1. Haberler
  2. Siyaset
  3. CHP’li Günaydın: CHP Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’ndan ibaret değil

CHP’li Günaydın: CHP Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’ndan ibaret değil

CHP Grup Başkanvekili Günaydın, CHP'deki liderlik tartışmalarını değerlendirdi. İmamoğlu'nun adaylığına “Hakkında dava varsa aday olamaz” gerekçesiyle karşı çıkılamayacağını söyleyen Günaydın “Kılıçdaroğlu artık milletvekili değil, hakkında dünya kadar fezleke var” ifadesini kullandı. Günaydın, “Bu parti Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ibaret değilse o halde genel başkanlık tartışmasını isimler üzerine daraltmaktan vazgeçmeli, bunu bir ideoloji, partinin demokratikleşmesi, bir kadro yenilenmesi esası üzerinden konuşmaya başlamalıyız” dedi.

featured

CHP Grup Başkanvekili ve Parti Meclisi Üyesi Gökhan Günaydın, Sözcü’den Ruhat Mengi’ye açıklamalarda bulundu.

CHP’nin Deva, Gelecek, Saadet ve Demokrat Parti’ye toplamda 38 vekillik vermesini eleştiren Günaydın, hata yaptıklarını söyledi.

CHP’nin bu partilere vekillik vermesine ilişkin “Şüphesiz hata yaptı, ben yalnızca o partileri demiyorum, oluşturulan mimariye yönelik eleştirimi ortaya koyuyorum ama şunu kabul etmeliyiz; Cumhuriyet Halk Partisi bu partilere ‘Siz kendi ittifakınızı kurun’ dedi ve bunda ısrar etti. Onların bunu kabul etmemesi durumunda dönüp onlarla birlikte ittifak yaptı” dedi.

Günaydın, “Cumhuriyet Halk Partisi bu ittifakı yaptığı zaman o partilerin gerçek oylarını siyaset biliminin verdiği olanaklarla ölçmek ve katkıları oranında onlara milletvekili sayısı vermek doğru idi, bunun çok ötesinde milletvekili sayısı verilmişken şimdi vefa duygusundan çok uzak olan bu açıklamaları bütün Cumhuriyet Halk Partililer gibi ben de çok üzülerek izliyorum. Burada o 39 milletvekili yerine hayatı boyunca bu memleketin taşına toprağına alın terini dökmüş ama sıralamaya girememiş arkadaşlarımızın hakları var. Dolayısıyla, birinci olarak bunu saptayalım” ifadesini kullandı.

AÇIK OYLAMADA ‘EVET’, KAPALI OYLAMADA ‘HAYIR’ DİYORLAR

Günaydın, partisinin işleyişine ilişkin de sert eleştirilerde bulunarak şunları dile getirdi:

Bu kararlar Parti Meclisi ve MYK’da veriliyor, o halde dönüp MYK’nın ve Parti Meclisi’nin nasıl oluşturulduğuna yeniden dikkat çekmek lazım, bu da CHP’de yaşanan demokrasi açığına işaret eder.

Parti Meclisi’ne girmek ve orada uyumlu olmak milletvekili olmanın bir yolu olarak gösteriliyor. Böyle olduğu zaman da bu kararlara itiraz edebilen, çıkıp orada konuşma yapabilen, açık oylamayı gizli oylamaya çekebilen hiç kimse olmuyor.

Çok önemli bir şey söyleyeceğim; geçen dönemde CHP tüzüğüne göre eğer 13 kişi yapılacak oylamanın kapalı oylamaya çevrilmesi için elini kaldırabilirse, o oylama açık oylamadan gizli oylamaya çevriliyordu. Biz 2018-2020 döneminde 13 arkadaş çok sayıda oylamayı gizli oylamaya çevirebildik.  Gizli oylamalarda, Genel Merkez tarafından getirilen teklifler 40-45 kişinin oyuyla reddedildi. Bu neyi gösteriyordu; demek ki açık oylamada el kaldıran 13 kişi var ama gizli oylamaya çevrildiğinde 40 küsur kişi var, bu Parti Meclisi’nin çalışma biçimi hakkında bize yeterince işaret veriyor.

