Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a 'damat' çağrısı

CHP Parti Meclisi Toplantısı açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Hâlâ bu milleti seviyorsan, bu milletin perişan olmasını istemiyorsan ilk yapacağın iş o sosyete damadın görevine son vermek olacak" diye seslendi.

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a 'damat' çağrısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 37'nci Olağan Kurultay'da seçilen Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri ile birlikte Anıtkabir'i ziyaret etti.

CHP'nin 37'nci Olağan Kurultay'da yeniden genel başkanlığa seçilen Kılıçdaroğlu, beraberinde PM ve YDK üyeleri ile birlikte Aslanlı Yol'dan yürüyerek Anıtkabir'e girdi. Basına kapalı gerçekleşen programda, Kılıçdaoğlu, Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktı.

Kılıçdaroğlu ardından Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:

"Aziz Atatürk, Sayın Genel Başkanım… 25-26 Temmuz tarihlerinde 37. Kurultayımızı gerçekleştirdik. Bu Kurultayda, kamuoyuna açıkladığımız ‘2.Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’ oy birliği ile kabul edilmiştir. Kabul edilen bu beyanname ile halkımıza söz verdik. Kurduğun Cumhuriyet’i, Cumhuriyet’in 100. yılında demokrasi ile taçlandıracağız.

Egemenlik, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılmayacak egemenlik gerçekten de kayıtsız, şartsız milletin olacaktır. Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştırmak bizim en temel görevimizdir.

Bu azim ve kararlılıkla huzurundayız. Aynı kararlılıkla, size ve silah arkadaşlarınıza, hayatını kaybetmiş tüm Cumhuriyet Halk Partililere, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirmiş yurttaşlarımıza şükranlarımızı sunuyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Ruhun şad olsun.”

CHP'li heyet Anıtkabir önünde fotoğraf çektirdikten sonra ayrıldı.

Kılıçdaroğlu, ziyaretin ardından Parti Meclisi Toplantısı açılışında konuştu. 

37. Olağan Kurultay'da "2. Yüzyıla Çağrı Beyannamesi"nin oy birliğiyle kabul edildiğini belirten Kılıçdaroğlu, yüzde 41,6'sı yenilenen Parti Meclisinin, 39'u erkek 21'i kadın 60 kişiden oluştuğunu, yaş ortalamasının ise 48 olduğunu bildirdi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

'SİYASETİ TEMİZ, AHLAKLI ZEMİNDE YÜRÜTMEK ZORUNDAYIZ'

"Biz siyaseti halka hizmet aracı olarak görüyoruz. Bu nedenle biz siyaset yaparken zenginleşmiyoruz aslında mal varlığımızı açıklıyoruz ama onlar korkularından mal varlıklarını bile açıklayamıyorlar. Hatta yeri, zamanı gelince herhangi bir ülkenin devlet başkanı çıkıp 'Mal varlığını açıklarım ha' diye tehdit edince sesleri dahi çıkmıyor. O nedenle siyaseti temiz zeminde, ahlaklı zeminde yürütmek zorundayız." 

"Aslında bugün Türkiye'deki bütün sorunları 83 milyonumuz yaşıyoruz, hep beraber yaşıyoruz. Bu sorunlar nasıl çözülecek, kiminle çözülecek, kimlerle çözülecek? Hükümet dediğiniz organ kimlerden oluşuyor? Bir kişiden mi, bakanlardan mı? Yoksa bir kişi her şeye kadir mi, her şeye muktedir mi? O bir kişi bütün bu yetkileri toplamasına karşın neden sorunları çözemiyor? Özellikle iktidar partisine oy veren ve iktidar partisini destekleyen partilere ya da partilere oy veren vatandaşlarıma seslenmek isterim. 18 yıldır yönetiyorlar, Türkiye'nin hangi sorununu çözdüler? Bana bir Allah'ın kulu çıkıp desin ki 'Ben Türkiye'nin şu sorunu vardı ve ben bu sorunu çözdüm.' Hangi sorunu? Yok böyle bir şey.

Ayrıca siyaset geleceği öngörme sanatıdır. Geleceği öngörürsünüz. Dünya nereye gidiyor? Türkiye nereye gidiyor? Biz çağdaş dünyadan kopuyor muyuz, yoksa orayı aşıp daha ileriye gitme gibi bir hedef mi ortaya koyduk? Eğer siyaset dar alana sıkışmış ve kendi fasit dairesi içinde politika üretmeye çalışıyorsa onun Türkiye'ye de dünyaya da hiçbir yararı olmaz. Yarar sağlamak istiyorsa o fasit dairenin dışına çıkıp, her düşünceyi rahatlıkta oturup, dinlemesi gerekiyor."

