Sözcü yazarı Saygı Öztürk, “Sahte diplomalardan akraba kadrolarına” başlığıyla kaleme aldığı köşesinde, üniversitelerde yaşanan liyakatsiz atamaları yeniden gündeme getirdi.
Öztürk, Konya’daki bir üniversitede çaycı olan bir kişinin genel sekreterliğe yükselişinin hikayesini ve aynı üniversitenin rektörünün ‘amca oğlunu’ da genel sekterer yardımcısı olarak atadığını yazdı.
Öztürk, şunları ifade etti:
“Bir örneği Konya’dan verelim. Konya’da bir üniversitede çaycı olarak işe başlayan bir personelin kısa sürede memurluğa, ardından daire başkanlığına, sonrasında genel sekreter yardımcılığına ve nihayetinde genel sekreterlik görevine yükselmesi bu duruma çarpıcı bir örnektir. Yine aynı üniversitede göreve başlayan bir rektör, Antalya’dan kendi amcaoğlunu kurumlar arası nakille üniversiteye aldırdı. Hiçbir üniversite deneyimi bulunmamasına rağmen genel sekreter yardımcılığına atadı.”
Yazık vallahi yazık şimdi bu üniversitede çalışan bu kişi panik olmuştur. Çaycılığım ortaya çıktı diye öbür kü zaten rektörün kesin amcaoğlu değildir! Geldiniz üniversiteyi bir birine düşürdünüz hastalıklı ayağı çukurda rektörü elinize aldınız oynuyorsunuz. Cemaatçi bir rektör yardımcısı gelsin döner sermaye paraları. Osman sen otur makamında daire başkanların müdürlerin bir birini yiyor. Selçuk ünv. Ne kadar cahil lüzumsuz varsa kakaladılar. Ali mafyalık yapar müdür tehdit eder veli sesiz sedasız pusar. Hakketti odanda uyurken sen nasıl rektör oldun
Böyle saçma sapan haber mi olur?’
Ne demek, “Bir üniversite” yok efendim, “Bir rektör”
Elinizde bir kanıt varsa, ortaya koyarsınız! Filanca üniversitenin rektörü; şu kişiyi şu bölüme, şunu da falan birime; usulsüz bir şekilde yerleştirmiştir diye yazarsınız…!!!
Ziya Paşayı anıyorum buraya yazılacak çok şey var ama Ziya Paşa yeter