MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bahçeli, TBMM’nin yasama yılı açılış törenine katılmayan CHP’ye tepki gösterip “O fotoğraf Türkiye’nin fotoğrafıdır, milli iradenin yansımasıdır” diye konuştu.
Açılım komisyonu üyelerinin PKK elebaşı Öcalan ile görüşmesi için çağrı yapan Bahçeli, “İmralı’nın çağrısı PKK’nın yanı sıra bölücü örgütün bütün bileşenlerini kapsamaktadır. Kurucu önderlik, YPG/SDG’ye de bir çağrıda bulunarak Suriye hükümeti ile yapılan mutabakata uyulmasını istemelidir. Gerekirse komisyonda görevli vekillerden bir grup İmralı’ya gidip görüşmeli ve mesajlar kamuoyu ile paylaşılmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘CHP BALTAYI TAŞA VURDU’
Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Değerli vekil arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, 28. dönem TBMM 4. yasama yılının ilk grup toplantısında hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Toplantımızı takip eden muazzez vatandaşlarımızı en halisane duygularımla selamlıyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Yeni yasama yılının ülkemize, siyaset hayatımıza hayırlı olmasını diliyorum. TBMM’nin ilk başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere 105 yılda gazi Meclis’te görev yapıp ebediyete intikal edenlere Allah’tan rahmet hayatta olanlara da uzun ömür diliyorum.
TBMM, aziz milletimizin göz bebeği ve iradesinin tecelligahıdır. TBMM demokrasinin can damarıdır. TBMM devletimizin kurucu temelidir, Türk milletinin ta kendisidir. Milletin verdiği vekalet görevini taşımak ve temsil etmek her vekilin başlıca sorumluluğudur. Burası boykot ve protestolara sahne olup ucuz gösterilere sahne olacak bir yer değildir. Yeni yasama yılı açılış oturumunda sudan bahaneler ile katılmayan, milletin iradesine saygısızlık yapan CHP baltayı taşa vurdu. Gafil cüretgarlık ile bayağı gerekçelere sığınmayı tercih etmiştir. Kendi düşenin dövünmeye hakkı yoktur. Sadece cumhurbaşkanımızı ve meclisimizi değil Türk milletini de yok saydığı ortada. Demokratik sonuçlarına katlanacaklar. Meclis açılışı oturumu hemen ardından sayın Kurtuluş’un davetine katılan parti başkanlarının yan yana olmaları milletimizi umutlandırmıştır. Teşekkür eden tek kare fotoğrafa milli iradenin özlemleri yansımıştır.
Görüşlerimizi farklı olabilir ama hepimiz Türk milletinin evladıyız. Sesimizi değil sadece sözümüzü yükseltmeliyiz. Birlik olmak yerine kutuplaşmanın kime ne faydası olacaktır. Kutuplaşmanın ve yıkmanın getirecekleri nelerdir?
‘O FOTOĞRAF TÜRKİYE’NİN FOTOĞRAFI’
Emek sarf etmeden mevki kazanmaya alışmışlardır. Özgür Bey’in Meclis’teki malum o fotoğraf karesiyle ilgili günlerdir süregelen söz, değerlendirme ve temelsiz eleştirileri esasen içten içe derinleşen bir kıskançlığın, gittikçe ağırlaşan nedamet psikolojisinin alegorik şifresidir. Samimiyetle ifade etmeliyim ki, o fotoğraf Türkiye’nin fotoğrafıdır. Her şeyden evvel Cumhuriyet Halk Partisi’nin sürüklendiği çıkmaz sokağın, içine girdiği korku tünelinin, çırpındıkça battığı rüşvet ve yolsuzluk çamurunun elbette siyasi sonuçları olacaktır.
