Borderline Kişilik Bozukluğu

Borderline nedir? Borderline kişilik bozukluğu nedir? Borderline belirtileri ve tedavi yolları... Psk. Ceren Özügüç yazdı...

Borderline Kişilik Bozukluğu

Borderline Kişilik Bozukluğu, kişinin benlik algısındaki bütünsüzlükten ileri gelerek kişinin duygulanımını, sosyal ilişkilerini ve iş-okul başarısını ve üretkenliğini etkileyen, tutarsız, dengesiz ve dürtüsel davranış örüntüleri ile kendini gösteren bir rahatsızlıktır. Genel popülasyonun %2’sini etkilemekte olan bu rahatsızlık kişinin ergenlik döneminde kendini göstermeye başlar. Borderline Kişilik Bozukluğu aynı zamanda Sınırda Kişilik Bozukluğu olarak da bilinmektedir.

BORDERLİNE NE DEMEKTİR?

Borderline kelime anlamı olarak “sınırda” demektir. Düşündüğümüz zaman aslında her birimizin hayatında ve kişiliğinde bir tutarlılık ve devam hali söz konusudur. Yani çok büyük bir travma veya değişim söz konusu olmadığı takdirde hem kişiliğimiz, hem hayat çizgimiz hem de duygulanımımız düne benzerdir ve uyumludur.

Bu sayede yarın da kim olacağımız ve normal bir düzende nasıl hissedeceğimizi ve davranacağımızı biliriz. Bu tutarlılık kim olduğumuzu kendimizin ve diğerlerinin anlayıp özümsemesine fırsat verir. Bizi güvenilir ve ilişki kurulabilir yapar.

Ancak Borderline Kişilik Bozukluğu’nda bu tutarlılığın bozulmaya uğrar. Bu durumda kişinin benlik algısında, duygulanımında ve sosyal ilişkilerinde bir düzen, tutarlılık ve devamlılıktan bahsetmek zorlaşır. Çok empatik ve sevecen olduğunu düşündüğünüz biri ertesi gün size düşmanıymış gibi davrandığında yaşanan kafa karışıklığı bu duruma basit bir örnek olarak gösterilebilir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU'NUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kişinin benlik algısındaki bu tutarsızlık elbette kendisine de yansır ve benzer kafa karışıklığını sınırda kişilik kendine dair de yaşar. Bu nedenle Borderline Kişilik Bozukluğu’nda sıklıkla görülen semptomlardan biri kişinin içerisinde bulunduğu boşluk hissidir. Yine bu bütünsüzlükten yola çıkarak sınırda kişilik kendisi ile sağlıklı ve bütüncül bir ilişki kuramaz çünkü tutarsız, güvensiz ve tahmin edilemezdir.

Kişi bu nedenle kendini tanıyamaz, yeteneklerini ve isteklerini keşfedemez, kalıcı iş veya sosyal ilişkilere yatırım yapamaz. Çünkü duygulanımı ve düşünceleri sürekli değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle sınırda kişilik uzun süreli ilişki ve iş devamlılığı sağlamakta zorlanır.

Dürtülerimizi kontrol eden mekanizmamız yine kendiliğimizden ileri gelmektedir. Hangi davranışları erteleyeceğimiz yada yapmayacağımız ve hangilerini yapacağımızı düzenleyen mekanizmalar aslında kişiliğimizin temelini oluşturur. Freud’un teorisinde “Ego” olarak geçen bir mekanizma, Borderline Kişilik Bozukluğu’nda zayıftır ve bu nedenle kişinin davranış ve duygulanım kontrol mekanizması düzgün çalışmamaktadır diyebiliriz.

