Cuma hutbesinde Atatürk’ü anmayanlara cevabı kim verecek?

Cuma hutbesinde Atatürk’ü anmayanlara cevabı kim verecek?
(Sercan Küçükşahin – Anadolu Ajansı )\n

30 Ağustos 2019, Zafer Bayramı bu sene Cuma gününe denk geldi. Hem Zafer Bayramı hem de Müslüman Cemaati için kutsal Cuma günü. Birçok vatandaşımız; “Ne kadar hayırlı bir gün.” dedi. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde emperyalizme karşı kazanılan en büyük zafer böyle ulvi bir günde kutlanacaktı.  Ama nerede?

29 Ağustos 2019, Perşembe akşamı, Diyanet İşleri Başkanlığının Cuma Hutbesini yayınlandı. Hutbe de daha önceki hutbelerde olduğu gibi (Çanakkale Zaferi Haftasında da durum böyleydi.) Ulu Önder Atatürk anılmamış, bir dua bile esirgenmişti. Ne diyelim, üzüldük tabii ki de, ama şaşırmadık. Çünkü tarih yapraklarını şöyle bir karıştırdığımızda böyle bir vefasızlığın ve hayırsızlığın ilk olmadığı da biliyoruz.

Yıl 1920. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının Samsun’a ayak basışları bir yıl olmuş. Anadolu’da Emperyalizme karşı savaş başlamış. Sadece Emperyalizme mi karşı? Hayır, işbirlikçi iç düşmanlara da karşı.

Ulusal kurtuluş savaşının en tehlikeli, en bunalımlı, en korkulu aşaması, hiç şüphesiz ki, dış düşmanların yanında, içerdeki işbirlikçi yöneticiler, ulusun yararlarıyla bağdaşmayan eylemlere giren hainler, çıkarttıkları iç ayaklanmalar ve bunlarla savaşmak zorunluluğuydu[1].

Ulusal eyleme karşı başlatılan iç tepki ve ayaklanmaların ilk aşamasına  “Fetva Savaşları” denilebilir.

İlk Fetva İstanbul’dan verildi[2].  Amacı tüm Müslüman Anadolu Halkını, ulusal eylemcilere (Mustafa Kemal ve silah Arkadaşları) karşı kışkırtmak, onlara karşı cihat açtırmak, öldürmek ve bağımsızlık ateşini söndürmekti.

Padişahın Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah imzalı 5 Nisan 1920 tarihli İstanbul Fetvası bu amaç kapsamında yayınlanıyordu.

Bu fetva ile Padişah Vahdettin ve onun başbakanı Damat Ferit, ulusal baş kaldırıyı ve bu eylemi yürütenleri din kisvesi altında şeriat kuralları ile yok etmek istemekte, Müslüman halkı kışkırtmak için dini inançları sömürmekteydi.

Ama bu hainliğe, Mustafa Kemal ve ulusal eylem yanlısı Anadolu’daki müftü, din adamları dur dediler. “Ferman Padişahındı.” ama Anadolu’da, kahraman, cesur, vatansever, aydın din adamları vardı.

Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi ve 153 müftünün imzasıyla karşı bir fetva yayınlanarak tüm yurda duyuruldu. Oyun bozuldu. Bu fetva, İstanbul’un fetvasını yok saymak, onu Müslüman halkın önünde geçersiz kılmak için çıkarıldı.  Geçersiz kıldı da. Çünkü Türk Milleti vatanına, vatanseverlerine, Paşasına sahip çıktı, karşısındakiler padişah da, şeyhülislam da olsa din bezirgânlarına yol vermedi.

Durum böyle.  Türk Devrim Tarihi de aslında bu ikilem içinde gidip geliyor.  Gidecek de.

Bir yanda halkın dini duygularını sömüren siyasiler ve bunlara kucak açan din adamları, bir yanda “Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır”  düsturunu bayrak edinmiş Mustafa Kemal Atatürk sevdalıları.

Bugün Cuma hutbesiyle Ulu Önderi yok saymaya çalışanlara aydın din adamları gerekli cevabı verecektir. Bu ruh ve kabiliyet tarihimiz içerisinde mevcuttur. Türk Devrim ve inkılâpları ilelebet payidar kalacaktır.

Siz hutbelerinizde yer vermeyin! Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları Türk Milletinin kalbinde ve dualarındadır. Bu dua ve sevgiyi silemezsiniz, yok edemezsiniz.  Ruhunuz şad olsun.

Son tahlilde, tüm şehitlerimizi,  Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi, nezdinde ona destek veren 153 müftümüzü ve aydın din adamlarımızı bu vesileyle saygı ve minnetle selamlıyorum.  Zafer Bayramımız kutlu olsun.

(E) Mu. Kur. Albay V.Murat TULGA

 

[1] TÜRK DEVRİM TARİHİ, SUNA KİLİ, TÜRK İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI

[2]  Fetvaların Türkçeleştirilmiş metinlerine “TÜRK DEVRİM TARİHİ, SUNA KİLİ, TÜRK İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI”ndan ulaşılabilir. (Sayfa 99-103)