Behçet Oktay’ın ölümünün üzerinden 12 geçti… ‘Katillerin elini kolunu sallayarak geziyor olmaları canımızı acıtıyor’

Ergenekon kumpaslarının başladığı dönemde, 25 Şubat 2009'da Ankara Dikmen'de başından vurulmuş olarak bulunan ve beylik tabancasıyla intihar ettiği öne sürülerek dosyası kapatılan Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay ölümünün 12. yılında mezarı başında anıldı. Oktay ailesi, Behçet Oktay'ın dosyasında imzası bulunanların büyük çoğunluğunun FETÖ sanığı olduğuna dikkat çekti. Yapılan açıklamada "Katillerin, işbirlikçilerin ve cinayetten menfaat sağlayanların elini kolunu sallayarak geziyor olmaları canımızı acıtmaktadır" denildi.

Behçet Oktay’ın ölümünün üzerinden 12 geçti… ‘Katillerin elini kolunu sallayarak geziyor olmaları canımızı acıtıyor’

VERYANSIN TV

Eski Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay, Ankara Dikmen’de 25 Şubat 2009’da saat 01.30 sıralarında vurulmuş olarak bulundu. Behçet Oktay’ın ölümündeki sır perdesi bugüne kadar aydınlatılmadı.

Behçet Oktay bugün ölümünün 12. yılı nedeniyle memleketi Malatya'nın Hekimhan ilçesinde mezarı başında anıldı.

Oktay’ın ağabeyi Nezih Oktay burada aile adına yaptığı açıklamada, dosyada imzası bulunanların büyük bir kısmının FETÖ üyeliğinden ihraç edildiklerini, kaçak veya tutuklu bulunduklarını anımsattı. Nezih Oktay “Öldürülmeden 6 gün önce yasadışı dinlemeye alınması da bu cinayetin FETÖ tarafından organize edildiğini gösteren delillerden sadece bir tanesidir. FETÖ’ye karşı verilen mücadele kapsamında Behçet Oktay cinayetinin de aydınlatılmasını, bu cinayeti planlayanların, maşalık görevi yapan tetikçilerin ve dosyayı kapatanların adalet önünde hesap vermelerini sağlamak için 12 yıldır mücadele vermekteyiz.” ifadelerini kullandı.

Nezih Oktay’ın yaptığı açıklama şöyle:

“Bugün Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay’ın kahpe bir pusuda katledilişinin 12. yılı. Behçet Oktay vatanını iç ve dış güçlere karşı canı pahasına savunmayı kendine görev edinen bir vatan evladıdır. Vazgeçilmezi Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne, birliğine göz dikenlerle canı pahasına mücadele etmekti. Sessiz sedasız nice mücadeleler vermişti. Başarıları takdire şayandı. Başarıları nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası’ ile ödüllendirildi.

Bu övünç madalyası ilk defa asker dışında bir polis müdürüne verilmesi sebebiyle de ayrı bir önem taşımaktaydı.

‘SAHİP OLDUĞU BİLGİLER SEBEBİYLE TEHDİT OLUŞTURMAKTAYDI’

Ülke olarak PKK ve din motifli terör örgütleri ile verdiğimiz mücadelede çok önemli mesafelerin alındığı bir süreçte, mücadeleyi veren vatan evlatlarına karşı birileri tarafından gizliden gizliye bertaraf etme çalışmaları yürütüldü. Örtülü bir şekilde sinsice yürütülen savaş, vücut bulduktan sonra 2008’li yıllarda gizli tanıklar, kumpaslar, iftiralar, gece yarısı tutuklamalar ile aleniyet kazandı. Ülkemizin baştan başa habis tümör gibi sarıldığı yeni yeni anlaşılırken, bu yapıyı fark eden ve bu yapıya karşı güvenlik, adli, sosyal ve siyasal alanda mücadele verebilecek olan her kim varsa öğrendiğimiz ve öğrenemediğimiz yöntemlerle pasifize edildi. Bu savaşın kime karşı kimler tarafından verildiğini Behçet Oktay biliyordu. Behçet Oktay sahip olduğu bilgiler ve kendilerine karşı verilecek mücadelede önemli bir güç olması sebebiyle tehdit oluşturmaktaydı.