Bunun neticesinde kişide dürtüsel, haz odaklı ve neticesini düşünmeden gösterilen davranışlar sıktır. Bunca düzensizlik ve karmaşanın hem kişinin iç dünyasında hem de dış dünyasında sebep olduğu yoğun kaygı, belirsizlik, üzüntü, utanç ve öfke, hali hazırda düzgün çalışmayan denetleme mekanizmalarından taşar ve kişide ani mod değişimleri, öfke patlamaları, kaygı, aşırı hassasiyet ve depresif ruh hali görülür. Bu duygulanım değişimleri çok kısa süre içerisinde görülebilir. Yani bir saat önce kahkahalarla gülen bir sınırda kişiliği bir saat sonrasında hıçkırarak ağlarken görebilirsiniz.

Hepimiz varlığımızın, gerçekliğimizin ve nasıl biri olduğumuzun sağlamasını, kendimize has temel bir çekirdeğimiz olsa da, başkaları vasıtasıyla yaparız. Yani, kendimizi doğrulamak, düzenlemek ve anlamak başkaları yoluyla daha kolay mümkün olur.

İnsanların biraraya gelerek toplumlar halinde yaşayabilmesinin temel anahtarı budur. Kendimizin nasıl biri olduğunu, neleri sevip neleri sevmediğini ve sınırlarını biliriz ancak bunları diğer insanlarla ilişkilenerek onaylamak bize iyi hissettirir. Bu sebeple kendimize benzeyen insanlarla daha iyi arkadaş oluruz ve kendimize benzeyen insanlara aşık oluruz. Buna kısaca aynalama denir. Yani halk arasında sıklıkla geçen “Kişi karşısındakinin aynasıdır.” sözü bu aynalamayı anlatmaktadır.

Kendinize dair içsel bir bütünlük hissinizin ve kontrolünüzün olmadığı Borderline Kişilik Bozukluğu’nda bu aynalama hayati bir önem kazanır. Çünkü sınırda kişi, karşısındakine göre kendini kalibre ederek düzenleyebilmektedir, bunu yapacak içsel mekanizması zayıftır.

'TERKEDİLMEKTEN KORKAR'

Yakın ilişkide olduğu kişiye ait özellikleri bir anca yoğun bir şekilde benimsemek, bu kişiyi kaybetmekten aşırı derecede korkmak ve terkedilmekten ne pahasına olursa olsun kaçınmaya çalışmak Borderline Kişilik Bozukluğu’nda sıklıkla görülen örüntülerdir. Bu terkedilmeyi engellemek, kendini düzenleyemiyor olmanın verdiği utanç ve mutsuzluk ve bu duyguları yönetemiyor olmanın verdiği felç olma halinin önüne geçmek için Borderline Kişilik Bozukluğu’nda kendine zarar verme davranışı yine sıkça görülür.

'YA HEP İYİ YA HEP KÖTÜ'

Yine kişilerarası ilişkiyi etkileyen bir diğer durum da şudur: sınırda kişiliğin kendine dair bütüncül bir algısı olmadığı için bu algıyı ilişkide olduğu kişiye de yansıtır. Bunu aslında hepimiz yaparız, diğerleriyle kurduğumuz ilişkiler, kendimizle kurduğumuz ilişkinin bir uzantısıdır. Borderline Kişilik Bozukluğu’nda kişinin kendisine dair algısı ya hep iyi ya hep kötü olduğu üzerine olduğu için, diğerlerini de bu şekilde algılar. Bu kişi kendindeki güçlü ve zayıf özellikleri yani grilikleri göremediği için herkesi de bu iki kategoride değerlendirir.

Bunun yanı sıra, Borderline Kişilik Bozukluğu’nda sıkça görülen terkedilme korkusu ve bu terkedilmeden kaçınma çabası gereği kişi sürekli terkedilmesi üzerine bir emare arar. İlişkide olduğu kişiden bir şekilde yara aldığında, terkedilme tehtidi hissettiğinde veya istekleri gerçekleşmediğinde sınırda kişi, karşısındaki kişiyi bir anda en iyiden en kötü noktasına çekebilir ve ilişki boyunca bu yükseltip alçaltma örüntüsü devam eder çünkü ilişkilerde her zaman tutarlılık ve kesintisizlik mümkün olmayabilir. Bu nedenle bir gün önce size hayatının aşkı olduğunuzu söyleyen eşiniz ertesi gün sizin ne kadar işe yaramaz biri olduğunuzu söyleyebilir.

