Con Sınov: İktidarı eleştirirsen risk altındasın, muhalefeti eleştirirsen ‘kripto’sun!

Sosyal medya fenomeni Con Sınov, Veryansın Tv'ye konuştu: Savaş kimler arasında geçiyor? FETÖ sosyal medyada nasıl örgütleniyor? Sosyal medyada kripto Atatürkçüler... İktidarı eleştirirsen risk altındasın, muhalefeti eleştirirsen ‘kripto’sun. Sedat Peker, günümüzün Topal Osman’ı mı? Babacan ve Davutoğlu’nun partisinin AKP’den farkı? Üç kişilik satranç başlayacak...

Con Sınov: İktidarı eleştirirsen risk altındasın, muhalefeti eleştirirsen ‘kripto’sun!

ERDEM ATAY / Veryansın Tv

Con Sınov… Türkiye’de sosyal medyada kendini göstermiş, kimliği bilinmeyen ama sadece twitter’da 370 bin takipçisi bulunan bir sosyal medya fenomeni.

Con Sınov kendisini “Kendi kendine öğrenmeyi öğrenen, parti-üstü ve tarafsız, yarının adamı, ortalama bir Türk..” olarak tanımlıyor ancak takipçileri Con Sınov’un bilgisellerini, paylaşımlarını ve söyleyeceklerini çok merak ediyor.

Milli hassasiyeti oldukça yüksek ve topluma bilgi veren değerli sosyal medya kullanıcısı Con Sınov, bundan sonra Veryansın Tv’den de sizlere seslenecek. Bazen 15 günde bir, bazen ayda bir.

Kendisinin gerçek kimliğini biz de bilmiyoruz, merak da etmiyoruz. Ancak söylediklerine önem veriyoruz.

Çok güzel geçen ilk söyleşimizi yayınlıyoruz.

KİMLER, KİMLERLE SAVAŞIYOR?

* Günümüzde dünyadaki savaş nedir, kimler kimlerle savaşıyor?

Dünyada siyasi/ekonomik bir düzen bulunuyor. Bu düzen 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kuruldu. Düzeni savaşın tartışmasız galibi ABD kurdu. Avrupa, yorgun düştüğü için bu düzene itiraz edemedi. İtiraz etmeyi deneyen Fransız lider De Gaulle vardı mesela… Sonunu hepimiz biliyoruz. Hezimete uğradı. Bu düzen Sovyetler birliğinin çöküşü ile tadilata uğradıysa da sürdü. Şimdilerde bu düzeni tehdit eden unsurlar ortaya çıkıyor. Pek çok unsur var ama bu unsurların temelinde Çin bulunuyor. Haliyle bir mücadele olacak. Ya tadilat olacak ve ABD’nin düzeni sürecek. Ya da düzen değişecek.

Nasıl değişebilir?

Bunun için belirli şeylerin olması gerek. Mesela Çin’in güçlü şekilde rakip olması gerekiyor ama henüz bunun için erken. Belirli teknolojilerin ABD tekelinden çıkması şart. Şuan Çin bunu zorluyor. Aynı zamanda güç dengesinin de değişmesi gerekiyor. Avrupa hala ABD’nin saflarında. Fakat askeri birliğini sağlamış bir AB, NATO’yu gereksiz hale getirerek ABD güdümünden kurtulabilir. Hindistan, Brezilya, Endonezya gibi gelişmekte olan ülkelerin atılımıyla dünya çok kutuplu bir hal alabilir. Bu gelişmeler düzeni ciddi şekilde sarsacaktır.

Türkiye, saydığınız bu gelişmekte olan ülkeler arasında değil mi?

Bana kalırsa değil. Türkiye öneme sahip. Konumu itibariyle ve kuruluş kodlarıyla birlikte önemli bir ülke. Enerji ve ticaret yollarının ortasında. Hangi tarafı seçerse o tarafa katkı yapar. Askeri gücü bu noktada en cezbedici olanı. Ve tabi Müslüman karakterli bir ülke olarak taşıdığı “modern-laik” yapısı, pek çok ülkeyi etkileyebilir. Ama ekonomik açıdan büyük bir güç değil. Teknoloji açısından bu gücü yok denilecek kadar az.

KİM KAZANACAK?

Peki, kim kazanır?

