Bu Türk düşmanlarının Cumhurbaşkanlığı'nda ne işi var?

Erdem Atay yazdı...

Bu Türk düşmanlarının Cumhurbaşkanlığı'nda ne işi var?

Ne diyeceğimi bilemiyorum artık!

Herkes ‘zafer’ naraları atmış, ‘İşte milli bir cumhurbaşkanı geldi’ diye gazeteler manşetlerine taşımış, hakkında günlerce övgü dolu yayınlar yapılmıştı.

E tabii, biz de sevinmedik değil, ‘kötünün iyisi geldi’ diye. Ancak içimde hep bir burukluk vardı. Çünkü onu ve geçmişini çok araştırmış, kendisine olan güvenim oldukça sarsılmıştı. Hâlbuki kendisiyle, ilk zamanlar güvendiğim için program bile yapmıştım.

Şimdi yazacaklarım çiçeği burnunda bir cumhurbaşkanının ilk icraatlarıdır. Belki, ‘Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir’ sözünü hatırlayanlar olur ve ona göre tedbirini alır.

Türkiye için en önemli coğrafyanın ve ülkenin cumhurbaşkanından bahsediyorum: KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dan…

“Amaaan konu Kıbrıs’mış, bana ne” diyenler yazıyı yarıda bırakmasın. Mustafa Akıncı’yı yerden yere vururken, Rumların çıkarlarına çalıştığı için hedefe koyarken, başka birisi için hakkında sırf ‘milli’ deniliyor diye yaptıklarına sessiz mi kalacağız!

Kalamıyorum.

Ben ülkemin ve milletimin çıkarlarını savunan bir Türk gazeteciyim. Bu yazacaklarımın da ülkemin çıkarına olduğunu düşünüyorum ve herkesten önce ‘Kral çıplak’ diyorum.

Daha önce bir yazımda yazmıştım. O dönem başbakandı Tatar. Yazıda, Tatar’ın bir televizyon kanalı olduğunu ve o kanalda Türkiye’ye çok ağır ithamların yanı sıra Rum güzellemesi yapıldığını ve televizyonda federasyon pompalandığını söylemiştim. (Yazıyı okumak için tıklayınız)

Bu yazı sonrası Tatar ulaştı bana, kısaca şunları yazdı:

Erdem kardeşim…

Bizimle ilgili yazdığın yazıyı, şahsıma yönelttiğin haksız ve aşağılayıcı ifadeleri kabul etmiyorum. (…) Şahsım ile ilgili yorumlarınız beni çok üzdü.”

Ben de açıklama yapması gerektiğini söyledim. Yapacağını söyledi ama açıklama gelmedi.

Şimdi yazacaklarımı okuduktan sonra siz karar verin.

***

Sevgül Uludağ

Yenidüzen gazetesi yazarı…

Hayatının büyük bir çoğunluğunu Rum tarafında geçiren biri.

Kıbrıs’ın kurtuluşunun kahramanları olan Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) ‘cinayetler işleyen faşist bir örgüt’ olarak tanımladı.

Annan Planı’nın azılı savunucusu.

Bir yazısında kendisi ve arkadaşlarıyla ilgili aşağıda yazacağım şu itirafı yapmış bir kişi:

“Bizi 30 kişi olarak ABD Büyükelçiliği eğitti. Biz de 3 bin kişiyi eğittik, 10 bin kişiyi sokağa döktük, 100 bin kişiyi hareketlendirdik."

‘Milli’ Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, göreve gelir gelmez Özel Kalem Müdürlüğüne kimi atadı dersiniz?

ABD’nin eğitiminden geçmiş Sevgül Uludağ’ın oğlu Burak Erkut’u!

Kızılca kıyamet koptu.

Tepkilere göğüs geremeyince Cumhurbaşkanlığının en kritik görevine getirilmiş olan kişi görevden alınmak zorunda kaldı.

***

20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın birinci günü çıkarma bölgesinde şehit düşen Hava Pilot Kıdemli Binbaşı Fehmi Ercan.

Kahraman Binbaşı Fehmi Ercan’ın anısı yaşatılmak istendi. Bu hem Türkiye hem de KKTC için onurdu.

Peki ‘milli’ Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar’ın ilk hedefi ne oldu biliyor musunuz?

Ercan Havalimanının ismini değiştirelim.”

Sizce bunun anlamı ne?

***

Devam edelim.

En kritik görevlerden biri Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü. Herkes buraya bir büyükelçinin, Kıbrıs’ı bilen, tarihini bilen bir akademisyenin, Mavi Vatan mücadelemizi kavrayan bir diplomatın gelmesini beklerken, bir avukat bu göreve getirildi.

Ne özelliği var avukat olmasının dışında?

Araştırınca, karşınıza maalesef hiçbir şey çıkmıyor. Çünkü Kıbrıs’a dair bir özelliği yok!

Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğüne atanan Berna Çelik Doğruyol, kahraman kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kuyusunu kazan eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın YÖK’ün KKTC’deki muadili YÖDAK’a başkan olarak atadığı Tahir Çelik’in kızı.

Başka?

Özgeçmişine bakıyoruz. Literatüründe ‘KKTC’ yok, ‘Kuzey Kıbrıs’ var, ‘Kıbrıs Türkü’ yok, ‘Kıbrıslı’ var. Kısaca kavramları arasında ‘Türk’ yok! Bununla da kalmıyor, Rumlarla ortaklıklarının olduğunu, kendisi yazmış.

