birlikte insani ve vicdani kayıp ve mağduriyetleri yüksek seviyelere tırmanan silahlı şiddet ve ihanet dönemi kapanmak üzeredir.

Kaldı ki başka bir seçenek veya ileri sürülebilecek bir mazeretten bahsedilemeyeceği gibi bölücü terörü haklı gösterebilecek hiçbir anlayış ya da amaçtan söz açılamayacaktır.

Siyaset ve demokrasi hayatına düşen terör gölgesine artık sabır ve tahammül göstermek mümkün değildir.

Türk milleti harici ve dahili odakların baskı ve dayatmalarına göz yummayacak, risk ve tehditlerin daralan markajına sıkışıp kalmayacaktır.

Terörle demokrasi, silahla siyaset, kaosla huzur, bölünmeyle birlik ve beraberlik arasında güvenli bir liman, ara bir istasyon yoktur.

Aziz milletimiz makus ve menhus talihini yenmek için kutlu irade ve inancıyla devrededir.

Geride kalan 41 yıllık terör ve bölücülük enkazı el birliğiyle, ortak aklın imkânlarıyla, elbette samimi, sahici, sabırlı, hasbi ve güven veren hamlelerle kaldırılacaktır.

Terörün kanlı izleri silinmekle birlikte tortu ve kalıntıları da tamamıyla kazınıp atılacaktır.

‘YOL KAZASI’ MESAJI

Herhangi bir yol kazasının yaşanmaması, yanlış anlamaların tezahür etmemesi, hassasiyet yönü ziyadesiyle fazla olan iyimser gelişmelerin sekteye uğramaması/uğratılmaması konusunda son derece dikkat, sorumluluk, özen ve uyanıklık gerekmektedir.

Önümüzde ihmali ve ihlali düşünülemeyecek altın bir fırsat bulunmaktadır.

Bu fırsat aynı zamanda vehimlere kapılmadan müşterek fehim, fecir ve ferasetle tedarik ve temin edilmelidir.

‘DEM PARTİ’NİN TÜRKİYE PARTİSİ OLMASININ ÖNÜ AÇILACAK’

DEM Parti’nin sağduyulu, soğukkanlı, sıcak mesajlarının yanı sıra tutarlı ve istikrarlı adımlarını muhafaza gayreti sonucunda Türkiye partisi olmasının önü de açılacaktır.

27 Şubat İmralı çağrısı PKK terör örgütüyle birlikte diğer bütün uzantı ve grupları açıkça bağlamaktadır.

YPG’nin ve buna benzer terörist oluşumların anılan çağrıdan muaf ve istisna olduklarını iddia etmeleri, çatlak ses çıkaranların bu mesnetsiz görüşü bir plan dahilinde paylaşmaları örgütsel ve kurucu önderliğin doğasıyla tamamıyla çelişkilidir.

Terör örgütünü kuran feshini istemiştir.

Bunun dışında zamana oynamak, ortamı bulandırmak, süregelen pozitif gündemi tahrip ve tahrik edici nitelikte top çevirmek, siyasi ve hukuki düzenleme taleplerini yoğunlaştırmak aymazlıktır.

BİNALİ YILDIRIM’IN SÖZLERİNE İMA: TATLI SU KURNAZLARI

Bilhassa melezleşmiş bir millet yapısını dikte etmenin peşine düşenler, yürürlükteki Anayasa’da ifadesini bulan Türk vatandaşlığı tanımını pervasızca ve peşin hükümlerle tartışmaya açanlar terörsüz Türkiye seferberliğini kesintiye uğratmanın düşünü kuran tatlı su kurnazlarıdır.

Gerçekçi ve geniş bir temelde mezkûr seferberliğin sonuca ulaşması halinde kazanması kaçınılmaz olan, bununla kalmayıp ortaya çıkacak muazzam barış ve bahtiyarlık vasatından dolayı göğsü kabarması kesin görülen elbette ortak kader paydasında buluşan herkestir.

Bizim nazarımızda herkes Türkiye’dir, milletin tamamıdır.

Maşeri vicdan terörün kalıcı ve köklü şekilde bitişinden veya bitirilmesinden kesinkes yanadır.

Bu gayenin en kısa sürede ifa ve icrasında en küçük görüş ayrılığı yoktur.