Bunu kestirmek güç. ABD eskisi kadar güçlü değil ama en güçlü hala o. ABD’nin kaybetmesi için belirli şeylerin gerçekleşmesi gerek. Öncelikle Çin’in çok fazla yumuşak karnı var. Tibet sorunu, Hint sınırı sorunu, Doğu Türkistan sorunu, Malacca Boğazı’na bağımlılık… Ve despot bir ülke. Yani demokrasi sihirli bir kavram. O olmayınca olmuyor. ABD görünürde de olsa bir demokrasi pazarlayabiliyor. Ama Çin böyle mi? Bunun yanında Almanya ve Japonya hala “2. Dünya Savaşı’ndan kalma” kayıtlarla bağlı. Bugün Almanya sanayi devi ama askeri gücü yok. Onların bağımsız olması ve Ruslarla ittifak kurması dengeleri alt üst eder ama ABD buna müsaade edebilir mi? İşin askeri-teknolojik kısmı ise bambaşka bir boyutta. O noktada ABD’yi tehdit edebilmek için Çin’in çok yol alması lazım. Görüyoruz, belirli nadir elementler var ve bunlar için adeta savaş veriyor ülkeler.

FETÖ SOSYAL MEDYADA NASIL ÖRGÜTLENİYOR?

Biraz da Türkiye’ye dönelim. FETÖ sosyal medyayı nasıl kullanıyor?

Çok fazla düşülen bir hatayı burada söylemek isterim. FETÖ, Amerikancı bir yapılanmadır. Sanıyorum bunu Gülenciler de yalanlamaz. Örgütün ABD ile bağları çok sıkı. Pek çok konuda aynı düşünüyorlar ve aynı şeyi hedefliyorlar. Destek de görüyorlar. Aynı zamanda ABD’nin ülkemizde inanılmaz bir hegemonyası var. Bazı iktidar yanlısı gazeteciler “bu hegemonyayı kırdık” diye seviniyor ama ben hiç öyle düşünmüyorum. İktidar bunu yapmış değil. İktidarın tüm parçaları bunu istiyor mu? Hiç sanmıyorum. İktidarın önceliği iktidarını sürdürmek. Ve sadece ABD hegemonyasının bir kolu olan FETÖ ile mücadele ediyor. Ve onu da kazanmış değil. Gerçek budur. Şimdi bunları soruyla bağlantılayalım: ABD’nin diğer kolları neyle meşgul? Acaba FETÖ’nün sosyal medya uzantıları dediğimiz gruplar gerçekten FETÖ’cü mü? Belki de ABD’nin Türkiye’deki diğer kolları olamaz mı?

ABD İÇİN FETÖ’YÜ KOLLAYANLAR

Bu grupların hareket tarzları nasıl oluyor?

Ben bunu derinlemesine bilemem. Önümüzde bir orman var. Bu ormanda “tehlikeler olduğunu söylemek” absürt olmaz. Hatta tahminen “içinde yırtıcılar olabilir” diyebiliriz. Bu mantığa uygun. Ama “bu ormanın içinde sırtında 22 tane desen olan leopar vardır ve o FETÖ’cüdür” dediğimizde bu artık kanıta ihtiyaç duyan bir beyandır. Bazı kimselere FETÖ’cü deniyor. Akla yatmıyor. Belki FETÖ’nün argümanlarını kullanıyor, belki FETÖ’nün düşündüğü gibi düşünüyor ama Gülen örgütünün talimatları doğrultusunda çalışıyor, diyebilir miyiz? Bana kalırsa bunun için somut delil lazım. O da mahkemelerin görevi. Sosyal medyada inanılmaz bir manipülasyon var. Doğru kavram bence bu. Yani toplulukları belirli şekilde düşündürmeye ve o toplumun kanaatlerini hileli şekilde değiştirmeye çabalayanlar var. Bunlar da sanırım dışarıda bir yerlere çalışıyor olsa gerek. Neresidir bilemem. Özetle bir insan FETÖ’yü FETÖ’cü olduğu için de koruyabilir, ABD’nin Türkiye’de mevcut başka kolu mensubu olarak, ABD’nin menfaatleri ve talimatları gereğince de FETÖ’yü koruyabilir. Ben diyorum ki, ikinci ihtimalin üzerinde durmak gerek.

İKTİDARI ELEŞTİRİRSEN RİSK ALTINDASIN, MUHALEFETİ ELEŞTİRİRSEN ‘KRİPTO’SUN’

Ne çeşit manipülasyonlara rastlıyorsunuz şahsen?

