1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Davutoğlu’ndan ‘açılım’ yorumu: Demokrasi parça parça gelmez

Davutoğlu’ndan ‘açılım’ yorumu: Demokrasi parça parça gelmez

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bölücü açılım sürecine ilişkin açıklamasında "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının olduğu, göz ardı edildiği şekilde devam eden tutuklamalar varken bu raporlar eksik. Hep beraber demokratikleşeceğiz, demokratik bir ortama ulaşacağız ya da parça parça demokrasi getireceğiz demek, demokrasi getirmeyeceğiz demektir. Hep beraber tam ve özgür, kamil bir demokrasi kurmamız lazım" dedi.

featured

TBMM’de parlamento muhabirleriyle sabah kahvaltısında bir araya gelerek gündemi değerlendiren Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Davutoğlu, dün TBMM Genel Kurulunda Adalet ve İçişleri Bakanlarının yemin töreninde yaşanan tartışmaya yönelik soruyu “Dünkü Meclis tablosu böyle bir tablo muydu Allah aşkına? Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden daha değerli bir kurum var mı? Sayın Cumhurbaşkanı devleti temsil eder ama bu devleti Türkiye Büyük Millet Meclisi kurdu. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ilk unvanı da Meclis Başkanı’ydı. Şimdi dünkü tabloya bakıyorum. Kurallar belli. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz. Sayın Cumhurbaşkanı atama yapmış. Eleştirebilirsiniz. Gelip yemin edecekler. Tepkinizi gösterirsiniz ama bu tepki asla Meclis’in mahiyetini zedeleyecek bir tepki olmamalı” diye yanıtladı.

‘CUMHURBAŞKANI YETKİSİNİ KULLANMIŞTIR’

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Akşam utanç duydum. Yumruklar savrulmuş. Marşlar eşliğinde bir milletvekilinin başka bir milletvekiline saldırısı… İktidar sosyal medyasında neredeyse Genç Osman marşlarıyla paylaşımlar… Bu ne haldir? Dışişleri Bakanıyken hep şu refleksim vardı: Bu görüntüler dünyada yayınlanırsa nasıl algılanır? Şimdi biz başka ülkelerin görüntülerine bakıp tebessüm ediyoruz. Peki dünkü görüntü Türkiye Cumhuriyeti gibi 2000 yıllık devlet geleneği olduğunu iddia eden bir devlete yakıştı mı? Dünkü tablonun içinde yer alanların hepsi, iktidarıyla muhalefetiyle, Türkiye’nin kurumsal görüntüsüne zarar vermiştir.

Üç kurumun itibarı çok önemli: siyaset, adalet, diyanet. Bunlara güven kalmadı mı toplum çözülür. Siyaset itibar kaybetti mi? Evet. Parti milletvekili transferleri… İktidar kadar ana muhalefeti de aynı ölçüde eleştiriyorum. İktidarın yaptığı transferlere karşı çıkacaksın, sen de başka partilerden milletvekili transfer edeceksin. Bu kabul edilemez. İktidar ve muhalefet birlikte siyasetin itibarını korumaya ahdetmezse siyaset itibar kazanmaz. Bir gün söylediğini ertesi gün reddedenler… Yolsuzluk konusunda ‘O benden daha çok yapıyor.’ demek siyaset değildir. Adalet… Türkiye’de adalete güvenen kaldı mı? Adalet yoksa hiçbir şey yok. Dünkü atamalar. Adalet ve İçişleri Bakanlığı, göreceğiz. Peşinen kredi vermem, peşinen karşı da çıkmam. Cumhurbaşkanı yetkisini kullanmıştır. Bakacağız. Belki iyi yaparlar. Ama eğer bu atamalar, ülkede bir içişleri ve adalet sorunu olduğu kabul edilerek yapıldıysa, o zaman doğru bir teşhistir.”

‘YARGIYI BİR SİYASİ AYGIT HALİNE GETİRİRSE KARŞI ÇIKARIZ’

Adalet Bakanı’nın güven tesis eden adımlar atması halinde kendisini destekleyeceklerini belirten Davutoğlu, “Dışarıdan, içeriden gelecek baskılara direneceksin ve mafyatik bütün yapılara savaş ilan ederse, uyuşturucu mafyalarına savaş ilan ederse arkalarında oluruz. Ama bu çeteler… 2016’da Türkiye’de hiçbir çete yoktu. Ben Başbakan’ken bakıyorum, hiçbir çete yoktu arkadaşlar. Ne değişti Türkiye’de? Ama bu çeteleri manzur gösterecek bir iş yaparsa karşısında oluruz. Adalet Bakanı da aynı şekilde güveni tesis edip adımlar atarsa niye desteklemeyeyim? Ama Adalet Bakanlığı’nı bir siyasi aygıt alanı haline getirirse tabii ki siyasi kimliği olur ama yargıyı bir siyasi aygıt haline getirirse orada karşı çıkarız” diye konuştu.