Zaman ve zeminin konjonktürel gelgitlerinden yararlanarak söz konusu ağır sorunun uzamasına, savsaklanmasına, hatta sabote edilip aykırı ve çarpık seslerin çıkmasına hizmet edenler hesabını veremeyecekleri vebal altındadır.

Türkiye’miz siyasi mutabakat ve toplumsal dayanışmayla terörsüz bir geleceği inşa ve ihya amacındadır.

Hiç şüphe yoktur ki terör, büyük ve kahredici bir insanlık suçudur.

Terör, insani miras ve emanetlerin hiçe sayılmasıdır.

Türk milleti terörle yaşamaya ne mahkûm, ne mecbur, ne de müstahaktır.

‘ATEŞKES AÇIKLAMASI DOĞRU DEĞİL’

PKK terör örgütü ve iltisaklı gruplar derhal ve ön şartsız silah bırakmalı, hatta kanlı silahlarını Türkiye Cumhuriyeti’ne teslim etmelidir.

Ateşkes açıklaması doğru, dengeli ve isabetli bir açıklama değildir.

Çünkü ateşkes rejiminden bahsetmek için eşit ve egemen güçlerin karşılıklı münasebet ve mücadelesine sahne olan ahlaki, mantiki, meşru ve hukuki bir ortamın varlığı asla yoktur.

Bunun tam tersine olacak şekilde, yapılacak her teklif, söylenecek her söz tek taraflı bir oyalanmadır ve beyhudedir.

Küresel siyaset ve stratejik ilişkilerin pek çok sarsıcı gelişmeye gebe olduğu bir dönemde terör örgütünün bütün uzantı ve bağlantılarıyla silah bırakması ikamesi olmayan bir gerekliliktir.

Jeopolitik kırılmaların tehlikeli şekilde vasat bulduğu bugünkü dünya tablosunda milli birlik ve dayanışma ruhunun işlerliğine ve işlevselliğine ileri düzeyde ihtiyaç vardır.

Bölücü terör örgütü, kurucu önderliğin 27 Şubat çağrısına müzahir hareket edip hiçbir şart ileri sürmeksizin silahla yollarını ayırmalı ve örgütsel varlığını sona erdirmelidir.

Bunun dışında hiçbir tasarruf, tahayyül ve tehir çabası masum ve makul kabul edilmeyecektir.

Anayasa’da amir hüküm olan Türk vatandaşlığı tanımı etrafında gittikçe somutlaşan, sürekli irtifa kazanan tehlikeli ve tedirgin edici tartışmaların ifade ve düşünce hürriyetinden daha çok yıkıcı ve zehirleyici fonksiyonu vardır ve bu art niyetli keşmekeşin süratle sonlandırılması samimi beklentimizdir.

Bölgesel nitelikli kaos dinamikleri son derece etkin ve faaldir.

SURİYE’DEKİ ÇATIŞMALAR

Suriye’nin Lazkiye ve Tartus kentlerinde yaşanan kaygı veren çatışmalar yaygınlık emaresi göstermektedir.

Dış bağlantılı etnik ve mezhebi provokasyonların bir yanda ülkemiz diğer yanda komşu ülkeler aleyhine kapsamlı olarak sipariş edildiği anlaşılmaktadır.

Derin ve denetimsiz bir bunalım kapanına şuursuz ve fütursuz zihniyetler tarafından sürüklenmek istenen küresel ve bölgesel müesses mimari her türlü kriz ve kargaşaya açık haldedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında tecelli eden hakim ve havi uluslararası sistem ölümcül darbelerle tasfiyenin eşiğindedir.

Buna karşılık adalet, eşitlik, hakkaniyet ve haysiyet esaslarına saygılı bir dünyanın tesis edilip edilmeyeceği, siyasi ve stratejik yol haritasının ne zaman belirleneceği, demokrasi ve hukuk alanında görülen kontrolsüz dağınıklığın ve dağılmanın nasıl toparlanacağı her insanı, her milleti, her ülkeyi yakından ilgilendiren ortak bir sancıdır.

