Başbuğ’a kükreyen AKP Sözcüsü, Hilmi Özkök’ü geçiştirdi!

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, neden FETÖ'cüleri TSK'dan atmadığı eleştirisiyle ilgili 'O dönem Fetullahçılık suç değildi' demişti. Özkök'ün sözleri AKP Sözcüsü Ömer Çelik'e soruldu. Özkök'e yanıt vermekten kaçınan Çelik, Başbuğ'u eleştirmeyi sürdürdü.

Başbuğ’a kükreyen AKP Sözcüsü, Hilmi Özkök’ü geçiştirdi!

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün açıklamalarıyla ilgili soruları yanıtladı.

Özkök, neden TSK’daki Fetullahçıları atmadıklarıyla ilgili, o zaman adı ‘cemaat’ olan Fetullahçılığın suç olmadığını söylemişti. Özkök, o dönem YAŞ üyesi olan Başbakan ve Milli Savunma Bakanı’nın da ihraç kararlarına şerh koyduğunu ifade etmişti.

ÖZKÖK’Ü SORDULAR BAŞBUĞ’A BAĞLADI

Çelik şöyle konuştu:

“Bizim siyasi hafızamız kuvvetlidir, Silahlı Kuvvetlerden çok sayıda asker atılırken çeşitli sebeplerle bunların hepsi terör örgütü mensubu olduğu için mi atılıyordu? Ya da devlet tarafından terör örgütü olarak tanınmamış bir takım yapılara sahip olanların hiçbiri atılmıyor muydu? Yıllarca Türkiye’de en çok tartışma konusu olan noktalardan bir tanesi ordudan atılmaların objektif kriterlere dayanıp dayanmadığıdır. Pek çok insan eşinin kılık kıyafeti yüzünden ya da dindarlığı yüzünden atılmıştır, bunlar Türkiye’de yaşandı hiç olmamış gibi davranmanın da bir alemi yok.

Birisi kendi dönemi ile ilgili yapılanların tatmin edici bir cevabını verebiliyorsa diğer noktalara ilerlemesi lazım. Başbuğ meselesindeki mesele nedir? Başbuğ meselesindeki mesele doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisinin suçlanmasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir yasa tasarısına oy atan, oy ve imza atan milletvekillerinin terör örgütü mensubu gibi gösterilmesi, hiçbir şekilde aklımızla kimse alay etmesin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yasama iradesine saldırıdır.

GENELKURMAY BAŞKANININ İŞİ Mİ!

Bugün bahsettiğiniz bazı genelkurmay başkanlarının birçoğunun beyanatlarına bakın, işte öğretmen atamalarının nasıl olacağından tutun da Diyanete verilecek kadroya kadar ya da Başbuğ döneminde kendisinin katsayı düzenlemesini nasıl olması gerektiği açıklaması var. Yani bir genelkurmay başkanının işi midir? Ya da işi miydi hükümetin katsayı düzenlemesine karışmak? Ya da o muhtırada ifade edildiği gibi nasıl bir cumhurbaşkanlığı istendiğini tarif etmek onların işi miydi? Ya da herhangi bir kuruma verilecek bütçenin ne kadar olması gerektiğine yönelik bir değerlendirme askeri otoritenin işi midir?”

FETÖ ile17-25 Aralık hükümeti devirmeye yönelik operasyonu ve 7 Şubat MİT krizinde doğrudan terör örgütü olarak faaliyet gösterdikleri andan itibaren mücadele ettiklerini vurgulayan Çelik, “Hükümetlerimiz en kararlı şekilde bu terör örgütlerini devletin kılcal damarlarından, toplumun tüm alanlarından temizlemek için kararlılığı, kesintisiz ve tereddütsüz bir mücadeleyi Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütmektedir, hiçbir tereddüt yoktur, bu da devam edecektir.” ifadesini kullandı.

TAVSİYE KARARLARI NEDEN UYGULANMADI

Çelik, “2004 Milli Güvenlik Kurulu ile ilgili olarak, tavsiye kararının gereğinin yapılmadığına ilişkin muhalefetin eleştirileri var. Tavsiye kararı yok mu sayıldı ve neden işlem yapılmadı?” sorusu üzerine, şunları söyledi:

“Milli Güvenlik Kurulu kararları tabii ki tavsiye kararıdır, yani hükumet bunu kendi bağlamı içerisinde değerlendirir. Bunlar yok mu sayıldı ya da bunlar yapıldı, yapılmadı şeyi bile, bir zamanlar Milli Güvenlik Kurulu’nu hükumetin kendisi zanneden zihniyetin ürünüdür. İkincisi o zamanki belgelere, bilgilere baktığınız zaman toplumun neredeyse tamamı zaten bir sürü kararla suçlanıyordu. Toplumdaki bütün kesimler, dini kesimler, sol kesimler, liberal kesimler, hemen hemen hepsinin suçlandığı bir sürü bir şey vardı.”

FETÖ’YÜ BIRAKIP CUMHURBAŞKANI İLE UĞRAŞIYORLAR

Bunların devletin ilgili kurumlarınca takip edildiğini söyleyen Çelik şöyle devam etti:

“Ama terör örgütü olduğu ortaya çıktığı andan itibaren 7 Şubat MİT krizi, doğrudan devletin bir kurumuna saldırarak özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Suriye politikasını sabote etmek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Suriye’ye bakan gözünü karartmak şeklinde, tamamen dış kaynaklı olduğu belli olan bir operasyondur. 17-25’te bir sürü sahte bilgi belge ile doğrudan Türkiye Cumhuriyeti hükumetine saldırarak, bütün bu faaliyetlere baktığınızda, kim bununla mücadele etti, kim bunları mazur göstermeye çalıştı? Bunların toplumu zehirleyen dershaneleri, televizyonları üzerine hukuk devletin imkanları içerisinde AK Parti hükumetleri giderken, kim gitti o televizyonlara, o kurumlara destek verdi, kim bununla mücadele etti? Bunların hepsi net tablolar. Esas problem şudur, Fethullahçı Terör Örgütüne dönük çok az cümle kuranlar, onları mazur göstermeye çalışanlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanına ve seçilmiş hükumetine karşı en saygısız ifadeleri kullanıyorlar. Bugün bu Fethullahçı Terör Örgütü ile mücadelenin başında, Devlet Başkanı olarak Sayın Cumhurbaşkanımız vardır. Fethullahçı Terör Örgütünü birisi bırakıp, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ile uğraşıyorsa burada adres bellidir. Kim kimle yan yana düşüyor?”

Hilmi Özkök konuştu… FETÖ’cüleri neden TSK’dan atmadı?