Çözüm NAVTEX ve NOTAM’lar değil, Lozan’dan geçmektedir

İsmet Hergünşen yazdı...

Çözüm NAVTEX ve NOTAM’lar değil, Lozan’dan geçmektedir

Yunanistan’ın Adalar (EGE) Denizi ve Doğu Akdeniz’de devlet uygulamalarında NAVTEX (Denizcilere Seyir İkazı) ve NOTAM (Havacılara Uyarı)’lar  öncelikli hal almış durumda.

Mavi Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi gasbetmeye yönelik olarak geçtiğimiz Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nden bu yana iki aylık sürede, 11 NAVTEX ve 12 NOTAM yayımı yapan Yunanistan’ın konuyu ne kadar sulandırdığını göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Tarihin acı tecrübelerinin yanında birliğin ve dostluğun güzel örneklerinin yaşandığı bu coğrafyada, yayımlamış olduğu ikaz bilgilerini siyasi ihtirasları için kullanmaktan bile çekinmeyen Yunanistan makamlarının hareket tarzı, Avrupa Parlamentosu (AP)’nda çıktığı kürsüde Türk Bayrağına saygısızlık yapan Yunan milletvekili İonnos Lagos’un davranışından, pekte farklı yanının olmadığıdır.

Siyasi emel ve hırslarını her fırsatta Türkiye üzerinde gerçekleştirmeye çalışan Yunanistan, ilan ettiği ikazlar ile gerginliği artırıcı askeri faaliyetlerine olanca hızıyla devam ettiği gibi Lozan Barış Antlaşmasını da sürekli olarak ihlal etmektedir.

Attığı her adımda Türk düşmanlığını gündemde tutmaktan ve yaymaktan çekinmeyen Yunanistan’ın kışkırtmalarına bigane kalmaya yeminli AB, AP, NATO,  vb. kuruluşlar başta olmak üzere Batı ülkelerinin sessiz kalması da alışılmış bir durumun tekrarlanmasıdır.

Türkiye’nin güvenlik kaygıları başta olmak üzere son yıllarda yaptığı askeri, siyasi ve diplomatik hamlelerden memnun kalmayan ilgili ülke ve kuruluşların retçi  yaklaşımının altında yatan düşünce de islam fobisi ve hatalı Türkiye algısından kaynaklanmaktadır.

Yayımlamış olduğu ikaz bilgilerinin sayısı ve niteliğine bakınca gerilimi tırmandırmak için her yolu deneyen Yunanistan kendi ulusal çıkarlarını dayatarak, AB Liderler Zirvesi’nden istediği sonuca ulaşacakmıdır? Birkaç gün içerisinde göreceğiz.

Yunan siyaset ve askeri yetkililerin öncelikle Adalar Denizi olmak üzere Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’e yönelik dezenformasyon niteliğindeki provakatif söylem ve ittitfak boyutundaki eylemlerinin hezeyandan başka bir işe yaramadığı gibi iki ülkenin enerjisinin madden ve manen boşa sarfedilmesine de neden olmaktadır.

Fırsat bulduğu her anı ve ortamı kendini düşman kılma gayretinde göstermeye çalışmakta olan Yunanistan biraz cesur ve sağduyulu olabilse, Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanlarından Bülent Ecevit’in kaleme aldığı “Türk-Yunan” şiirinin dizelerinde yer bulduğu gibi gelecekte herşey bugünkünden daha iyi olacaktır.

Aramızda bir mavi sihir

Bir sıcak deniz

Kıyısında birbirinden güzel

İki milletiz

***

Bizimle dirilecek bir gün

Ege’nin altın çağı

Yanıp yaranın ateşinden

Eskinin ocağı

Bölgenin geleceği sadece Türk makamlarının değil, aynı zamanda işbirliği anlayışı içerisinde hareket etme zorunluluğunda olan Yunan makamlarının da omuzlarındadır.

Her iki ülke arasındaki ihtilaflı alanların çözülemeyecek kadar karmaşık ve teknik olmasına rağmen gösterilecek uzlaşmacı yaklaşım, Adalar Denizi’nin barış ve dostluk köprüsü olmasını sağlayabileceği gibi Türk ve Yunan halklarına da refah getirecektir.

Çözüm’ün odak noktası NAVTEX ve NOTAM’lar değil, Lozan Barış Antlaşması’ndan geçer.

Bir söz de Yunan halkına.

1922 ve 1974 yıllarında olduğu gibi günümüzde de yeniden sahnelenmeye çalışılan Türk düşmanlığının bu sefer nerede biteceği bilinmez ama Yunanistan’a bir kez daha faydadan çok zarar getireceği aşikardır.

hergunsencan@hotmail.com