‘HEDEF GERÇEK ANLAMDA DEMOKRATİK BİR ORTAMIN SAĞLANMASI’

Davutoğlu, bölücü açılım sürecine ilişkin soruları şöyle yanıtladı:

“Arkadaşlarımız bize sunum yaptılar. Ama şimdi tabii rapor kamuoyuna açıklanmadığı için, raporda raporun müktesebatı ile ilgili bir şey söylemem doğru değil. Bir sürecin zorlukları olur. Ama sürecin neticesinde ulaşmak istediğiniz hedef önemlidir. O hedef nedir? Türkiye’de gerçek anlamda demokratik bir ortamın sağlanması ve terörle birlikte bütün şiddet unsurlarının yok edilmesi. Bunu sağlayacak olan, sağladıktan sonra şu anda tartışılan birçok konunun tartışılmaktan çıkacağını göreceksiniz. Ama bu sağlanamazsa, şu anda tartışılamayan birçok konu dahi gündeme gelecek. Toplumsal hassasiyetler var. Herkesin bu hassasiyetleri gözetmesi lazım. Ama aynı zamanda da bu sürecin başarılı olması lazım.

Bir ay önce Suriye’deki tabloyu gördüğüm için, Halep çatışmaları öncesinde birçok televizyon programında Suriye’ye bağlanarak sürecin olumsuz etkilenebileceğini, herkesin gereken adımları atması gerektiğini söyledim ve Suriye’de tanıdığım, ulaşabildiğim herkese de bu mesajı ilettim. Ben de bir, ne diyeyim, bir tedirginlik, bir kaygı vardı. Ama şimdi Suriye’deki gelişmelerden sonra bu kaygı büyük ölçüde giderildi. Sayın DEM heyeti geldiğinde, kendileriyle de ki her zaman açık yürekli konuşurum, onlarla da bu konuları hep, paylaştık. Geçen hafta geldiler, ondan önce geldiler. Onlara da ifadeler ettim. Şimdi hepimizin görevi süreci başarıyla hedefine ulaştırmak. Bu anlamda hedefe odaklanmak lazım.”

‘BARIŞ VE UZLAŞMA İKLİMİ OLUŞTURACAKSANIZ DEMOKRATİK REFORMLAR ŞART’

TBMM Başkanlığı tarafından Meclis’te grubu bulunan siyasi partilere gönderilen komisyon raporunun kendilerini tatmin edip etmediği yönündeki soruyu da yanıtlayan Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Arkadaşlarımızın katkıda bulunmaları dolayısıyla o rapora ben olumsuz bir şey yüklemek istemem. Ama tatmin etti mi derseniz, ben hani bizzat biz Gelecek Partisi olarak ya da ben yazmış olsam, açık söyleyeyim, Türkiye anayasal hukuk bakımından vatandaşlar arasında ayrım yapamaz. Yani bir terör örgütünü tasfiye ederken, toplumsal bir barış ve uzlaşma iklimi oluşturacaksanız mutlaka bunun genel demokratik reformlarla desteklenmesi lazım.

Bu reformlar daha desteklenmezse, beraat dahi etmiş olan, suçsuzluğu tespit edilmiş olan KHK’lılar neredeyse sivil ölüme mahkum edilirken, elinde silahı bıraktı diye bir başka örgütün geçmişte suç işlemiş unsurlarını affetme konusu toplumsal vicdanı yaralar. Sadece KHK demiyorum veya düşüncesinden dolayı hapiste yatan gazeteciler hapiste yatmaya devam ederken, yasal düzenlemelerle o gazetecilerin, o düşünülen insanların karşı da olabilirsiniz, öngören, ona da tedbir alan bir şey getirmezseniz, siyasi tutuklunun mahiyetinde olan yolsuzluklara bunu demem. Yolsuzluklara asla taviz vermem. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının olduğu, göz ardı edildiği şekilde devam eden tutuklamalar varken bu raporlar eksik. Hep beraber demokratikleşeceğiz, demokratik bir ortama ulaşacağız ya da parça parça demokrasi getireceğiz demek, demokrasi getirmeyeceğiz demektir. Hep beraber tam ve özgür, kamil bir demokrasi kurmamız lazım.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!