Bahçeli'nin danışmanından Karar yazarına tehdit: Sakalını tek tek yolarlar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin basın danışmanı Yıldıray Çiçek, Karar yazarı Ahmet Taşgetiren'i "Sakalını teker teker yolarlar bizden söylemesi…" diyerek tehdit etti.

Bahçeli'nin danışmanından Karar yazarına tehdit: Sakalını tek tek yolarlar

Ahmet Taşgetiren'i "Serok Ahmet’in sesi olmakta ve CHP’nin projelerine hizmet etmekte 'Karar' kılan gazetede, Ahmet Taşgetiren isminde bir yazar var… Kendisi tescilli MHP ve Ülkücü düşmanıdır" diye hedef aldığı yazısında Çiçek, Taşgetiren'in Devlet Bahçeli için söylediği sözleri hatırlattı.

Çiçek, "MHP dün neredeyse; bugün de yine o noktadadır. O yüzden Ahmet Taşgetiren’in Ülkücüler arasındaki fitne kıvılcımı yanmadan sönecektir. Çünkü Ülkücüler onu Akil Adam sıfatıyla PKK açılımını savunmak için gittiği Kayseri ziyaretinde, kendilerini protesto eden Ülkücülere açık unutulan mikrofondan 'Bu kadar kaba ve adi bir yapı ki İslami edep, ahlak, nezaket yok' şeklindeki alçak sözlerinden ve iftirasından tanırlar…" dedi.

"Zaten sana Karar’da köşe verip, MHP’ye ve Sayın Bahçeli’ye saldırtmalarının temel sebebi, proje siyasetçilerin projelerinin hayata geçmesinde MHP’yi ve Devlet Bahçeli’yi önlerinde engel görmeleri değil mi?" diyen Çiçek, Taşgetiren'i “'Ahmet ve Ahmet', Serok Ahmet’in peşinde koşmanın misyonunu yerine getiriyorsun bunu anlıyoruz da sen yine de MHP’ye bulaşma… Ülkücüler daha kendilerine ettiğin hakaretleri, attığın iftiraları unutmadı… Sakalını teker teker yolarlar bizden söylemesi…Biz seni Google ihtiyacı olmadan tanıyoruz, biliyoruz Ahmet Taşgetiren… Hadi “Karar” kıldığınız ihanetlerinizde debelenmeye devam edin..." sözleriyle tehdit etti.

Çiçek, Bahçeli'nin dönüşünü ise “15 Temmuz öncesi Türkiye atmosferiyle, 15 Temmuz sonrası Türkiye atmosferi aynı mıdır? MHP bugün politikalarında haklı çıkmanın gururunu yaşarken, AKP ile kurmuş olduğu Cumhur İttifakı’yla birlikte şimdi Türkiye’nin varlığını ve geleceğini koruma mücadelesi vermektedir.’’ sözleri ile savundu.

ELEŞTİRENLERİ HEDEF ALIYOR

Yıldıray Çiçek, daha önce de Bahçeli'yi ya da MHP'yi eleştiren yazarları hedef almış, küfür, hakaret ve tehditlerde bulunmuştu. 

Gazeteci Selahattin Önkibar için “Bunun rospi çocukluğu anadan, babadan değil, karakterinden… Türkiye gazetesinde iken büyük bir beyin ameliyatı olmuştu. Bunun beynini yerine koymayı unutmuşlar, şerefi, haysiyeti de tamamen bedeninden çıkarmışlar” diye yazmıştı. 

Çiçek, Yeniçağ gazetesinin sahibi ve İYİ Parti Milletvekili Ahmet Çelik'i de hedef almıştı. 

Çiçek, köşesinde gazete için 'Fitneçağ' derken “Ne açıklamaydı ama… Ahmet Çelik bu açıklamayla hem yüzsüz, hem pişkin, hem cahil olduğunu her yönüyle gösterdi” ifadelerini kullandı kullanmıştı. 

Yıldıray Çiçek'in haraket ettiği isemler arasında İYİ Parti Milletvekili Ümit Özdağ da var. Çiçek Özdağ'a "CIA oğlanı, Ergenekon oğlanı, FETÖ oğlanı" demişti. 

AHMET TAŞGETİREN NE YAZMIŞTI?

Taşgetiren, 9 Ağustos'ta "Bahçeli ve Bahçeli" başlıklı yazısında şunları yazmıştı:

Bu internet “Amel defteri” gibi bir şey. Google da onun arama motoru.
Biri her şeyi hafızasına alıyor, saklıyor, saklıyor, öbürü de “hadi bul” dediğinizde arayıp tarayıp önünüze getiriyor. 