İkincisi; MYK’nın seçilmesi. Genel Başkan, kurultayda anahtar listeyle seçtirdiği PM üyeleri içinden dilediklerini MYK üyesi yapıyor. Onları da arzu ederse kendisi geri gönderiyor. Trafik bu iken, ideal olan ne olmalı; kurultayda anahtar liste olmamalı, genel başkanın beraber çalışmayı arzu ettiği ihtisas sahibi kişiler arasından belki bir 10 kişilik kontenjan olmalı, geriye kalan tüm PM üyeleri kurultayın açık iradesiyle seçilmeli ve onların içinden de MYK’da yine genel başkanın bu kez daha da daraltılmış, 3-4 kişilik kontenjanı dışındakileri kendisi oylayarak seçmeli. Bunlar yapılırsa parti demokratik bir işleyişe kavuşur, siyasetçiler kendi ayaklarının üzerine basarak siyaset yaparlar.

‘MIŞ’ GİBİ DEĞİŞİM YAPARSAK…

Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un Kurtuluş Günü’nde yaptığı konuşmada kendisine ceket aramadığını açıkça ifade etti, defalarca da söylüyor; “Ben dünyanın en önemli metropollerinden birinin belediye başkanıyım, en demokrat ve en başarılı olmak için de gayret ediyorum”. Peki, bunu söylemesi “CHP’de bir değişim olmak zorundadır” lafına engel midir? Kesinlikle engel değildir, çünkü şunu ifade ediyor; CHP’de bir değişim olmazsa, bu seçim yenilgisinin toplu muhasebesini yapmaz isek bu önümüzde bir seçim yenilgisini bize getirir. Dolayısıyla bunu “mış gibi” yaparak değil, MYK üyelerini değiştirerek değil, toplumun önünde bir özeleştiri sürecini samimi, şeffaf bir şekilde yürütmeliyiz ve olağan kurultay süreçlerine bu işi terk etmeliyiz.

Olağan kurultay sürecinde elbette delegeler aday gösterirse, kendisi de arzu ederse genel başkan adayı olabilir. Bu başka bir arkadaşımızın genel başkan adayı olamayacağını mı gösterir? Yani bu parti Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ibaret değilse o halde genel başkanlık tartışmasını isimler üzerine daraltmaktan vazgeçmeli, bunu bir ideoloji, partinin demokratikleşmesi, bir kadro yenilenmesi esası üzerinden konuşmaya başlamalıyız. Ekrem İmamoğlu Kasım ayında yapılacak CHP Olağan Kurultayı’nda genel başkanlığa aday olabilir, her CHP’li gibi onun da buna hakkı var ama kuşkusuz, buraya aday olduğunda İstanbul ne olacak sorusu ortadadır ve buna ilişkin bir yanıt verilecektir.

İMAMOĞLU’NA BEL ALTI VURUŞLAR…

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için “CHP genel başkan olmak istiyor, belediye başkan adayı olmayabilir” diyenler var, Kasım’da duruşması yapılacak davaları var, (bu arada konuştuğum bazı kişiler “genel başkan adaylığı için sizin de adınızın geçtiğini” söylediler), acaba Ekrem İmamoğlu nasıl bir karar verecek, hukukçu gözüyle ne yapması gerekir? Kişilere ilişkin sözleri kişilere yöneltmek daha doğru olur anacak ben yıllar boyunca nasıl Sayın Genel Başkanımızı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu tanıyor isem Ekrem İmamoğlu’nu da tanıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nde seçimle Beylikdüzü ilçe başkanı oldu, ön seçimle Beylikdüzü’nde belediye başkan adayı oldu, sonra orada AKP’li bir belediyeden ilçe belediyesini kazandı, sonra Büyükşehir Belediyesi’ne CHP üzerinden aday gösterildi ve bu seçimi de kazanarak Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Ekrem İmamoğlu’nun belirli görüşlerine katılmayabilirsiniz ama siyaseti bel altı vuruşlarla yapmaya çalışmak bir Cumhuriyet Halk Partiliye yakışmaz, kimseye yakışmaz. Ekrem İmamoğlu CHP’nin öz evladıdır, mücadelesini çabasını CHP içerisinde yapmaya devam edecektir. Ben onun adına konuşmaya yetkili değilim ama onu uzun yıllardır tanıyorum, Sayın Kılıçdaroğlunu’da uzun yıllardır tanıyorum, ne yapacaklarını, ne yapmayacaklarını bilirim, yanlış bir şey yaptıklarında ya da benim doğrularıma uygun bir şey yapmadıkları zaman fikrimi kendilerine açıkça söylerim ama birbirimize haksızlık yaparak, bel altı vuruşlarla siyaset yapmanın kimseye yakışmadığını ifade etmek isterim.

