Biyolojik puzzle çözüldü (Yapay kan hücreleri ve programlanabilir kan)

Biyolojik puzzle çözüldü (Yapay kan hücreleri ve programlanabilir kan)
Biyolojik puzzle çözüldü (Yapay kan hücreleri ve programlanabilir kan)

Günümüzde matematik, fizik ve kimyanın gelişimini biyoloji takip ediyor. Biyoloji, genetik ve tıp araştırmaları ilerledikçe DNA’nın sırları çözülüyor. DNA, proteinlerin epigenetik bilgisi ve RNA tarihindeki kilit gelişmeler, beyin ve sinir örüntülerinin anlaşılmasına ışık tutuyor. 

21. yüzyılda bedenlerimizi, beyinlerimizi ve etkileşimde olduğumuz dünyayı genetik, nano teknoloji ve yapay zekâ ile yeniden dizayn edip biyolojik zekâ ile biyolojik olmayan zekânın birleşimi sonucu insan yeteneklerinin ötesine geçme planlanıyor. Bu dünya görüşüne teknolojik tekillik diyoruz. Genetik, nano teknoloji ve robot teknolojisi ile insan-makine uygarlığının temelleri atılıyor. 5G teknolojisinin hayat bulması ile nano robot, yapay zekâ ve sibernetik organizma kavramları ile sık sık karşılaşacağız.

Yapay zekânın teknolojik tekillikteki rolü büyük ve önemlidir. Yapay zekâ birçok bakımdan etkileyici olmasına rağmen biz insanoğluna göre yapabilecekleri sınırlıdır ve biyolojik zekâmız kadar mükemmel değildir. Örneğin; insan zekâsı örüntüleri tanıma konusunda müthiş bir yeteneğe sahiptir. Yapay zekâda ise örüntü ve sağduyu tanıma, çözülmesi gereken iki büyük sorundur. İnsanın bilinci vardır, yapay zekânın ise yoktur. Bu bağlamda yapay zekâ ancak günlük rutin işleri yapabilir. İnsanda algılama yetisi vardır ve deneyimlerinden yeni bilgiler çıkarabilir. Yapay zekâda söz edilen durumu gerçekleştirmek için milyonlarca satır kod yazmak gerekir. İnsan zekâsı duyguları doğru bir şekilde yorumlar ve tepki verir ancak makine zekâsı bu konuda yetersizdir. Diğer yandan makine zekâsının güçlü olduğu taraflarda vardır. Belleğe yüklenen milyarlarca veriyi anında anımsayabilir ve bilgileri hızlı bir şekilde aktarabilir. Yapay zekâ biyolojik zekâyı destekleyici unsur olarak kullanılmalıdır. Yapay zekânın güvenilirliği de tartışılan konular arasındadır.

Nano robotlar; molekül ölçeğinde tasarlanmış robotlardır. Genişletilmiş gerçeklik ise sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve karma gerçeklik teknolojilerini bir çatı altında toplayan teknolojidir. Nano robotların insanın hücreleri ile etkileşime girerek genişletilmiş gerçeklik ortamı oluşturma ve insan deneyiminin ötesine geçme hedefleniyor. Sinir sisteminin içinden gelen sanal gerçekliği fiziksel dünyaya adapte edebileceksiniz. 

En ilgi çeken nano robotlardan biri kan hücresinin biyolojik özdeşi olan mekanik kan hücresidir. Nano teknoloji bilimcisi Robert A. Freitas Jr.’ın geliştirdiği robotik alyuvarlar (respirosit) ile bir sporcunun on beş dakika süreyle hiç nefes almadan koşması mümkündür. Robotik alyuvarların sağlayacağı oksijen-karbondioksit alışverişi sayesinde akciğerlere ihtiyaç olmayacağı öngörülmektedir. Yürütülen analizler yapay kan hücrelerinin, hücrelerdeki toksinlerin ve istenmeyen kimyasal kalıntıların atılması, damar tıkanıklıklarının giderilmesi, kandaki kimyasal düzeylerinin düzenlenmesi gibi çeşitli görevleri yerine getirebileceğini gösteriyor. Freitas’ın geliştirdiği mikrobivorlar (mekanik beyaz kan hücreleri) ile kansere, mantar enfeksiyonlarına, virüs ve bakterilere karşı savaşabilirsiniz. Böylece yaşam sürenizi daha kaliteli hale getirmiş olur ve hastalıkları birkaç saat içinde ilaçsız yenebilirsiniz. Yapay pıhtı yuvarlar ile vücudunuzda oluşan kanamayı denetleyebilirsiniz. Yaralarınız kendiliğinden iyileşebilir. Özetle biyolojik kanınızı mekanik kan hücreleri ile programlayabilirsiniz.

Mekanik kan hücreleri kulağa hoş geliyor ve büyüleyici gibi gözüküyor. Ancak yapay kan hücreleri ile birer siborga dönüşürsünüz. Böylece siber saldırılara ve siber suikastlara açık hale gelirsiniz. Nano robotların hacklenmesi veya bellek bozulması veya arızalanması sonucu yaşamınız tam bir kâbusa dönüşebilir. Nano robotlara kötücül yazılımlar enjekte edilirse kontrolünüz siber saldırganın eline geçebilir ve zihin kontrolüne açık hale gelebilirsiniz. Yapılan çalışmalar yapay zekâ ve robot teknolojisinin ürkütücü sonuçlar doğuracağını, güvenilir olmadığını, insanoğlunu bir distopyaya sürükleyeceğini ve insanın yerini alamayacağını gösteriyor. Söz edilen teknolojilerin ivme kazanması sonucu transhümanistler adım adım hedeflerine ulaşmak için dünyayı büyük bir kaosa sürüklüyor. Teknolojik tekillikte kaydedilen gelişmeler ile evrenin uyanışına gün sayıyorlar.