‘MANDACI SİYASETÇİLERİN İZİNİ SÜRMEK İSTEYEN CHP’YE BAKMALI’
Egemenliğin ve meşruiyetin yegane kaynağı büyük Türk milletidir. Söz milletindir, karar milletindir, irade milletindir, hüküm milletindir. Eğer millet haricinde meşruiyet arayışlarına tenezzül edip teşne olabilecek mandacı siyasetçilerin izini sürmek isteyen çıkarsa tavsiyem ve temennim doğrudan CHP’ye bakmaları, orayı kurcalamalarıdır. Zira kurcaladıkça Mavi Vatana masal ve safsata diyen işbirlikçiler çıkacaktır. Kurcaladıkça Karabağ zaferinden rahatsız olan devşirmeler görülecektir. Kurcaladıkça yabancı medyaya Türkiye’yi şikayet eden, yabancı ülkelerden aman dilenen, niye bizi görmüyorsunuz diye çığlıklar atan ciğersizlerin eşkâli belirlenecektir. Camdan evi olanların komşuya taş atmadan evvel çok iyi düşünmeleri, makus bir hesap hatasından uzak durmaları gerekmektedir.
Özgür Bey’in, Sayın Cumhurbaşkanımız ABD’de Türkiye’yi onurla ve takdir edilecek boyutlarda temsil ederken İsrail’in sesi olması, ülkemizi kötüleme yarışına tevessül etmesi kelimenin tam anlamıyla çarpıklıktır. Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Kürsüsünü vicdan mahkemesine dönüştürüp mazlumların tercümanı olurken, Özgür Bey’in Netenyahu’yla kayıkçı kavgası yapıyorlar sözü unutulmayacak siyasi bühtandır. “Trump’tan randevu dilenenlerin Filistin’in kardeşi olamayacaklarını” söylemesi ayıptır, günahtır ve yalandır. Özgür Bey’in nasıl bir dolduruşa getirildiği, kimlerin tuzağına düştüğü az çok malumumuzdur. Nitekim kendisine ve partisine yazık etmiştir.
‘ADİL YARGILAMA DERHAL BAŞLAMALI’
Birleşmiş Milletler 80’inci Genel Kurulu’nda dünya Türkiye’yi konuşmuşken, Özgür Bey ve CHP yönetimi freni boşa almış, şarambole yuvarlanmıştır. Siyonist-Emperyalist esaretin altına giren CHP’dir. Hep dedim, yine diyorum, bu CHP’den hiçbir halt olmaz, olamaz. CHP’nin mahkeme kapılarına yüz sürmesi öncelikle kendi iç meselesidir. Ne var ki bu partiyi kasıp kavuran siyasi kriz günbegün çıta yükseltmektedir. Mahkeme kararları, YSK’nın çıkışları, karşılıklı suçlamalar bölünme aşamasına doğru kayan bir CHP tablosunu gün yüzüne çıkarmaktadır. İtirafçı CHP’lidir, iddia sahibi CHP’lidir, müşteki CHP’lidir, fail CHP’lidir. Ne tuhaf, CHP’de kılıçlar çekilmiş, ortak akıl kaybolmuştur. CHP yönetiminin her önüne geleni suçlaması doğru ve omurgalı bir tavır değildir. Aynada başka bir şey görmek istiyorlarsa aynayı değil aynanın karşısındaki görüntüyü değiştirmeleri en makul tercihtir. CHP’nin istikrarsızlığı, tarihsel çizgisinden derin kopuşu Türk siyaset ve demokrasi hayatını olumsuz etkileyecektir. CHP’nin içinde bulunduğu kaos Türk siyaseti, bu partinin geleneği ve geleceği açısından esef vericidir, yürek yaralayıcıdır. Ancak CHP’nin hesabını vermesi gereken, hatta yüzleşmesi kaçınılmaz olan korkunç nitelikli rüşvet ve yolsuzluk iddiaları vardır ve ortadadır. Özgür Bey’in savcı ve hâkimlerimizle uğraşması, her vahim iddiayı siyasileştirerek karalaması, meydan meydan dolaşarak zehir aşılaması suçluluk psikolojisinin yansımasıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi rüşvet ve yolsuzluğun pençesinde, eko-sistemin esareti altındadır. Yüzleşmek için özgüven, gerçekleri kabullenmek için de siyasi ahlak ve dirayet gerekmektedir. CHP’nin belediyelerde dönen gayri meşru ilişkilerin hesabını vermesi şarttır. Türk yargısına güvenimiz tamdır, iddianamelerin süratle ikmal edilerek adil yargılama sürecinin derhal başlaması da samimi dileğimizdir.