4 Nisan 2014 önemli bir tarih. Devlet Bahçeli grup kürsüsünde konuşuyor. Coşmuş ki nasıl  coşmuş. Cümleler makinalı tüfekten çıkar gibi peş peşe geliyor. 

Hele “İki yanlıştan bir doğru çıkmaz, tekeden süt sağılmaz, balda tuz bulunmaz, suda ateş yanmaz….” diye başlayan cümlelere sıra geldiğinde bütün MHP grubu ayağa kalkıyor, çılgınca bir alkış furyası başlıyor. O cümlelerin sonu malum “Recep Tayyip Erdoğan’dan da Cumhurbaşkanı olmaz. Siyasi görüşü, fikri aidiyeti mezhebi ve yöresi ne olursa olsun, ister AKP’li, ister MHP’li, ister CHP’li olsun, her vatan evladı Cumhurbaşkanı olabilir, ne var ki Erdoğan olamaz, milletin terazisi bu sıkleti çekmez” diye bitiyor. 

Önceki ifadeleri buraya almıyorum. Çünkü orada “herkes olur o olmaz” cümlesinin altını beslemek üzere sayıp dökülmüş ama bu sütunun taşıyamayacağı her şey var. 

Benim merak ettiğim üç şey var: 

Bir, bugün o ifadeleri bizzat okuduğunda Devlet Bahçeli’nin ne hissedeceği… 

İki, o sözlerden sonra nasıl bir muhakeme ile. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Hadi gel, fiili olanı hukuki hale getirelim” diyerek Cumhur İttifakı’nın paydaşı olduğu ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gibi çok kendi şahsına münhasır bir sürece katkıda bulunduğu.

Üç, Cumhur İttifakı’nın  diğer paydaşı ve ana gövdesi olan ve yeni sistemi yürütme sorumluluğunu üstüne alan Tayyip Erdoğan’ın, evet olağanüstü yetkilerin cazibesinin etkisi bir yana, Bahçeli’deki bu keskin dönüşü neye yorumladığı, tamamen “memleket sevgisi” bağlamında mı yoksa başka bir siyasi hesapla mı yorumladığı, başka hesapla yorumlamışsa da, onu kontrol edilebilir mi bulduğu… 

Dört, Bahçeli’nin konuşmasında onu ayakta alkışlayanlara dair görüntü Türkiye siyasetinin olağanlarından olsa da, orada bulunanlardan herhangi birisinin o sözlerden sonra meydana gelen gelişmeler sebebiyle başlarının dönüp dönmediği veya bir tekinin bile “O sözler ne, bu yapılanlar ne?” diye meraklanıp, “Devlet bahçeli’nin Liderliği”ni sorgulayıp sorgulamadığı… 

Bugün siyasetle azıcık ilgilenen kime sorsanız, “Devlet Bahçeli’nin Türkiye siyaseti üzerindeki etkisi”nden söz eder. Eminim, Ak Parti iktidarının bir şekilde sürüyor olmasını çok önemseyenler de, “Devlet Bahçeli’nin Devlet adamlığı” konusunu, dudak ısırmıyor olsa bile, derin anlamlar yükleyerek yad eder. 

Kim bilir belki bir gün, hepimiz bu “Devlet planı”nı okuyabilir hale gelir, bu süreç içinde Ak Parti’nin geçirdiği dönüşümün ve bir yapının parçası haline gelişinin arka planını görürüz. 

Bugün oyun kuruyor Devlet Bahçeli. Meral Akşener’e “Eve dön” çağrısında bulunuyor. Bu çağrının aşağılayıcı mahiyetini çok iyi değerlendiren Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelip “Ortağını üzerimize sardırmaktan alın” diye sesleniyor. Garip olan şu ki Erdoğan, Bahçeli’nin Akşener’e yönelik hamlesine katkıda bulunuyor. 

Millet – Zillet vs… 

Cumhur – Mumhur vs… 

Devlet Bahçeli, “büyük” devlet adamı olarak yüzde 10 küsurluk oyu ile Ak Parti’yi motive etmeyi mi başardı, yoksa Erdoğan “büyük” devlet adamı olarak, “siyasetin kurdu” Bahçeli’yi kendisini destekler hale mi getirdi?

Bu işler böyle kolaycacık oluveren şeyler mi? Yoksa işe büyük harflerle “DEVLET” denen şey mi karıştı? Öyle bir şey var mı ki?

Hani o MHP grubunda Bahçeli’nin sözlerini avuç içleri patlayıncaya kadar alkışlayan milletvekilleri ve halktan insanlar onlar siyasetin neyi oluyorlar? 

Ya da MHP’nin Cumhur İttifakı’na vücut verişini “Hak namına” yapılmış işler olarak gören  muhafazakâr camiamız neresinde duruyor siyasetin?