… ve yine ‘milli’ Cumhurbaşkanımız Tatar, Kıbrıs davasına kanının son damlasına kadar sahip çıkacak birini daha atamış oluyor(!)

***

Yeter mi?

Yetmez!

Tatar koltuğa oturur oturmaz bir de bayrak krizi yarattı.

ABD Büyükelçisini kabulünde ‘elçi rahatsız olmasın’ diye, koltukların arkasındaki bayrakları kaldırdı. Evet evet, şanlı KKTC Türk Bayrağını elçimiz rahatsız olmasın diye kaldırdı. Fotoğraflar paylaşılınca da bir kıyamet daha koptu.

Tepkiler üzerine bayrakları yerine koydu.

***

Bitti mi?

Biter mi?

Bu haber daha yeni…

Çok sıcak…

Görevinin birinci ayını yeni doldurmuş olan Ersin Tatar yine bir atama yaptı.

Bu kez atama yapılan makam Cumhurbaşkanlığı İletişim Koordinatörlüğü

Koltuğa oturtulan kişi Serhat İncirli. Alacağı maaş 18 bin TL’cik!

Tabii bu isim size bir şey ifade etmiyor. O nedenle şimdi yazacaklarımı lütfen iyi okuyun.

İncirli, Ersin Tatar’ın kanalında çalışan bir televizyoncu. Eski videolarını ve yazılarını takip edenler bilir.

Ona göre Türkiye, KKTC’nin baş düşmanı!

Evet yanlış okumadınız.

Ama bununla kalsa iyi… Devam edelim

İncirli’ye göre Türkiye işgalci, TSK da işgal ordusu…

Türkiye ile yakın ilişkiler kurmayalım, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportumuz var, benim devletim Kıbrıs Cumhuriyeti’dir” diyen bırakın iki devletli çözümü, bizim asla kabul etmeyeceğimiz federalizmi bile kabul etmeyen, direkt olarak Rumlara bağlanmayı isteyen biridir Serhat İncirli.

İkna olmadınız mı?

O zaman şimdi okuyacaklarınıza iyi bakın, çünkü bu satırları KKTC’nin Cumhurbaşkanlığı İletişim Koordinatörü Serhat İncirli yazdı:

“(…) ‘Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’ devleti bir gerçektir.

En az ve tıpkı Türkiye Cumhuriyeti kadar.

Ve bu iki eşit devlet veya statünün ‘bölünebilmesi’ için, ‘halklar’ dediğiniz ‘taraf’ların karşılıklı onayı gerekmektedir!

Kısaca söyleyeyim; bırakın Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını; o sınırların dışında ‘Etnik temele dayalı bağımsız bir devlet kurulması’, Türkiye’nin defalarca reddettiği bir ‘şey’dir!

Hatta Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi, defalarca, bu tür ‘kalkışmalara’, ‘devlet kurma’ gidişatlarına karşı, silahlı kuvvetlerine ‘vurabilirsiniz’ tezkeresi ‘vermiştir’...

Türkiye, Suriye veya Irak devlet sınırları içerisinde, hangi şartta bulunursa bulunsun, bağımsız Kürt devleti veya devletçikleri kurulmasına karşıyken, Kıbrıs Cumhuriyeti sınırları içerisinde bağımsız bir devlet kurulmasını ‘destekleyemez’ (...)

Bu isimlerin (Erdoğan, Bahçeli, Akşener, Kılıçdaroğlu) son günlerde ‘ayyuka’ çıkardığı ‘iki ayrı devlet’ konusu, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ devletinin ‘sınırları içerisinde’, tam bağımsız bir devlet olamaz...”

Yani Türkçesi şu:

Türkiye nasıl Kürdistan’a izin vermiyorsa, Rum yönetimi de bir Türk devletine izin vermez, veremez. Türkiye, Kürdistan’ın kurulmasına izin vermiyorsa, KKTC’yi desteklemesi kabul edilemez!”

Evet bu sözleri söyleyen kişiyi en kritik makama oturtan kişi kim dersiniz?

Bildiniz, ‘milli’, ‘Türkiyeci’, ‘Mavi Vatan’cı’, ‘İki devletli çözüm’ isteyen Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar.

Buradan yazıyorum!

Bunu Türk milletinin vicdanı kabul etmez!

TSK ve TMT şehitlerimizin ruhuna saplanmış bir hançerdir bu!

Tatar ya bu hatadan dönmeli ya da bu diyardan gitmesi için karşısında olduğumuzu bilmeli!

***

Tatar’ın vukuatları bununla sınırlı değil. İngiltere olaylarını ve kumarhanecilerle sıkı fıkı ilişkilerini anlatmıyorum bile.

***

Tatar, Türk milleti için KKTC’nin kurtuluşunun bir simgesi olmalıydı!

Bu fırsatı kaybetmek üzere.

Ama hala şansı var.

Slogan istemiyoruz. İcraat bekliyoruz.

Ya Türkiye’den Türk’ten yanasın ya da Rum’dan ve Avrupa Birliği’nden…

Ya Rauf Denktaş’ın mücadele ruhunu yaşatırsın ya da Mustafa Akıncı’nın ruhunu taşıyan başka bir beden olarak hafızalarımıza kazınırsın.

Sen bilirsin!