‘FİLİSTİN’İ TANIYAN ÜLKELERE TEŞEKKÜR EDİYORUM’
Bilhassa Gazze’ye insani yardım malzemesi götürmek amacıyla yola koyulan “Küresel Sumud Filosu” Siyonist kuşatmayı sarsmış ve uluslararası sularda uğradığı terörist saldırıya rağmen direniş umutlarını kamçılamıştır. Alçakça gözaltına alınan 36’sı Türk vatandaşı 137 aktivistin yoğun girişimler sonucunda Türkiye getirilmesi müessir bir başarıdır ve emeği geçen kim varsa tebrik etmek hepimizin görevidir. Birleşmiş Milletler’in üye ülke sayısı 193’tür. Bunun 157’si Filistin’i tanımıştır. Soykırımcı İsrail tecrit edilmiştir. Bu yılki Genel Kurul’da pek çok ülke Filistin’i tanımıştır. Bu vesileyle hepsine teşekkür ediyor, tebriklerimi iletiyorum.
‘ZORA DAYALI HER TÜRLÜ ASKERİ SEÇENEK MEŞRU HALE GELECEKTİR’
Trump’ın Filistin’i tanımak “Hamas’a ödüldür” sözleri önyargılı, basit, bayağı ve bağnazcadır. Hamas terör örgütü değildir, gerçek manasıyla terör yöntemlerine başvuran haydut devlet İsrail’dir. Hamas, ülkesini, vatanını ve milletini savunan bir direniş örgütüdür. Hazırlanan 20 maddelik Gazze Planı günlerdir Türkiye ve dünya gündemindedir. Bu Plan’a Hamas’ın müspet yaklaşımı, ayrıca müzakereye yeşil ışık yakması en azından silahların susması, ateşkesin sağlanması, kısmi bir sükûnetin vasat bulması adına memnuniyet vericidir. Fakat süreç engebeli, çetin, zorlu ve tuzaklarla doludur. İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sonlandırması ve Gazze Şeridi’nde barış ortamının yeşermesine kapı aralaması ümit edilen Plan’ın dolaylı müzakereleri için adres Mısır’dır. Bu müzakerelerde İsrail’in ne yapacağı, hangi sinsi yolları takip edeceği, Doha’ya benzer bir sabotajı yapıp yapmayacağı muammadır.
Trump, Netenyahu’yla görüşmeden önce Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Endonezya ve Pakistan devlet ve hükümet başkanlarıyla bir toplantı düzenlenmişti. Bu toplantıda masaya yatırılan ve görüş birliğine varılan Gazze Planı’nda daha sonra değişiklikler yapıldığı bizzat Pakistan Başbakanı tarafından açıklanmıştı. Hatta Netenyahu Amerika’dan ayrılmadan İsrail ordusunun Gazze’den çekilmeyeceğini ilan etmişti. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek gerekirse, İsrail hem insanlığın hem de barış umutlarının düşman odağıdır. Mısır’daki müzakerelerin kesintiye uğraması, İsrail’in savaş, şiddet ve soykırıma devamı halinde artık zora dayalı her türlü askeri seçenek meşru hale gelecektir. İsrail’in durdurulması masa başında olmuyorsa sahada ve silahla yapılması tarihin kırılma anı olarak karşımıza çıkabilecektir. Dünya ve insanlık vicdanı sayıları 20 bini aşan çocuk katliamına, toplamda 70 bine yaklaşan masum ölümüne daha fazla sabır gösteremeyecektir.
Siyonist eşkıyalık ya barışa tamam demeli ya da uluslararası veya bölgesel mahiyetli istikrar gücüyle Gazze zincirlerinden kurtarılmalıdır. Vakit Gazze için kıyam vaktidir. Vakit vicdan ve merhamet vaktidir. Bu süreçte 5 Ağustos 2024 tarihinde önerdiğimiz; Türkiye, Irak, Mısır, Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerinin teşebbüs ve tertibiyle kurulabilecek Kudüs Paktı daha da mühim bir anlam kazanmıştır. Küresel intifada her coğrafyada varlığını izhar etmektedir. İsrail Filistin arasında bir an önce ateşkes ilan edilmeli, Siyonist barbarlık işgal ettiği topraklardan çekilmelidir. Batı Şeria’nın ilhak emelleri de ateşe benzin dökmekten farksızdır. Gazze’yi unut, Batı Şeria’yı tut aldatmacasına kanacak kimse yoktur. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İspanya Başbakanı, tarih sessiz kalanları yargılayacak demişti. Ve haklıydı. Kolombiya ve Endonezya Cumhurbaşkanları Filistin’i savunmak için askeri güç kullanımını ve sevkiyatını önermişlerdi. Ve insanlık hafızasına altın harflerle kazınmışlardı.