Özetlemek gerekirse; Borderline Kişilik Bozukluğu’na sahip bir bireyi aktif bir volkana benzetebiliriz. İçerisinde bulunan akışkan madde her an değişmekte, kaynamakta, fokurdamaktadır, bu maddeyi kontrol altında tutmakta zorlanır, herhangi bir filtresi yoktur, bu nedenle her an patlamaya hazırdır. Tutarsızdır ve bir volkanın ne zaman patlayacağını bilemediğimiz gibi bir sınırda kişiliğin de ne zaman neye tepki göstereceğini, hatta o kişinin o gün kim olduğunu kestirmek güçtür. Bu patlama gerçekleştiğinde de bunun şiddetini ve etkisini kontrol etmek mümkün değildir. Bu hem kişinin kendisi hem de çevresi için zor ve tüketici bir deneyimdir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU'NUN NEDENLERİ

Borderline Kişilik Bozukluğu’nun kesin sebebi bilinmemektedir. Ancak yapılan çalışmalar birkaç faktörü işaret eder. Genetik yatkınlık ve yetiştirilme şeklinin oynadığı rolün yanı sıra çocukluk çağında maruz kalınan istismar birçok Borderline Kişilik Bozukluğu hastasında görülmektedir.

Duygularımızı kontrol edebilmeyi ailemizden öğreniriz. Ebeveynlerimizin kendi duygularıyla nasıl başa çıktıklarını izleyerek veya çocukken herhangi bir şekilde kendimizi kötü hissettiğimizde ailemizden gelen onarıcı müdahaleleri içselleştirerek kendi mekanizmalarımızı oluştururuz.

Bu mekanizmanın çocuğa sağlanması, sürekliliği veya bu mekanizmaların içselleştirilmesi aşamasında bir sorun yaşandığında çocuk yetişkinlik hayatında duygularını kontrol etmekte zorluk yaşayacaktır. Benzer şekilde bizim birey olmamız, farklılıklarımızı keşfetmemiz, dünyayı deneyimleyerek, deneyip yanılarak kendimize has bir kişilik oluşturmamıza bağlıdır. Bunun için ailemizden kopabilmemiz ve dünyayı keşfedebilmemiz ancak sonrasında güvenle ailemize geri dönebilmemiz gerekir.

Çocuğa bu güvenli alan sağlanmadığında, örneğin çocuğun kendine has özellikler geliştirmesine müsade edilmediğinde, uzaklaşıp dünyayı hata yaparak öğrenmesi engellendiğinde veya geri dönecek güvenli bir alan sağlanmayıp çocuk terk edildiğinde çocuğun düzgün, sürekli ve kendine has bir kişilik geliştirebilmesinden söz edemeyiz.

Tüm bunlar, Borderline Kişilik Bozukluğu’nun temelini atan durumlardır. Tüm kişilik bozuklukları veya psikopatolojilerde olduğu gibi, ailenin yetiştirme şekli ve çocuğa kazandırdığı öğretiler büyük önem arz etmektedir.

BORDERLİNE KİŞİLİK BOZUKLUĞU OLAN BİRİNE NASIL YAKLAŞILMALI?

Borderline Kişilik Bozukluğu olan birine yapılacak en büyük iyilik elbette o kişiyi tedavi almaya sevketmektir. Bozukluğun şiddeti, kişinin içerisinde bulunduğu durum ve işlevsizlik düzeyi, hastalığın sebep olduğu kaos ve kendine zarar verme davranışlarının varlığı acil uzman desteği veya hastane yatışı gerektirebilir. Bu nedenle özellikle altını çizmek isterim ki, gerekli olunan durumda, bilhassa intihar girişimi veya kendine zarar verme davranışı söz konusu olduğunda gecikmeden, olabildiğince hızlı bir şekilde kişiyi bir ruh sağlığı profesyoneline ulaştırmak atılacak tek adımdır. Borderline Kişilik Bozukluğu intihar oranı yüksek bir hastalıktır ve gerekli görüldüğü durumlarda ruh sağlığı profesyonellerinden destek alınmalıdır.