‘DAVASI VAR’ GEREKÇE Mİ?

Aralık 2022’de Ekrem İmamoğlu ilk derece mahkemesinde siyasi yasak aldı, bu hiç şüphesiz bir kumpas davasıydı. Şu anda istinaf aşamasında, adli tatile girmek üzereyiz, adli tatil 1 Eylül’de sona erecek, o tarihten sonra da istinaf ve temyiz aşamasına bakacağız. İstinaf aşamasında bozulabilir ve ilk derece mahkemesine geri dönebilir, ya da bu istinaf aşamasında onanır ve temyize gidebilir. Şimdi ne yapacağız; Ekrem İmamoğlu hakkında bir dava var, bu dava adalete ve hukuka sığmaz ama böyle bir dava varsa bir yere aday olamaz deyip bunun arkasına mı sığınacağız? Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu 14 Mayıs 2023’ten bu yana milletvekili değil ve dokunulmazlığı yok, hakkında dünya kadar fezleke var. CHP Genel Başkanı’na bu adamlar fezleke düzenleyip, soruşturma açıp, bunu davaya dönüştürüp siyasi yasaklılık getirirlerse ne diyeceğiz? “Kemal Kılıçdaroğlu’na siyasi yasak getirdiler, o halde sıkıntı var, aday olmasın” mı diyeceğiz? Bu tür kumpas davalarına dayanışma içerisinde karşı çıkmak, siyasetle karşı çıkmak, hukuki mücadeleyi yapmak ve bu arkadaşlarımızı yalnız bırakmamak zorundayız, bu bize yakışan tavırdır. Dolayısıyla “Ekrem İmamoğlu’nun davaları var” lafı, davaları olan başka arkadaşlarımızın olduğunu, başka arkadaşlarımıza da davalar açılabileceğini hatırlatmakla karşılanmış olsun izin verirseniz. Sayın İmamoğlu, genel başkan olamazsa partiden mi ayrılır, yoksa tekrar İBB Başkan adayı olur mu? Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un Kurtuluş Günü’nde yaptığı konuşmada kendisine ceket aramadığını açıkça ifade etti, defalarca da söylüyor; “Ben dünyanın en önemli metropollerinden birinin belediye başkanıyım, en demokrat ve en başarılı olmak için de gayret ediyorum”. Peki, bunu söylemesi “CHP’de bir değişim olmak zorundadır” lafına engel midir? Kesinlikle engel değildir, çünkü şunu ifade ediyor; CHP’de bir değişim olmazsa, bu seçim yenilgisinin toplu muhasebesini yapmaz isek bu önümüzde bir seçim yenilgisini bize getirir. Dolayısıyla bunu “mış gibi” yaparak değil, MYK üyelerini değiştirerek değil, toplumun önünde bir özeleştiri sürecini samimi, şeffaf bir şekilde yürütmeliyiz ve olağan kurultay süreçlerine bu işi terk etmeliyiz. Olağan kurultay sürecinde elbette delegeler aday gösterirse, kendisi de arzu ederse genel başkan adayı olabilir. Bu başka bir arkadaşımızın genel başkan adayı olamayacağını mı gösterir? Yani bu parti Ekrem İmamoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ibaret değilse o halde genel başkanlık tartışmasını isimler üzerine daraltmaktan vazgeçmeli, bunu bir ideoloji, partinin demokratikleşmesi, bir kadro yenilenmesi esası üzerinden konuşmaya başlamalıyız. Ekrem İmamoğlu Kasım ayında yapılacak CHP Olağan Kurultayı’nda genel başkanlığa aday olabilir, her CHP’li gibi onun da buna hakkı var ama kuşkusuz, buraya aday olduğunda İstanbul ne olacak sorusu ortadadır ve buna ilişkin bir yanıt verilecektir.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. şu değişim dedığınız. şeyi. parti olarak ve değişim dıye tutturanlar önce bir açıklasa.solcu mu olcaksınız. merkez sağcı mı olacaksınız. chp nin ilkelerini çöpe mi atacaksınız. kemalıst olmaktan (zaten sızler degılsınız) mı cıkaracaksınız chp yi. ne yapacaksınız?. bir anlatsanız.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!