Ortada bir düzenek var. Mesela iktidarı eleştirirsen, hakkında soruşturma açılabilir. Riskli bir durum. Bu durumda iktidarı eleştirmeyip, sadece muhalefeti eleştirmeye başlarsan, senin için “kripto” denebilir. Yani senin bir defa iki tarafı da çatır çatır eleştirmen, objektif kimliğini kaybetmemen lazım. Ama bunu yapamıyorsun. İşte tam da bu noktada manipülasyon devreye giriyor. Birileri geliyor, muhaliflerin hoşuna gidecek pek çok şey söylüyor. Onların gönlünü kazanıyor. Sonra Atatürk fotoğrafı kullanmaya başlıyor. Güven tazeliyor. En sonunda da çıkıp “15 Temmuz aslında darbe değildi” deyiveriyor. Hatta ileri gidiyor “Ömer Halisdemir zavallının teki” diyor. 15 Temmuz darbe değilse nedir? İktidarın tiyatrosudur diyor. Bu durumda Ömer Halidemir de tiyatronun figüranı oluyor. Bu durumda aslında FETÖ darbe yapmamış oluyor. Ee, FETÖ darbeci değilse, bu durumda aslında o kadar kötü değil alt metni zihinlere işlemiş oluyor.

Sen çıkıp bu düzeneği eleştirirsen, hemen “Vaay muhalifleri eleştiriyor ama iktidara çıtı çıkmıyor” diyor birileri. Eee, diyenler haksız da sayılmaz. Manipülatör ama haklı. Çünkü iktidarı yeterince eleştirmek risk, soruşturma çekincesi nedeniyle. İktidara çatmayıp da sürekli muhalefete çatıyorsan bu da samimi bir duruş değil. Ya iktidara çatarak risk alacaksın ya da muhaliflere çekilen manipülatif operasyonlara susacaksın. Bu manipülatörleri tanımanın en kestirme yolu “bu kişi gizli gizli iktidara çalışıyor” deyip duran tiplere bakmaktır.

MUHALEFET TANIMI: KOMEDİ YAŞIYORUZ

Bir tane manipülatör var. Gülen’i övmek desen var. Atatürk’ün Dersim Operasyonu’na katliam da diyor. 2010 Referandumu’nda yetmez ama evetçi olmuş. Yani iktidarı da desteklemiş. Seyit Rıza ve Şeyh Said gibi devlete isyan eden tiplere de sempati besliyor. Ama sürekli iktidarı eleştirdiği için muhalifler nezdinde itibara sahip. Bu gibi tipler, muhalifleri şekillendirmek istiyor. Kendilerini açık edenlere de kripto iktidar yanlısı şeklinde iftiralar atıyorlar. En sonra Muharrem İnce’ye bile attılar. Düşünsene, 40 yıllık CHP’li İnce oldu gizli AKP’li. Ama kendileri Atatürk’e dil uzatmalarına rağmen İnce’den daha CHP’li… Komedi yani…

Şimdi bu kişiyi sevenlerden biri de benim lise öğretmenimdi. Gittim neden sevdiğini sordum. Sevebilir de… Kişisel kanaattir bu. Ama nedenini sordum. Anlattı. Ben de kendi gördüklerimi anlattım. Ben böyle bilmiyordum, eğer öyle biriyse takip etmem dedi. Etmedi. Ben bu manipülatörlere bir iki kez çattım. İş başka noktalara gitti.

SEDAT PEKER İLE TOPAL OSMAN AYNI MI?

Nasıl çattınız, bir örnek verir misiniz?

Sedat Peker, birileriyle fotoğraf çektirmiş. İktidara yakın kimselerle. Manipülatörün biri de bu tweeti almış, “Devlet mafyalarla iş tutuyor, geçmişte de oldu bu, Topal Osman gibilere çete reisliği yaptı devlet” mealinde tweet atmış.

Şimdi Sedat Peker tartışmalı bir isim olduğu için, onun iktidara yakın isimlerle yan yana olmasını eleştiriyor. Bu eleştirilir. Muhalifler de bu eleştiriyi doğru bulabilir. Bunda beis yok. Ama manipülasyon sonra başlıyor. Devlet diyor, eskiden de bunlara reislik yapar diyor. Topal Osman’ı örnek veriyor. Yani Topal Osman’a haydut demeye getiriyor. Onun reisine de mafya diyor. Sormak isterim, Topal Osman’ın reisi kim? Atatürk. Yani bu manipülatör aslında Atatürk’e mafya lideri demeye getiriyor. Ama bunu böyle manipülatif şekilde yapıyor. Açıkça söylese, Atatürkçü muhalifler tepki gösterecek. O yüzden örtülü yapıyor. Zihin bulandırıyor.