'YERİ GELDİĞİNDE EVİMİZİ OTEL GİBİ KULLANIRIZ' 

"Siyaset kolay bir şey değildir. Siyaset yapan arkadaşlarımın doğru dürüst aile hayatları bile yoktur. Yeri geldiğinde evimizi otel gibi kullanırız. Sabah, öğle, akşam bazen dışarıda, bazen başka ülkede, bazen falan ilde, köyde, kırsalda çalışırız, 24 saat. Sorun varsa, soruna kilitleniyorsan, sorunun kaynağına gidiyorsan, sorunu yaşayanları dinliyorsan, onlar hangi sorunlarla karşılaştılar ve o sorun onlar için ne tür maliyetler ortaya çıkardı, bunu görüyorsan o zaman sen gerçekten temiz bir siyasetçisin, düzgün bir siyasetçisin, özveride bulunan bir siyasetçisin. Ayak ayak üstüne atıp 'Efendim işte ben gideceğim, 6 ay tatil yapacağım' demeyeceksiniz, diyemezsiniz. Siyasete giriyorsanız 24 saat telefonunuz açık olacak."

"İçinde yaşadığınız toplumun daha görkemli bir yaşam sürmesini sağlarsınız, onu amaçlarsınız, hedefiniz o olması lazım. Herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye'yi düşünün. Bizim idealimiz herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye, herkesin mutlu olduğu bir Türkiye, kavgalarını olmadığı bir Türkiye. Böyle bakmak gerekiyor. O nedenle siyaset bir çatışma alanı değildir, bir uzlaşma alanıdır. Siyaseti çatışma alanından, kavga alanından çekip sorunları çözmek için bir uzlaşma alanına dönüştürürseniz bundan karlı çıkan sadece ülke olur. Hepimiz karlı çıkarız, bu işin zararlısı olmaz. Kavga alanı yaratıp, 'Kendi tabanımı bloke edeceğim, başka bir yere gitmesin' diye özel bir çaba içine girerseniz, ülkeyi ayrıştırırsınız ve bölersiniz ve insanların sağlıklı düşünmesini engellersiniz." 

'YETKİN KADROLARLA ÇALIŞMAK ZORUNDASINIZ'

"İster iktidar ister muhalefet siyasete giriyorsanız yetkin kadrolarla çalışmak zorundasınız. İşini bilen kadrolarla çalışmak zorundasınız. 21'inci yüzyılda hiç kimse 'Ben her şeyi biliyorum' diyemez. Hiç kimse her şeyi biliyor olamaz. 21'inci yüzyılda gelişmişliğin tanımı nedir? Gelişmişliğin tanımı şudur; küçük ayrıntılarda iş bölümüne giden ülke gelişmiş ülkedir. Yetkin insanlarla çalışmak siyasetçinin topluma güven vermesi açısından da son derece değerlidir." 

"Dünya nereye, biz nereye gidiyoruz? Orta Doğu, Akdeniz, Amerika, Japonya'da, Çin, Kuzey ve Güney Kore'de ne oluyor? AB ile ilişkilerimiz nedir? Bütün bunları siyaset dünyasının iyi okuması lazım." 

'VEBALİ DE GÜNAHI DA ONLARA OY VERENLERDEDİR' 

"Bugün geldiğimiz noktaya bakın. Bir kişi 18 yıldır Türkiye'nin hemen hemen her noktasına egemen. Bürokrasiden toprağına kadar. Valisi, kaymakamı her şeyi kendi emrinde. Eğer 18 yıldır siz ülkeyi yönetiyor ve 18 yıldır hala on binlerce çocuk yatağa aç giriyorsa bir derdimiz var demektir. AK Parti ve MHP'ye oy veren kardeşlerime seslenmek istiyorum, bu ülkede 18 yıldır yönetiyor ve bir çocuk yatağa aç giriyorsa ve çocuk açlıktan ölüyorsa bunun vebali de günahı da onlara oy verenlerdedir. Bu kadar açık, net söylüyorum. Devleti, ülkeyi yönetenler bir çocuk yatağa aç gidiyorsa uyumazlar. Hemen ulaşırlar, her türlü ihtiyacını karşılarlar, geleceğini güvence altına alırlar. Bunu yapmamız gerekiyor."

'SOSYETE DAMAT EKONOMİDEN ANLAMIYOR'

"Sayın Erdoğan hâlâ bu milleti seviyorsan, bu milletin perişan olmasını istemiyorsan ilk yapacağın iş o sosyete damadın görevine son vermek olacak. Onu savunmaya kalkma. Zaten berabersiniz ben onu çok iyi biliyorum. Bazen suçu onun üstüne yıkıyorsun bazen koruyorsun. Bu sosyete damat ekonomiden anlamıyor. Bunun görevden alınması toplumu rahatlatacak, senin parti tabanını da rahatlatacak. Al kardeşim görevden. Bu işi bilen dünya kadar kişi var. Bu kadar beceriksiz bir yönetim TC tarihinde hiç gelmemiştir. Bu sömürü düzeninin kuran damattan kurtulabilirse. Ama görevden alınamaz çünkü TC devletinde güveneceği adam yok."