Batı’nın süregelen hastalığı: Irkçılık

Ceyhun Balcı yazdı

Batı’nın süregelen hastalığı: Irkçılık

Çin’de başlayan ve yayılma eğilimi gösteren Korona Virüs salgını dünyanın farklı bölgelerinde farklı tepkilere neden oldu. İnsanlığın mikroplarla sınavında ilk örnek değildi kuşkusuz. Son olmayacağı da kesindir! Evrim dediğimiz biyolojik gerçek yaşamımızdan çıkmayacağına ve insan yaşamı ancak mikropların evrimine tanıklık etmeye yetecek uzunlukta olduğuna göre insanlık daha nicelerini yaşayacaktır diyebiliriz.

Çok daha ölümcül ve acıklı olanlarının yaşandığı düşünüldüğünde son salgının ciddiye alınmaması değil ama ürküye de yol açmaması gerekirdi.

Her ne kadar son salgına neden olan virüsün bir biyolojik savaş aracı olduğu savlansa da bu kanıtlanabilmiş değildir. Dolayısı ile komplo kuramı düzeyindeki bu savların alıcısı çok ama kanıtı yoktur.

Korona virüs salgınının küresel hegemonya heveslileri için karalama ve aşağılama fırsatı yarattığı ise gerçektir. Karikatür, yazı, sosyal medya söylentisi ve benzeri pek çok düzenekle bu fırsatın acımasızca değerlendirildiğine üzülerek ve utanarak tanıklık ediyoruz.

İnsanlık tarihine göz atıldığında bugünlerde hortlayan ırkçılığın hiç de şaşırtıcı olmadığı, zaman zaman uykuya yatsa da bir şekilde uyandığında küresel sorun olmayı sürdürdüğü anlaşılabilir. Başka deyişle Batı (emperyalizm) kaynaklı ırkçılık yalnızca spor sahalarıyla sınırlı bir olgu değildir.

Bilinçaltına yerleşmiş ve neredeyse hiç ortadan kalkmamış ırkçı refleksin harekete geçmesi için bir salgın hastalığa bağlı ürkü yetip de artabilmektedir.

Bu süreçte yaşanan örneklere göz atmakta yarar var!

Geçtiğimiz haftalarda Akdeniz’de çok sayıda yolcusuyla İtalya’da bir limana yanaşan yolcu gemisindeki yolculardan birisinin hastalık belirtileri göstermesi gerekçe gösterilerek diğer yolcuların karaya çıkmasına izin verilmediği haberiyle irkildik. Bu olayla eşzamanlı olarak İtalya’da bulunan Çinli turistlere fiziksel saldırılar olduğu da medyaya yansımıştı. (31 Ocak 2020)

Uzak Doğu’da içinde binlerce yolcunun bulunduğu yolcu gemisi Japonya, Guam, Filipinler, Tayland ve Tayvan’ın izin vermemesi sonrasında Kamboçya’ya yanaşma izni alabildi. Geçmişinde ırkçılık izi olmayan bu ülkelerin olumsuz davranışını biraz da küresel ölçekte oluşturulmuş olan ürkü ve korkuya bağlamak yanlış olmaz. (13 Şubat 2020)

İsrail Seul’den gelen uçaktaki 12 vatandaşını seçerek ülkeye alırken geri kalan 200 yolcuyu aynı uçakla geri gönderdi. (22 Şubat 2020)

Çinliler başta olmak üzere uzak doğu toplumlarının yeme içme alışkanlıkları üzerine döktürülen ve gerçekle ilintisi neredeyse olmayan sayısız sosyal medya paylaşımından söz etmeye kalksak kitapları dolduracak kadar çok çöp değerinde veri biriktirebiliriz. Elbette bu paylaşımları yapanların ezici çoğunluğunun ırkçı eğilimlere sahip olmadığı söylenebilir. Ancak, bunca insana bu paylaşımları yaptıran ırkçı eğilimlerin gücü de görmezden gelinmemelidir.

Bizim kimi heyecanlı yiğitlerimizin Doğu Türkistan’da soydaşlarımıza baskı yapılıyor bilgisinden hareketle yolda gördükleri ilk çekik gözlüyü pataklamalarına ne kadar da benziyor değil mi bu kaba, akıldan ve insaftan yoksun yaklaşımlar.

Dünyanın ekseni güneşin doğduğu yöne hızla kayarken ticaret savaşlarında kullanılan aygıtlar arasına korona virüs de girmiş oldu.

İnsanları öldürmekle kalmayan korona virüs gerekçesiyle yapılan paylaşımlar ve sergilenen davranışlar insanlığı da öldürerek tarihte derin iz bırakacak gibi görünüyor.

Sanayi Devrimi’yle birlikte yaşamımıza giren ayrımcılık ve ırklar hiyerarşisi her fırsatta kendisini göstererek başkalarına “hasta adam” nitelemesi yapan Batı’nın sağaltımı güç bir hastalıkla, ırkçılık hastalığıyla sarmalandığını kim bilir kaçıncı kez gözler önüne sermiş oluyor.

Emperyalizm bir kez daha tarihe geçiyor! Hem de en çirkin ve acımasız yüzü olan ırkçılıkla…

Bu amansız hastalığı sağaltmak da insanlığa düşüyor!