Ben bu kimseyi eleştirdim. İzah ettim durumu. Bir sürü insan da tepki gösterdi ona. Akşama baktım bambaşka bir yerden “kripto AKP’li” lafları geldi.

ATATÜRKÇÜ OLMAK MİLLETE ATILAN İFTİRALARA KARŞI DURMAKTIR’

Başka anılarınız da var mı bu minvalde?

Bir politikacının geçmişte sözde soykırımla ilgili beyanları çıkmıştı. Atatürkçü görünümlü bir hesap da manipülasyona başladı o kişiyi savunmak için. Diyor ki, tehciri İttihatçılar yaptı, Atatürk o dönemde hükümette değildi, haliyle sözde soykırımı savunmanın Atatürkçülükle ilgisi yok diyor. Yani bir insan sözde soykırımı savunabilir ve onun Atatürkçü olmasını ilgilendirmez bu durum. Öyle midir gerçekten?

Hakiki Atatürkçü olan birisi bilir ki, sözde soykırımı savunan Ermeni orijinli çeteler İttihatçıları sevmediği kadar Atatürk’ü de sevmez. Niye sevmiyorlar? Çünkü onların planlarını sekteye uğrattı. Atatürk, bu çetelerin “Ermenileri katlettirdi” diye iftira atıp astırdığı Mehmet Kemal Bey’i TBMM kararıyla şehit ilan etti. Sözün özü, Atatürk sözde soykırım palavrasına karşıdır. Açık beyanı var. Türkler bu nedenle suçlanamaz diyor. Nitekim bu nedenle Ermeni orijinli çeteler Atatürk’e 6-7 defa suikast girişiminde bulundu daha sonra. Öldürmek istediler yahu. Şimdi çıkıp da “sözde soykırımı savunmak Atatürkçülüğü etkilemez” diyebilir misin? Mümkün değil. Atatürkçü olmak millete atılan iftiralara karşı durmaktır.

Bu manipülatörlerin yalanlarını çürütüyorsun, vayy kripto AKP’li diyorlar. Gidip iktidarın yanlışlarını söylüyorsun. Bu defa başka türlü sorunlar yaşıyorsun. İki ucu pis değenek durumuna geldik. Ciddi bir sıkışmışlık var. En temel nedeni de iktidarın eleştiriye açık olmaması. Çünkü onlar öyle olunca manipülatörlerin eli rahatlıyor.

KRİPTO ATATÜRKÇÜLER NE PLANLIYOR?

Atatürkçü” görünen kriptolar neyi amaçlıyor?

Çok basit. Atatürk’ü sevenleri tavlamayı… Tavlayıp, bir takım düşünceleri Atatürkçülere aşılamak istiyorlar. Bu kimseler Atatürk’ün fotoğrafını profillerine koyarlar. Önemli günlerde de resmini paylaşırlar. Belki de bir iki söz falan. Ötesi olmaz. Ve bu kimseler özellikle Atatürk’ün “milliyetçilik” ilkesinden hiç hazzetmezler.

Size de söylüyorlar, Atatürk’ü kullandığınızı…

Evet, söylüyorlar. Ama ben sapına kadar milliyetçiyim. Ama siyasal anlamda milliyetçi değil. Ben teorik milliyetçiyim. Yani devleti millet yaşatır. Millet dediğimiz kavram toplumu “aynı ortak değerler altında bir araya getirme” gücü taşır. Atatürk, devleti kurarken bu millet anlayışını kullandı. Devleti bu anlayışa yasladı. Bugün birileri bundan rahatsız. Millet değil de din faktörüne yaslanmanın daha doğru olacağını düşünenler var. Bunu başarmış bir ülke var mı bilmiyorum. Ama doğru tercih milliyet esasıydı ve Atatürk doğru olanı yaptı. Tabii, birileri de “tek millet olmaz, bu iş halklarla olmalıydı” diyenler var. Türkiye halkları diyorlar. Atatürk’ün millet tanımını yok sayıp yeni bir tanımın peşinde koşuyorlar. Ben bu görüşe katılmıyorum. Siyasal İslamcı da değilim. Ve zamanımı Atatürk’ün resmini kullanmakla değil, onu anlatmakla harcıyorum. Onlarca bilgisel yaptım. Onu anlattım. Fotoğrafını profil resmi yapıp “sözde soykırım aslında gerçek, FETÖ o kadar kötü değil, şu partiye oy verin” diye manipülasyon yapmadım. İktidar yanlıları İmamoğlu’nun astırdığı Atatürk fotoğrafındaki ihtiyar için “Gülen’in dedesi” dediğinde sözde Atatürkçülerden hiç biri çıkıp da tek laf edemedi. Sadece Sayın Sinan Meydan ve bendeniz bu iftirayı çürüttük. İslamcı bir iftiracı üniversitede Atatürk’e iftiralar yağdırdığında sözde Atatürkçüler kıllarını kıpırdatmadı ama ben her birine tek tek delilleriyle yanıt verdim. Ben bunları anlatmaktan hicap duyuyorum ama anlaşılsın diye söylemek zorundayım. Ne yapayım.

