Cemal Kaşıkçı davasında tanık: Bir röportajından dolayı tehdit edildi

Aralarında Suudi Arabistanlı firari 2 başkonsolosluk çalışanının da bulunduğu 6 sanık hakkında hazırlanan ikinci iddianamenin, ana dava dosyasıyla birleştirilmesiyle sanık sayısı 26'ya yükseldi. Kaşıkçı'nın arkadaşı Dr. Eymen Nur, duruşmada tanık sıfatıyla ifade verdi. Cemal Kaşıkçı'nın bir röportajından dolayı Kahtani ailesi tarafından tehdit edildiğini söyleyen Nur, “Kahtani ailesi Suudi Kraliyet ailesine yakındır. Kahtani kendisini aramış çok sert bir şekilde tehdit etmiş. Onun çocukları olduğunu ve tanıdığını söylemiş. Cemal o esnada hıçkırıklarla ağlamaya başladı” dedi.

Cemal Kaşıkçı davasında tanık: Bir röportajından dolayı tehdit edildi

Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın, 2018'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilmesine ilişkin, haklarında "tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmeye azmettirme" ve "tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme" suçlarından yargılanan 26 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı müşteki Hatice Cengiz ile avukatları katıldı. Sanıklara İstanbul Barosundan atanan avukatlar da duruşma salonunda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Hakan Akdeniz, Kaşıkçı cinayetine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 6 şüpheli hakkında açılan ikinci dava dosyasının, görülmekte olan bu davayla dosyasıyla birleştirildiğini belirtti.

İkinci iddianamenin okunmasının ardından duruşmada söz alan müşteki avukatı, şikayetlerinin devam ettiğini söyledi.

Duruşmada, Kaşıkçı'nın arkadaşı, Mısır'daki Devrimin Yarını Partisi Lideri Dr. Eymen Nur da tanık sıfatıyla ifade verdi. Eymen Nur, 30 yıldır tanıdığı Kaşıkçı ile ölümünden kısa süre öncesine kadar görüşmeye devam ettiklerini söyledi.

'KAHTANİ AİLESİNDEN TEHDİT ALIYORDU'

Kaşıkçı ile Suudi Arabistan'dan çıktıktan sonra sürekli telefonda konuştuklarını anlatan Nur, 2016 sonrası Kaşıkçı ile görüştüklerinde, Al Kahtani ailesi tarafından kendisine tehdit içerikli mesajlar atıldığını söylediğini belirtti.

Nur, Kahtani ailesinin kraliyet ailesine yakın olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"2011'de Cemal bana çok garip bir şey söylemişti. İstanbul'a ziyareti olacağını, Selman ile konuşacağını belirtti. Türkiye'ye gelmeden önce Kralın oğlu Muhammed bin Selman ile görüşüp gelmişti. Suudi Arabistan'da yeni gelecek yılın bütçesi ile ilgili onlarla münakaşası oldu. Bu bütçeyle alakalı çok garip şeyler oldu. En son Selman ile görüştüğü esnada Cemal dışarı çıkacakken Muhammed bin Selman onu geri çağırmış. 'Sen niye sürekli Türkiye'ye gidiyorsun, Eymen Nur ile görüşüyorsun?' demiş. Cemal bu soruyu duyunca çok şaşırmış. Sonraki aşamada Türkiye'ye gelince biz Cemal ile bir fotoğraf çektirdik. Selman'ın sorusuna yanıt olarak Cemal bu fotoğrafı, Twitter'da 'Biz Dr. Ayman Nur ile 500 yıldır arkadaşız' yazarak paylaştı."

'RÖPORTAJ VERMEK İSTİYORDU'

Selman'ın 'Arap Baharı'na zıt görüşlü bir insan olduğunu aktaran Nur, şöyle devam etti:

"Selman, kim Arap Baharı'na karşıysa onu sevmediğimi bilir. Cemal ile aramızda bunları konuştuğumuzu biliyordur. Bir gün Cemal Amerika'daydı. Washington'dan beni aradığında saat çok geçti. 'Skype  üzerinden bir konuşma yapmak istiyorum.' dedi. Daha önce defalarca röportaj talebinde bulunmuştuk ama Suudi Arabistan hükümetiyle arası kötü olduğu için kabul etmezdi. Geç bir saatte arayınca da çok şaşırdım. Ne konuşacağını söylemedi, sır gibi sakladı, 'Vakti gelince söyleyeceğim.' dedi. İlk kez şiddetli ve sert bir şekilde açıklama yaptığını gördüm. Cemal'in bundan bir hafta 10 gün sonra Türkiye'ye gelişi beni şaşırttı. Çünkü normalde gelmeden önce beni arardı. Havalimanından beni aradı, şehirde bir otelde buluştuk. 'Mutlaka televizyona çıkıp röportaj vereceğim.' dedi."