‘VATAN HAİNLERİNİN BİLE GÖRMEDİĞİ DAVRANIŞ BİÇİMİYLE DURUŞMADAN ATILDIK’

12 yıl önce bugün Behçet Oktay’a kurdukları bir pusu ile kahpe tetikçilerine katlettirdiler. Senaryoları da kahpeydi. Hiçbir inceleme yapmadan dosyayı kapatacak kadar cesaretlendirilmiş savcı Hüseyin Yalçın, hiçbir inceleme yapmadan yetkisini aşan kararlarıyla dosyayı tekrar kapatan, vatan hainlerinin bile görmediği davranış biçimiyle bizleri duruşma salonundan dışarı atan, bize dava açmakla tehdit eden Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi olayın adli uzantılarıdır.”

‘DOSYADA İMZASI BULUNANLAR FETÖ’DEN İHRAÇ, KAÇAK VEYA TUTUKLU’

“Geldiğimiz noktada ülkemizi baştan başa saran, bizi yok etmeye çalışan yapı FETÖ olarak devlet kayıtlarına geçti.” diyen Nezih Oktay, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Behçet Oktay dosyasında imzası bulunanların oldukça büyük bir kısmı FETÖ üyeliğinden ihraç, kaçak veya tutuklu bulunmaktadır. Öldürülmeden 6 gün önce yasadışı dinlemeye alınması da bu cinayetin FETÖ tarafından organize edildiğini gösteren delillerden sadece bir tanesidir.

‘MÜCADELEMİZ DIŞ GÜÇLER VE YERLİ UZANTILARINA KARŞI’

FETÖ’ye karşı verilen mücadele kapsamında Behçet Oktay cinayetinin de aydınlatılmasını, bu cinayeti planlayanların, maşalık görevi yapan tetikçilerin ve dosyayı kapatanların adalet önünde hesap vermelerini sağlamak için 12 yıldır mücadele vermekteyiz. Mücadelemiz Behçet Oktay özelinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinden emelleri olan dış güçler ve bunların yerli uzantılarına karşıdır.

‘KATİLLERİN ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK GEZİYOR OLMALARI CANIMIZI ACITIYOR’

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, adı PKK, FETÖ vb. olsa da amaçları aynı olan, aynı kaynaklardan beslenen illegal oluşumlarla mücadele edebilecek güçte olduğuna hiç kimsenin şüphesi olmasın. Katillerin, işbirlikçilerin ve cinayetten menfaat sağlayanların elini kolunu sallayarak geziyor olmaları canımızı acıtmaktadır. Ancak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hafızası vardır. Yaşadıklarımız hafızalarda kayıt altına alınmıştır. Aradan geçen 12 yıla rağmen hala adalet yerine gelmemiştir. Adaletin yerini bulması için bu mücadelemiz yılmadan, yorulmadan devam edeceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

BEHÇET OKTAY’IN ÖLÜMÜ

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Oktay'ın şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmayı 22 Nisan 2009'da tamamladı. Savcı Hüseyin Yalçın yeterli inceleme yapmadan soruşturmada “takipsizlik” kararı verdi ve dosya “intihar” denilerek kapatıldı.

Oktay'ın ailesinin itirazı üzerine dosya, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gitti. O dönem Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan Osman Kaçmaz, ''takipsizlik'' kararını kaldırarak, olayla ilgili dava açılması gerektiğini belirtti. Bunun ardından dosyaya bakan Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Düzgün, Oktay'ın ölümü sırasında yanında bulunan H.K. hakkında ''adam öldürmek'' ve ''6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet'' suçlamasıyla iddianame düzenledi.

SOLAK OLMASINA RAĞMEN SİLAH SAĞ ELİNDEYDİ

Öldüğünde solak olmasına rağmen silahın sağ elinde olması ve kaburga kemiklerinde kırıklar ile vücudunda darp izleri bulunan Oktay’ın ölümüne ilişkin dava 2012 yılında açıldı. Olay sırasında Oktay’ın yanında olan ve elinde barut izi bulunan Halil Kesici 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sonunda beraat etti. Başka bir suçtan cezaevinde olan ve savcılığa mektup göndererek, Oktay'ın ölümüne karıştığını söyleyen Nurhan Önder ise "suç üstlenme ve adli makamları yanıltma" suçundan 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Behçet Oktay'ın ailesi ‘intihar değil cinayet' diyerek olayın peşini bırakmadı. Aile tarafından yıllardır yapılan açıklamalarda olayın bir FETÖ cinayeti olduğu vurgulandı.

