Bölücü açılım süreci kapsamında TBMM’de “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla kurulan komisyonun ikinci toplantısı dün yapıldı.
Toplantının tam kapalılık ilkesiyle yapılması kararı oy birliğiyle alındı.
Toplantı tutanaklarının 10 yıl boyunca kamuoyuna açıklanmayacağı ifade edildi.
CVP’DEN TEPKİ GELDİ
Komisyon toplantısı hakkında alınan ‘gizlilik’ kararına Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi’nden (CVP) tepki geldi.
CVP Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tuna Kolbaşı, imzasıyla partinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk milleti, tarih boyunca bağımsızlık karakteriyle var olmuş bir millettir. Ne var ki, bugün neoliberal politikaların, yozlaşmış eğitim sisteminin, kültürel dejenerasyonun ve etnik bölücü terör ve siyasetin devlet tarafından muhatap alınarak komisyonlarda gizli görüşmelere varan ihanet dizgesinin etkisiyle millet olma vasfını yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır” denildi.
“Bunda AKP/MHP/DEM yanında, CHP’nin de açık desteği vardır” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada; Cumhuriyet’in, emperyalizme karşı verilen bir bağımsızlık savaşının ürünü olduğu vurgulandı. CVP, “Bugün geldiğimiz noktada, yeni bir Cumhuriyet devrimi kaçınılmazdır” ifadelerini kullandı.
‘ AKP/MHP/DEM YANINDA, CHP’NİN AÇIK DESTEĞİ VARDIR’
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Kurgulanmış siyasette kendi iradesinin temsil edilmediğini düşünen tüm vatandaşlarımıza!
Türkiye, tarihinin en karanlık ve çürümüş dönemlerinden birini yaşamaktadır.
Tekelci kapitalizmin acımasız sömürü düzeni, küresel şirketlerle ve iktidarla işbirliği yapan Türk burjuvazisinin eliyle milletin sırtına bir kambur gibi yüklenmiş durumdadır.
Bu düzen, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve kültürel bir işgal projesidir. İktidara gelişinden bu yana, NATO ve Gladyo merkezli, FETÖ-AKP işbirliğiyle perçinlenen bu karanlık ittifak, Ergenekon ve Balyoz gibi kumpaslarla Türk Silahlı Kuvvetleri’ni etkisizleştirmiş, 75 yıldır NATO’nun stratejik kuşatması altındaki milli orduyu, ordu-millet iradesini felç etmiştir.
Ergenekon ve Balyoz davaları, Türk ordusunun vatansever subaylarını tasfiye etmek, TSK’yı NATO’nun çıkarlarına tamamen bağımlı hale getirmek için sahnelenen bir tiyatroydu. FETÖ’nün hukuk kisvesi altında yürüttüğü bu operasyonlar, AKP iktidarının da desteğiyle, Türkiye’nin savunma mekanizmalarını çökertti. Ordunun etkisiz bırakılması, milletin direnç noktalarının tek tek kırılması anlamına geliyordu.
Bugün TSK, itibarını ve operasyonel özerkliğini kaybetmiş, küresel güçlerin memurlarının direktiflerine mahkûm edilmiştir.
Türk milleti, tarih boyunca bağımsızlık karakteriyle var olmuş bir millettir. Ne var ki, bugün neoliberal politikaların, yozlaşmış eğitim sisteminin, kültürel dejenerasyonun ve etnik bölücü terör ve siyasetin devlet tarafından muhatap alınarak komisyonlarda gizli görüşmelere varan ihanet dizgesinin etkisiyle millet olma vasfını yitirme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Küresel kapitalizm, gençleri tüketim çılgınlığına, bireyciliğe ve tarihsizliğe mahkûm ederken, Cumhuriyet’in kurduğu aydınlanma çizgisi sistematik olarak yok edilmektedir.
Halkın çok küçük varsıl kesimi gününü gün eder, bir kısım aymazlar ellerinden gitmekte olan vatanın hâlâ farkına varmadan yaşarken, emekli ve emekçi halk için sömürü ve yoksullaşma dayanılmaz ve yaşanılmaz boyutlara ulaşmıştır.
Bunda AKP/MHP/DEM yanında, CHP’nin de açık desteği vardır.
‘YENİ BİR CUMHURİYET DEVRİMİ KAÇINILMAZDIR’
Mustafa Kemal Atatürk ve Türk milletinin kurduğu Cumhuriyet, emperyalizme karşı verilen bir bağımsızlık savaşının ürünüdür.
Bugün ise aynı Cumhuriyet, içten ve dıştan gelen saldırılarla çürütülmüş, kurumları işlevsizleştirilmiş, ruhu unutturulmuş durumdadır.
Ancak tarih gösteriyor ki, Türk milleti en zor zamanlarda bile dirilmesini bilmiştir.
Her sıkışma bir patlamaya, her toplumsal birikim bir devrime gebedir.
Bugün geldiğimiz noktada, yeni bir Cumhuriyet devrimi kaçınılmazdır.
Bu devrim, yalnızca siyasi bir dönüşüm değil, aynı zamanda ekonomik tam bağımsızlık, kültürel uyanış ve Türk milletinin, kültürünün ve bilincinin yeniden inşası olacaktır.
Etnik sorun yoktur, emperyalizmin kuşatmasına karşı yeniden “Millet” olma sorunu vardır.
Türkiye, bugün bir kırılma noktasındadır. Ya tamamen sömürgeleşecek ya da yeni bir devrimle ayağa kalkacaktır.
Tarih, bu topraklarda zulme boyun eğmeyenlerin zaferleriyle doludur.
Cumhuriyet’in çürüyen kalıntılarından, yeni bir Türkiye doğacaktır.
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!
Yaşasın Cumhuriyet Devrimi!”
Kurgulanmış siyasette kendi iradesinin temsil edilmediğini düşünen tüm vatandaşlarımıza!
Türkiye, tarihinin en karanlık ve çürümüş dönemlerinden birini yaşamaktadır.
Tekelci kapitalizmin acımasız sömürü düzeni, küresel şirketlerle ve iktidarla işbirliği yapan Türk… pic.twitter.com/Nc3U41hBzo
— Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi (@cvpgenelmerkez) August 9, 2025

Önce gizlilik abi. Bu ülkenin vatanseverleri azınlıkta, bir avuç insan. Düşmana entrika ve gizlilik şart. Her meslekten insandan Atatürkçü istihbarat ağını kurmamız şart. Bir de dostla ilgilenecek Atatürkçü de lazım. Atatürkçüler hep düşman odaklı; gözleri düşmandan başka bir şey görmüyor. Düşman tehditleri ile ilgilenmek bizi diri tutar ama sırf düşmana odaklanır analiz edersek dostun yeteneklerinden mahrum kalırız. Dostu görmezden gelirsek yeteneklerini kullanmaya kullanmaya körelir. Atatürkçülerle de ilgilenin Atatürkçüler.