'HIÇKIRIKLARLA AĞLAMAYA BAŞLADI'

Nur, Kaşıkçı'nın kanalda kendisinden garip bir talepte bulunduğunu anlatarak, "Skype üzerinden yapmış olduğu röportajın tamamının silinmesini, sosyal medyadan da yayınlanmamasını istedi. Suudi Arabistan'dan Suud Al Kahtani kendisini aramış. Çok sert bir dille tehdit etmiş, çocuklarını da tanıdığını onlara yakın olduğunu söylemiş. Cemal görevlileri çağırdı, videoyu sildirmek istedi. O esnada da hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Kendisini teselli ettim, neden ağladığını sordum. Cemal sakin bir insandır. Bu tehdide çok alınmış. Sonraki televizyon konuşmasını ise çok sakin bir dille yaptı. Önceki konuşmasına göre oldukça sakin. Konuşmasına baktığımda Suud hükümetiyle alakalı kesinlikle kötü bir söz yoktu." ifadelerini kullandı.

Mahkeme başkanı, Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'a davet edilmesiyle ilgili bir kişiden mesaj geldiğini belirterek, tanığa bu konuya dair bildiklerini anlatmasını istedi.

Tanık Eymen Nur da "Cemal benim evimdeydi. İkinci röportajının sonrasında ona bir mesaj geldi. 'Suudi Arabistan'a geri dönebilirsin, bu konuda rahat olabilirsin, sana güvence veriyorum.' şeklindeydi. Mesajı atan kişi tehdit altında mıydı? Bu mesajı tutuklanmadan önce mi attı? Baskı altında mı bu mesajı attı? Bundan emin olamadı." diye konuştu.

Kaşıkçı ile kendisinin aleni bir şekilde ölümle tehdit edildiğini aktaran Nur, "Mısır ile Arabistan arasında aleni bir dostluk başlamıştı. Sunucuları Mısırlı olan Suud kanalında Cemal'i ve beni gördükleri zaman öldüreceklerini söylüyorlardı. Ben bu yayının CD'sini alıp savcılığa suç duyurusunda bulundum." dedi.

'ORADAN ÇIKINCA ÇOK MUTLUYDU'

Eymen Nur, Kaşıkçı'nın konsolosluğa ilk gidişinden sonra çıkışta kendisini arayıp "Sen buradaki konsolosluğu ziyaret ettin mi?' diye sorduğunu aktardı.

Kendisinin de konsoloslukta nasıl muamele edildiğini sorduğunu belirten Nur, "Muamelede kusur etmediler ama taleplerim vardı onları da yapmadılar.' dedi. Cemal'in oraya gitme sebebi Hatice hanım ile evlenmek amacıyla bir belge almaktı. Oradan çıkınca çok mutluydu, 'Acaba biz bu adamlara haksızlık mı ettik?' dedi. İlk görüşmede her türlü saygıyı göstermişler. 'Sana istediğin evrakı verdiler mi?' diye sordum. Vermemişler, 1 hafta sonraya gün vermişler. Cemal 3 gün sonra Londra'ya gitti, döndükten sonra da konsolosluktaki ikinci randevusuna gitti. Sonrasını biliyorsunuz zaten." diye konuştu.

Mahkeme heyeti, tanık ifadesinin ardından ara kararını açıkladı.

Sanıkların iadesi hususunda yazılan yazılarla yakalama kararlarının infazının beklenilmesine hükmeden mahkeme, çeşitli kuruluşlara yazılan yazıların cevaplarının da beklenmesini kararlaştırdı.

Mahkeme, çağrı talebine rağmen duruşmaya katılmayan tanıklar hakkında zorla getirme kararı çıkarılmasına karar vererek duruşmayı 4 Mart 2021'e erteledi.

DURUŞMA SONRASI BASIN AÇIKLAMASI

Duruşmanın ardından basın açıklaması yapan tanık Eymen Nur, Suudi Arabistan’ın yasama sisteminde şeffaf davranmadığını belirterek, yargılamanın Türkiye’de yapılmasından memnun olduğunu söyledi. Nur, "Bağımsız yargıdan bahsedilecekse bunun Türkiye'de varlığını görüyoruz ve dolayısıyla bu mahkemenin adil bir şekilde yargılanması isteniyorsa mutlaka Türk topraklarında yapılması gerekiyor. Siyasal yapı ile yasal yapı arasında anayasal ve yargılama yasama sistemi arasında bu dava noktasında herhangi bir bağlantı yoktur. Özellikle onu belirtmek isterim. Ayrıca mahkemede bulunmaktan sonra derece mutlu olduğumu belirtmek isterim. Burada gözlemlediğimiz kadarıyla son derece dakik bir şekilde bütün detaylarıyla dava yürütülmektedir ve gördüğüm kadarıyla olumlu sonuçlar olacak" dedi.