FETÖ BEHÇET OKTAY'I DİNLEDİ

2014 yılında emniyetteki FETÖ yapılanmasına ilişkin yasadışı dinleme incelemelerinde Özel Yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi arşivinden binlerce telefon dinleme belgesi çıktı. Çok sayıda işadamı, gazeteci ve bürokratın dinlendiğini ortaya koyan listeden Behçet Oktay’ın da adının olduğu anlaşıldı. Oktay ölmeden 6 gün önce ‘Hizbullah terör örgütü üyeliği’ iddiasıyla ‘Abdurrahman Doğru’ ismiyle dinlenmişti. Tespitin ardından Oktay dosyasını yeniden açan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, cinayette FETÖ şüphesini incelemeye başladı. Yasadışı dinlemeyle ilgili Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada bir numara şüpheli olarak dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek yer aldı.VİP dinleme’ adı verilen davada geçen Ocak ayında mahkumiyet kararları verildi.

Behçet Oktay’ın FETÖ tarafından dinlenmesinin anlaşılması üzerine Oktay ailesi, Eylül 2015’te ‘adil yargılama hakkının ihmali, yaşam hakkının ihlali ve özel hayatın gizliliğini hiçe saymak’ gerekçesiyle yeniden yargılama için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Behçet Oktay’ın kardeşi Şule Oktay, Anayasa Mahkemesi’ne Ulusal Kriminal Büro’nun hazırladığı 200 sayfalık raporu sundu. Raporda “Hazırlık soruşturmasındaki eksiklikleri nedeniyle bu hadisenin tekrar baştan incelenmesiyle, Behçet Oktay'ın ölümünün kimlerin işine yarayacağının, hayatta kalmasının kimleri zora soktuğunun, son altı ay içerisinde istisnasız kimlerle temaslarının olduğunun HTS kayıtları dahil, araştırılmadan bu hadisenin karanlıkta kalacağı düşünülmekte ve eksik yargılama yapıldığı değerlendirilmektedir.” ifadeleri yer aldı.

Öte yandan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ cinayetlerinin soruşturulduğu dosya kapsamında Oktay ailesi de bir suç duyurusunda bulundu. Açılan soruşturmada 4 yıldır bir sonuca varılamadı. 

'ERGENEKON DAVASINDA TANIK OLACAKTI’

Ergenekon kumpası kapsamında ele geçirilen mühimmatların bir kısmının emniyetteki FETÖ ekibi tarafından Özel Harekat Dairesi'nden çalınıp gömüldüğü, bunu da Oktay'ın tespit ettiği için öldürüldüğü iddia ediliyor.

Ergenekon davasında uzun süre hapis yatan eski Özel Harekat Başkanvekili İbrahim Şahin, “Behçet Oktay, olayı çözmüştü. Ergenekon davasında tanık olacaktı. İndirdiler” demişti.

Yine sözde Zir Vadisi’nde bulunduğu iddia edilen mühimmatlarla ilgili yıllarca hapis yatan emekli Yarbay Mustafa Dönmez, 2010'da yaptığı bir açıklamada “Behçet Oktay'ın, Zir Vadisi'nde sözde bulunduğu bildirilen mühimmatların kendisine bağlı mühimmat depolarında bulunması ile ilgili şüpheleri olduğu ve bu yönde soruşturma yaptırdığı bir sırada ölmüş olması normal görünmemektedir” ifadelerini kullanmıştı.

BEHÇET OKTAY KİMDİR?

Behçet Oktay 1957 yılında Malatya'nın Hekimhan ilçesinde doğdu. 1975 yılında polis kolejinden, 1978 yılında da Polis Akademisi'nden mezun oldu. Erzincan, Kars, İstanbul, Afyonkarahisar ve Bingöl illerinde görev yaptı. 23. Dönem Özel Harekat Kursunu tamamladıktan sonra, 1994-1997 yılları arasında Diyarbakır'da görev yaptı. 1997 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanlığı görevine atandı. Evli ve üç çocuk babası olan Oktay, "Türk Silahlı Kuvvetleri Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası"na da hak kazandı. Oktay 25 Şubat 2009 tarihinde Ankara Dikmen’de aracının içinde silahla vurulmuş şekilde bulundu ancak kaldırıldığı hastanede kurtarılamadı.