Bölücü açılım süreci kapsamında kurulan komisyon rapor çalışmalarına hazırlanırken DEM Parti de süreçle ilgili önerilerinin yer aldığı raporunu tamamladı. Raporda, devletin temellerini oluşturan “ulus devlet” anlayışı ve Lozan Antlaşması hedef alındı.
Kurtuluş Savaşı döneminde kurulan 1. Meclis’in ve 1921 anayasasının övüldüğü raporda “1923’te Lozan Anlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte deyim yerindeyse rüzgâr tersten esmeye başlamıştır. Cumhuriyetin kuruluşunun hemen öncesi ve hemen sonrasında kurucu siyasal özne olan görece demokratik ya da muhalif eğilimler, 1923 yılıyla birlikte ulus devletçi eğilimlerin müdahaleleriyle gerilemeye ve mevzi kaybetmeye başlamıştır” denildi. Raporun genelinde de ulus devlet anlayışı, “anadil, yerel yönetimlerde özerklik” gibi kavramlar üzerinden eleştirildi ve “ulus devlet merkezli güvenlik siyasetinin değiştirilmesi” istendi.
ÖCALAN’A ÖZEL BÖLÜMLER
Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, raporda terörist elebaşı Abdullah Öcalan’ın görüşlerinin farklı başlıklarda paylaşıldığı bölümler yer aldı. “Demokratik çözüm perspektifi ve barış stratejisinde Abdullah Öcalan’ın rolü” ana başlığı altında işlenen bu bölümde “Öcalan’ın stratejik barış anlayışı”, “Öcalan’a göre Kürt meselesi” gibi alt başlıklar işlendi. Bu bölümde “Öcalan’ın sadece bir müzakereci olmadığı” savunularak “Sürecin gerçekten barış ve demokratik toplumun inşası yönünde hayata geçirilebilmesi için aynı zamanda Öcalan’ın özgür yaşam ve çalışma koşullarının oluşması gereklidir” denildi.
Öcalan için “Kürt halkının varlık ve haysiyet kazanma tarihinin baş aktörü” tanımlaması yapılan raporda “Öcalan’a yönelik hukuki yaklaşım, aynı zamanda Kürt halkına yönelik hukuki yaklaşımı da yansıtmaktadır” değerlendirmesine yer verildi. Öcalan için fiziki özgürlük istenen raporda “Öcalan, sürecin gereklilikleri ve barışın toplumsallaşması açısından dilediği heyetlerle, kişilerle ve basın mensuplarıyla görüşebilmelidir. Bu aşamada ve umut ilkesi hayata geçirilinceye kadar özgür çalışma, erişim, barınma ve iletişim koşullarının sağlanması gereklidir” ifadeleri kullanıldı.
DEMİRTAŞ’IN GÖRÜŞLERİ YOK
Öte yandan; raporda Selahattin Demirtaş’ın görüşleri raporda yer almadı. Adı raporda 4 kez geçen Demirtaş için “Başta Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay,Osman Kavala olmak üzere politik nedenlerle yargılanan ve içerde tutulan tüm mahpuslar tahliye edilmelidir” ifadelerine yer verildi.
Aynı şekilde raporda başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan belediye başkanlarının yaşadıklarına ve ismine değinilmedi. Sadece “Kürt meselesindeki güvenlikçi çizgi, muhaliflere yönelik ‘düşman ceza hukuku’ uygulamalarını yaygınlaştırmış; suçsuzluk karinesi ve lekelenmeme hakkı fiilen askıya alınmıştır” denildi.
ANAYASADA DEĞİŞİKLİK İSTEĞİ
Silah bırakanlarla ilgili düzenleme önerileri de yer alan raporda “suç işleyen-işlemeyen” ayrımı yapılmaması talep edildi. Aynı şekilde silah bırakan örgüt mensuplarının istihdama katılımlarının sağlanması, sosyal güvenlik haklarının olması, ifade özgürlüklerinin kısıtlanmaması gibi taleplerde bulunuldu. Bunun dışında raporda yer alan “Çatışma döneminde atanmış olan vali, kaymakam, emniyet müdürü, jandarma komutanı gibi kamu yöneticileri barış sürecinin gereklerine uygun olarak gözden geçirilmeli.
Bölgeye çatışmalı dönem için sevk edilen özel harekât birlikleri, operasyon timleri ve batıdan gönderilen askeri birliklerin geri çekilmesi sağlanmalı” gibi öneriler de dikkat çekti. Anadilde eğitim ve anayasada değişiklik de talep edilen raporda “Süreci taçlandıracak anayasal değişiklikler yapılmalıdır. Anayasa’nın 42. (anadilinde eğitim), 66. (vatandaşlık tanımı) ve 127. (idari vesayet) maddeleri üzerinde düzenlemelere gidilmelidir. Anayasanın başlangıç bölümü, barış odaklı bir dille yeniden yazılmalıdır” talepleri sıralandı.
CUMHURİYET DÜŞMANLARI İÇİN DE TALEP
Raporda “Şeyh Said, Seyit Rıza, Said-i Nursi gibi tarihsel şahsiyetlerin mezar yerlerinin bilinmemesi, Kürt halkı için bir nevi açık yara ve bitmeyen yastır. Yaranın kapanması, yasın bitmesi için mezar yerleri açıklanmalı ve cenazeler ailelerine teslim edilmelidir” talebinde de bulunuldu.
‘ZIRHLI ARAÇLAR GEZMESİN’
Sözcü’nün haberine göre raporda şu ifadelere yer verildi:
“Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde zırhlı araçlarla yapılan devriye uygulamalarına derhal son verilmelidir.
Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde kamu hizmetleri çok dilli olarak sunulmalı. Özellikle şehir içinde yaya haklarıyla ilgili trafik işaretleri Kürtçe yapılabilmelidir. Meclis’te Kürtçe ifadeler ‘bilinmeyen dil’ yerine Kürtçe kaydedilmeli.”
ABD köpeği teröristler
Türk Milleti sabırla bekliyor.
Ya İstiklal Ya Ölüm
Görevlerini yapıyorlar, şaşırmaya gerek yok. AKP, MHP, CHP vd. Hepsi görevini yapıyor.