‘ELİNDE KANUNSUZ SİLAH TAŞIYAN BEDELİNİ ÖDEYECEK’

İç huzur ve barış ortamını kardeşlik kültürüyle pekiştirmiş, milli onurla perçinlemiş Türkiye’nin gücüne güç katacağı, küresel ve bölgesel tehditlere karşı munzam ve mütemadi direniş göstereceği kuşkusuzdur.

Türk ve Türkiye Yüzyılı, huzur ve barışın yüzyılıdır.

Türk ve Türkiye Yüzyılı, dünya sallanırken milli güvencenin yüzyılı, bin yıllık kardeşlik hukukunun yüz akı, doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez milletimizin gönül akını ve gövde gösterisidir.

Bu nedenle İmralı tarafından 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan tarihi çağrıya PKK’yla birlikte diğer uzantı ve iltisak halindeki örgütlerin riayet ve bağlılığı mecburidir.

Terörsüz Türkiye amacı derhal gerçekleşmeli, terör hayatımızdan sökülüp atılmalıdır.

Aksi halde elinde kanunsuz silah taşıyan kim olursa olsun bedelini en ağır şekilde ödeyecektir.”

NE OLMUŞTU?

Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te MHP TBMM Grubu Toplantısı’nda terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a hitaben “Terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” demesi ve bu koşulla “umut hakkı”ndan yararlanma çağrısı yapmasıyla başlayan süreç sonunda 27 Şubat’ta terörist başı Öcalan açıklamasını yaptı.

Öcalan, süreçte yaşanan son gelişmede kendisiyle görüşme yapan İmralı heyeti aracılığıyla terör örgütüne ”silah bırakma ve kendini feshetme” çağrısı yaptı.

İlişkili Haber
thumbnail

Abdullah Öcalan’ın çağrısı okundu: ‘Tüm gruplar silah bırakmalı… PKK kendini feshetmeli’

Haberi görüntüle

Öcalan çağrısında, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” dedi.

Öcalan çağrısına ek olarak, “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK’nın kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” notunu düştü.

Terör örgütü PKK’nın Yürütme Komitesi, silah bırakma için Öcalan’ın serbest bırakılmasını şartı koştu.

Terör örgütünden yapılan açıklamada, Öcalan’ın istediği gibi parti kongresini toplamak için hazır olduklarını, ancak bunun gerçekleşmesinin “uygun güvenlikli ortamın oluşması ve kongre başarısının” Öcalan’ın “bizzat yönlendirmesi ve yürütmesi” şartına bağlandı.

Terör örgütü, “Şimdiye kadarki savaş yönetiminin tüm hata ve yetersizliklerini birlikte yaptıklarını, ancak barış ve demokratik toplum döneminin yönetimini sadece Öcalan’ın yapabileceğini” ileri sürdü.

Öcalan’ın çağrısının başarıyla hayata geçmesi için ”fiziki özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması, arkadaşları dahil istediği herkesle engelsiz ilişki kurabilmesi gerektiği” kaydedilen açıklamada, ”Bunun gereklerinin devletin ilgili kurumları tarafından yerine getirileceğini umut ediyoruz” ifadesi kullanıldı.

Terör örgütünden yapılan açıklamada, Öcalan’ın çağrısının “kesinlikle bir son olmadığı tersine yepyeni bir başlangıç olduğu, çağrının içeriğine büyük bir sorumluluk ve ciddiyetle yaklaşıp her alanda başarıyla hayata geçirmenin tarihi öneme sahip olduğu” kaydedildi.

PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD/YPG ise Öcalan’ın ‘silah bırakma’ çağrısının kendilerini kapsamadığını savundu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları da Öcalan’ın çağrısında YPG’ye yönelik bir ifadenin geçmediğini ifade etti. MHP’den Hatimoğulları’nın YPG ile ilgili sözlerine sözlerine tepki geldi.

İlişkili Haber
thumbnail

PKK/YPG elebaşı Mazlum Kobani’den ‘Öcalan’ açıklaması: ‘Çağrısı PKK’ya, doğrudan bizim bölgemiz için değil’

Haberi görüntüle
İlişkili Haber
thumbnail

MHP ile DEM Parti arasında YPG krizi: ‘Oyun içinde oyun var’

Haberi görüntüle

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Hobaaaa!!! Bu denli seri tornistan…Sayın Atay’ın nedametten kastı bu değildi eminim :) panik yok, çok eylenecuk cok

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!