Ne yazıktır ki, ne gariptir ki, 57 İslam ülkesinden birisi de bu denli kararlı ve mert duruşu göstermemiş, gösterememiştir. Önde çocuklar ölürken, arkada siyasi ve ekonomik işbirlikleri kurmak ne İslami, ne insani, ne de ahlakidir. Akan kan durmalı, Gazze’nin Gazze’lilere ait olduğu herkesçe kabul edilmelidir. İki devletli çözümden başka yol kalmamıştır. 1967 sınırlarına haiz olmak kaydıyla başkenti Doğu Kudüs olan egemen, bağımsız ve coğrafi bütünlüğünü sağlamış Filistin devleti kabul edilmeli, Birleşmiş Milletler’e de tam üye yapılmalıdır.
‘KURUCU ÖNDERLİK YPG/SDG’DE ÇAĞRI YAPMALI’
Milletlimiz Terörsüz Türkiye için atılan adımların arkasındadır. Menfi çevrelerin uydurmalarına itibar edecek kimse yoktur. Biz Terörsüz Türkiye’yi kolektif biçimde ele alıyoruz. Terörsüz Türkiye milli bir hedeftir. Önyargıların düğümlerini çözmek istiyoruz. Kim ki Terörsüz Türkiye’den rahatsız ise bir acziyet içindedir. Bir buçuk asırdır süregelen küresel emperyalist komplolar, karanlık kampanyalar tasfiye edilecektir. Hedef büyüktür. Türkiye kutlu bir doğum arefesindedir. Yanlış anlamalar olabilir ama sabır ile vatan ve millet sevgisinde buluşmamız her sorun ile başa çıkmaya kadirdir.
Nifak yayanları, algı operasyonu yapanları gündemden sürüp çıkaralım. Kardeşliğimizi hep birlikte büyütelim. Milliyetçilikten bihaber olan zatın bize iftiralar atması bizi yıldırmak şöyle dursun bizi daha da yüreklendirmektedir. TBMM’deki dayanışma komisyonu faal haldedir ve toplumun her kesimi ile istişarelerini sürdürmektedir. Hukuki düzenlemeler için geniş mutabakat zemini oluşmalıdır. Komisyonda görev alan tüm vekillerimize de teşekkür ediyorum. Türkiye’nin istiklal ve istikbal haklarını muhafaza edeceğiz.
Siyaset yapılacaksa silahların tamamı yakılmalıdır. Kaybına göz yumacağımız tek bir insanımız yoktur. Kürt kardeşlerimizin feraseti iç ve dış komploları püskürtecek seviyededir. Kürt kardeşlerim terörün en fazla cenemesini çeken ağır ve hüzün dolu bir maziye sahiptir.
İmralı’nın çağrısı PKK’nın yanı sıra bölücü örgütün bütün bileşenlerini kapsamaktadır. Kurucu önderlik, YPG/SDG’ye de bir çağrıda bulunarak Suriye hükümeti ile yapılan mutabakata uyulmasını istemelidir. Gerekirse komisyonda görevli vekillerden bir grup İmralı’ya gidip görüşmeli ve mesajlar kamuoyu ile paylaşılmalıdır. bu açıklamanın güncellenerek daha da detaylandırılması hayırlı gelişmeleri getirmelidir. Bölücülük damarını söküp atacağız. Şehit ailelerimiz kaygılanmasın, gazilerimiz korkuya kapılmasın. Pazarlık sürecinde değiliz.

Sen gidip görüş, ayrıca gitmisken de bir el tavla atarsınız kankamla!
“Bu şirasesizler neyin peşindedir, ne yapmak istemekdedirler.” Cümleleriyle halkı uyuttuğunu zanneden zatı muhterem, bu halk seni bir gün o oyuduğun gaflet, dalalet ve hatta hıyanet uykusundan uyandıracaktır.
Arkadaş çok güzel söylemiş. Sen git imralıya bir el de tavla atar, birer TÜRK kahvesi içersiniz.