Ergun Türkcan yazdı…
Birleşmiş Milletler Örgütü, BM 1945’de, San Francisco’da 51 ülke (Türkiye dahil) tarafından kuruldu. Merkezi New York’ta olup, günümüzde 200’yakın ülkenin katıldığı, teknik olarak, Dünya barışını korumak, devletlerarası çatışmaları önlemek, iktisadi hayattan kültüre, insani ve tıbbi yardımlara kadar hemen tüm beşeri, iktisadi-sosyal sorunları çözmeğe çalışmak için 20 kadar bağımsız örgüte sahiptir. UNESCO’dan UNIDO’ya ve Lahey’deki Yüksek Adalet Divanına kadar birçok kuruluşun yanında, herkesin çok iyi bildiği, fakat, ABD’nin saydığı Washington’daki IMF-Dünya Bankası, IBRD da, BM çevresindeki, 1945’den sonra kurulan örgütlerdir.
BM’nin iki temel organı vardır: Genel Kurul, tüm üye ülkelerin temsilcilerinden oluşur ve Güvenlik Konseyi ki, kritik kararlar alan yer orasıdır, 5 daimi üye ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti ve her 5 yılda bir yenilenen 10 geçici üye dahil 15 üyesiyle her zaman gündemdedir. İşte burada sürekli yaşanan çözümsüzlükler, Dünya’nın Batı (ABD, İngiltere ve Fransa) ile Doğu (Rusya ve Çin) ayrımı 80 yıldır sürmektedir. Tıpkı BM’nin atası diyebileceğimiz, artık Cenevre’de sadece Merkez Binası’ndan başka izi kalmayan Cemiyeti Akvam ki, 1919’da kurulduğunda ABD üye olmamış, bir tür Avrupa veya emperyal ülkeler topluluğu olarak zamanın olaylarına müdahale ederken yine sürekli çatışmışlardı. Zamanın faşist İtalya Krallığının Habeşistan istilasına karşı çıkıldığı için örgütten ayrılması ve benzer ihtilaflar bu Cemiyeti 1930’larda işlevsiz bırakmış ve tabii, bu haliyle İkinci Dünya savaşını da önleyemediği için o da, bu savaşın gürültülerine karışıp yok olmuştu.
Acaba Bay Trump İran’a kızdığından, buradaki üyelerin çoğunun İsrail’in Filistin soykırımı yapması, bölgenin belalısı, Amerika’nın sevgilisi olmasına karşı çıkıldığı için daha çok kendi eyaleti New York’taki BM, Birleşmiş Milletler teşkilatına da kızıyor mu? Zaten onun bazı kuruluşlarını kapattı veya üyeliğinden çekildi. Çünkü bu “misafir” kuruluş (kiracı demiyorum, ama Trump öyle de görebilir) Genel Kurul’da zulme uğrayan ülkelerin haliyle ilgili kararlar alınca, aslında hiçbir uygulama olanağı da yoktur, çünkü Güvenlik Konseyi vardır. Genel Kurul’da ancak suya sabuna dokunmayan bazı kararlar alınabilirse de ABD’nin ABD’nin himayesindeki, İsrail’e karşı bir yaptırım kararı gelse Batılılar (İngiltere ve Fransa çekimser kalsa bile) tarafından yani ABD vetosuyla önlenir. İran aleyhine veya Ukrayna lehine bir karar gelse, Rusya ve Çin veto eder. Artık 80 yıl içinde ömrünü tamamladığı anlaşılıyor, sadece bazı yerlerde, iyi bir insan olduğu anlaşılan son Genel Sekreter Portekizli Antonio Gutteres’in haklı olduğu için kızgın ifadelerine haber bültenlerinde ancak kenardan yar verilir.
Bu örgütün ortadan kalkması için yine Üçüncü Dünya Savaşı mı beklenecek yoksa Trump’ın bir kararı mı gerekecek? İsrail’e karşı olan herkesi ve her kurumu kendi-ABD düşmanı sayan bu zat-ı muhterem, İran’ı da, Afganistan, Irak, Suriye vb hakladıktan sona, “artık yeter” deyip, önce BM’den ayrılıp, yani San Francisco Anlaşmasından da çekilip, Genel Sekretere, bir ev sahibi gibi, “artık kendinize bir yer bulun, bu binayı da boşaltın” mı diyecek? Tabii, 80 yıllık bir kira faturası çıkarmazsa…
Henüz savaşta bir taraf olmayan, ama bu savaşa bir şekilde katılacağını da fazla saklamayan, İran Lideri Ali Hamaney’e, “şimdilik seni öldürmüyorum, ama kayıtsız şartsız teslim olun” diyebilecek kadar patavatsız, diplomasiden uzak, neredeyse cahil bir Afrika kabile Reisi gibi davranan Bay Trump’tan bu davranışı beklemek, bana göre çok doğaldır; önce İran, sonra Üçüncü Dünya Savaşı ve bu arada BM mi? Bekleyelim, görelim…