'SUUDİ ARABİSTAN ŞEFFAF DAVRANMIYOR'

Mahkemede bulunmaktan son derece mutlu olduğunu da dile getiren Nur, "Maalesef Suudi Arabistan siyasetinde ve yasama sisteminde şeffaf bir şekilde davranmıyor. Suudi Arabistan'ın yaptığı yargılamada olumlu elle tutulur bir şey görmedik. Orada adaletten ziyade zulmün daha çok ağır bastığını gördük. Dünya değişiyor bence gördüğüm bu değişkenlik içerisinde Kaşıkçı davası ön plana çıkacak. Bütün dünya Türkiye'nin bu haklı davasında Türkiye'yi yalnız bıraktıklarına üzülecek. Dünya ve insanların bu davaya sahip çıkmadığı bir ortamda Türkiye’nin bunu göğüslediğini ve Türkiye’nin bu davayı adil bir şekilde yürüttüğünü görülecek" şeklinde konuştu.

Nur, davaya katılmaması için tehdit edildiğini de öne sürdü. Nur, "Muhammed Bin Selman’a ait bir şirket aracılığıyla benim sahip olduğum televizyon kanalının adını, logosunu çalarak 6 yıldır Türkiye de faaliyet gösteren bir kanalımın aynısı çalarak Türkiye’de bir şirket vasıtasıyla yayın yapmaya başladılar.  Bu açık bir şekilde Suudi Arabistan’ın yaptığı kötü davranışı uygulamayı bizzat şahit olarak ben gördüm." ifadelerini kullandı. 

AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay da basın açıklamasında "Türkiye’de bu mahkeme hiç kimsenin peşin peşin aleyhine olmak üzere kurgulanmış bir mahkeme yoktur. Sanıklar tarafından kendilerine avukat tutulmadığı halde Türkiye’de yasaları gereği kendilerine avukat tayin edilmiştir. Bu avukatlar onların hukukunu da savunmaktadır. Kendileri kendi haklarını savunma ihtiyacı hissetmeseler de yasalar gereği Türkiye mahkemeleri kendilerine bir avukat tayin etmiştir" diye konuştu. 

DAVANIN GEÇMİŞİ

Orta Doğu'nun etkin gazetecilerinden, Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmüştü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 117 sayfalık iddianamede, Kaşıkçı'nın öldürülmesi eylemini gerçekleştirmek üzere görevlendirme yapıp diğer sanıklara gerekli talimatları veren sanıklardan Ahmet bin Muhammed el-Asiri ve Suud el- Kahtani'nin "tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürmeye azmettirme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

İddianamede, en başından itibaren maktulü Suudi Arabistan'a götürmek, kabul etmediği takdirde öldürmek üzere fikir birliği ve ortak suç işleme kararı ile hareket eden, eylemin tüm ayrıntıları ile ilgili planlama ve iş bölümü yapan, bu planı gerçekleştirmek için eylemin icrası esnasında birbirlerini takviye edip tamamlayan, suçun işlenmesine yönelik etkin ve işlevsel bir şekilde katkıda bulunmak suretiyle suça doğrudan katılan, sonuç olarak ortak hakimiyet alanına aldıkları maktul Cemal Kaşıkçı'yı boğarak öldüren sanıklardan Mansur Osman Abu Hüseyin, Maher Abdulaziz M. Mutreb, Salah Muhammed A. Tubaigy, Mustafa Muhammed M. Al-Madani, Saif Saad Q. el-Kahtani, Thaar Ghaleb T. Alharbi, Badr Lafi M. Alotaibi, Turki Musharraf M. Alshehri, Fahad Shabib A. Albalawi, Waleed Abdullah M. Alshehri, Muhammed Saad H. Alzahrani, Naif Hasan S. Alarifi, Abdulaziz Muhammed M. Alhawsawi, Halid Aedh G. Alotaibi, Meshal Saad M. Albostani, Muflih Shaya M. Almuslih, Ahmed Abdullah A. Almuzaini ve Saad Muid Alqarni hakkında "tasarlayarak ve canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Başsavcılık, 28 Eylül tarihinde Cemal Kaşıkçı'nın katledilmesiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında ikinci iddianameyi tanzim etmişti. İkisi başkonsolosluk çalışanı toplam 6 firari şüpheli hakkında hazırlanan 41 sayfalık iddianame, başsavcılıkça onaylanarak 20 sanıklı ana davanın görüldüğü İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine birleştirilmesi talebiyle gönderilmişti.

İddianamede, konsolosluk çalışanı şüpheliler muavin konsolos Sultan Yahya A. ve ateşe Yasir Halit M. hakkında "tasarlayarak canavarca hisle eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet, diğer Suudi Arabistan vatandaşı olan şüpheliler Ahmet Abdulaziz M., Khalid Yahya M., Mohammed İbrahim A. ve Obaid Ghazi A. hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan ayrı ayrı 6 aydan beşer yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları istenmişti.