ATATÜRK’Ü TANIMAMAK!

İnsanlar Atatürk’ü seviyor ama tanımıyor. Tanımaları lazım. Kuru sevgi neye yarar? Üstelik kuru sevgi tehlikelidir. Fotoğrafını kullanan adamın manipülasyonlarına maruz kalabilirsiniz. Benim amacım onu tanımalarıdır. Ben de naçizane tanımaya ve tanıtmaya çalışıyorum. Tanıtma misyonu, tanıma arzumu güçlendiriyor. Bunun için onlarca kitap ve araştırma okudum. Akademik anlamda emek harcadım. Ve devam ediyorum. Bu da benim mücadelem.

EN BEĞENDİĞİ SOSYAL MEDYA HESAPLARI

Con Sınov’un en beğendiği sosyal medya hesapları hangileridir? Neden?

Şimdi ben kimseye şunu takip edin diye nasihat etmek istemem. Ama kişisel olarak kendimi Attila İlhan ve Oktay Sinanoğlu’nun öğrencisi olarak görürüm. Bu iki ismin yazdığı her şeyi okurum. Bunun haricinde sosyal medyada Sinan Meydan’ı takip ederim. Erol Mütercimler’in TV programlarını izlerim. Youtube kanalı da açtı. Takip ediyorum. Ekonomi alanında Mahfi Eğilmez’i takip ediyorum. İnanılmaz bir adam. Harika… Ahmet Yavuz komutan var. Onun yazıları ve paylaştığı analizleri önemlidir.

BABACAN VE DAVUTOĞLU’NUN PARTİSİ ERDOĞAN’SIZ AK PARTİ’DİR’

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun parti kurması hangi dengeleri değiştirecek? AKP’den farklı ne hangi söylemi öne çıkaracaklar?

Çok basit. Bu partiler Erdoğan’sız AK Parti’dir. Yani tek farkları, bu partide Erdoğan olmayacak. Bunu da ilk kez 2015 yılında söylemiştim. 2017 yılında Erdoğan’sız AK Parti’nin liderini tarif ettim. İsim vermedim tabii… O tarife kim uyuyor, bugün kim parti kuruyor, ortada…

Söylemlere çok takılmıyorum. Çünkü politikacının söylemleri değil fiilleri önemli. Eğer fiillerle söylemler uyuşuyorsa o noktada söylemlere bakabilirim. Şimdi Sayın Ali Babacan çıkıp hukukun üstünlüğü derse çok ciddiye almam. Çünkü onun hükümette olduğu dönemde ağır hukuk ihlalleri oldu. Ergenekon ve Balyoz Kumpasları yaşandı. Hileli sınavlar oldu. Kendisi ne yapmış? Bunları da ben söylemiyorum, o kumpaslarda mağdur olanlar söylüyor.

ÜÇ KİŞİLİK SANTRANÇ BAŞLAYACAK

Bu iki partinin kurulmasıyla birlikte bir süredir “muhalif ve Atatürkçü” görünen bazı manipülatörler, yavaştan yavaştan bu iki partiye yatay geçiş yapacak. Şahsen böyle hesaplıyorum olabilecekleri. Çünkü iktidara karşı başka bir cephe yoktu. Şimdi üçüncü cephe açıldı ve onlar da zorunlu hizmetlerini bitirip asıl görev yerlerine dönerler. Böylece Türk siyasetinde üç cepheli bir satranç başlayacak. Üç kişilik satranç güzeldir ama. Tavsiye ederim…