Ancak destek olunmak istenen birinin Borderline Kişilik Bozukluğu’na sahip olduğu keşfedildiğinde uygun yaklaşıma sahip olmak hem hasta hem de hastanın çevresi için oldukça önemli olabilir. Bu yaklaşımlardan bazılarını şöyle özetleyebiliriz:

'UNUTMAYIN Kİ BU BİR HASTALIK'

Karşınızdaki kişinin tutarsız, dengesiz davranışları, değişken kişiliği, dürtüsel ve sonunu düşünmeden yaptığı davranışlar sizi üzebilir, öfkelendirebilir, yorabilir ve zarara uğratabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu kişi bir hastalıkla mücadele etmektedir. Bu nedenle bu davranışları kişiselleştirmemeniz ve mümkün olduğunda kendi sınırlarınızı korumanız önemlidir. Çünkü unutmayın ki siz iyi olmadığınız takdirde kimseyi iyi hissettiremez, yardım edemezsiniz.

'SINIRDA KİŞİ KENDİNDE OLMAYANI İSTER'

Yani düzen, istikrar ve tutarlılık. Borderline Kişilik Bozukluğu’nun kişide probleme sebep olan tarafı zaten bu düzensizlik, istikrarsızlık ve tutarsızlıktır. Bu nedenle sınırda kişiye yaklaşırken mümkün olduğunda istikrarlı bir zemin ve tutum sergilemeye gayret gösterin. Yani bu kişiyi her gün saat 15.00’da arıyorsanız bu rutine uyun, onun için ne kadar zorlayıcı olursa olsun koyduğunuz bir kuralın arkasında olun ve esnetmeyin.

Romantik bir ilişki içerisindeyseniz ve karşınızdaki o an yoğun bir terkedilme korkusu içerisindeyse, sizin de ayrılmak gibi bir düşünceniz yoksa ona onu terketmeyeceğinizi sizi zorlamayacak ölçüde, tutarlı ve kararlı bir şekilde ifade edin ve gerektiğinde bunu tekrarlayın. Siz bin kere de söyleseniz o bin kere daha duymak isteyecektir, burada önemli olan sizin kendi sınırınızı bilmeniz, bu sınır dahilinde istikrarlı ve tutarlı duruşunuzdur çünkü aslında onun ihtiyacı olan bu tutarlılıktır. Siz tutarlı ve istikrarlı oldukça zaman içerisinde kendini size göre kalibre edebilecek ve savrulmaları azalacaktır.

'TERBİYE ETMEYE ÇALIŞMAYIN, DESTEK OLUN'

Bu tutarlı ve istikrarlı olma çabasını lütfen sertlik, zorbalık ve dışlama ile karıştırmayın. Kendi sınırlarınızı korumak net olmayı gerektirebilir, bu netlik de kendi içinde bir miktar sertliği barındırabilir ancak bunun ölçüsünü korumaya özen gösterin. Borderline Kişilik Bozukluğu kişi için oldukça güç ve acı verici bir deneyimdir ve intihar riski yüksektir.

Bu nedenle karşınızdaki kişinin zaten hali hazırda öyle görünmese bile acı çekiyor olduğunu ve içerisinde bulunduğu duyguları kontrol etmekte zorlandığını unutmayın. İçerisinde bulunduğunuz kafa karışıklığı ve öfke anlaşılabilirdir, bunu ifade etmek de gereklidir ancak siz de bunun kontrolünü sağlamakla mükellefsiniz. İhtiyaç duyduğunuzda siz de yardım almaktan çekinmeyin.